top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 336 sonuç bulundu

  • *D- METOD BİLGİSİ

    "Metot" varılmak istenen hedefe en emin ve kestirme yollardan ulaşmak için önceden bilinen ve bilinçli bir şekilde hazırlanmış, planlanmış, programlanmış yollardır. Bilginin sağlıklı bir şekilde aktarılması, kalıcı olması, tutum ve davranışlara yansıması, beklenen başarının temininde etkili bir eğitim yöntemidir. İlk sorumluluk eğitimciye aittir fakat                  öğrencilerin de bilgiyi almaya hazır olmaları önemlidir. Öğretmenin öğrencilerini istediği seviyeye ulaştırabilmesi için önce kendisinin derse güzel hazırlanması, talebelerini de bilgiyi almaya hazır hale getirmesi gereklidir.  Bu noktada "Öğrencilerin kendilerine has özelliklerini (ferdî farklılıklarını) ” iyi bilmesi gerekir. Öğrenci velileri ile ahenkli bir işbirliği içinde olabilmek öğretmenlerin bu konuda yüklerinin hafiflemesine olanak sağlar. Öğrencilerin başarılarına katkısı olan metotların tatbiki ve beklenen başarının gerçekleşmesi için bazı alışkanlıkları çocuğa kazandırmak gereklidir. E- BELLİ BAŞLI ÖĞRETİM METODLAR Eğimde yasaklanan şeylerin yerine alternatiflerini getirmek, şunu, şunu yapmayın!  Denildiğinde ona karşılık nelerin yapılabileceğini açıklamak lazımdır. Tek yönlü ve devamlı yasaklar getirmenin yanlış bir eğitim şekli olduğu hemen, hemen tüm eğitimcilerin kabul ettiği bir eğitim hatasıdır. ETKİLİ BAZI METOTLAR 1- TEDRİCİLİK METODU. 2- TARTIŞMA (münazara)  METODU. 3- ANLATMA (Takrir) METODU. 4- SORU-CEVAP METODU. 5- TEKRARLAMA (Egzersiz) METODU. 6- ÖYKÜ (Kıssa) METODU. 7- DUYGULARI EĞİTME METODU. 8- İKNA EDEREK EĞİTME METODU. 9- KAVRAMLARI ZIDDI İLE ANLATMA METODU.   F- PLAN VE PROĞRAM . Plân, uygulanacak öğretimi detaylarıyla beraber önceden hayalde kurgulamaktır. "Bunun için öğretmen en önce sene içinde işleyecekleri üniteleri, zamanını ve hangi amaçla  hazırlayacağını zihninde toparlar sonra da karar verdiği dersleri "Yıllık"  "Haftalık" "Günlük" listeler ve metinler halinde yazılı olarak tespit eder. Böylece her seviyeye göre hazırlanmış bir planlamayla müfredat programı tayin edilen süre içinde aksamadan uygulaır. Dini eğitim için öğretime başlama yaşı 4 dür. Önce  Elif-Ba ile Kur'an öğretimi başlar. Sonra İtikat, İbadet, Siyer (Peygamberlerin Hayatı), Güzel Ahlâk konularını içeren dersler işlenmeye başlar. Öğretim yaşı gelene kadar bu bilgiler, resimli hikâyeler, sözlü anlatımlar, masal ve hikâyeler oyun unsuru ile de birlikte uygulanır.  Takrir (anlatma) metodu ile çocuklara anlatılan konular soru-cevap metodu ile pekişir Konunun işlenişi 20-25 dakika içine sığdırılmalıdır. Okul öncesi çocuklarının bu süre sonunda dikkatlerinin dağıldığı unutulmamalıdır. Bir dersin verimli olabilmesi, öğrencilere yeterli bilginin tam ve eksizsiz verilmesi gerekir. Bunun için öğretmenin bir ön çalışma yapması lazımdır. Önce plan ve program hazırlanır.  Çeşitli plan ve program modelleri vardır. Müfredat programı: Bir yıl içinde öğretilecek bilgi ve becerilerin içeriğidir. Okuma yazma ilköğretim birinci sınıflarda başlar. Amaç, bireyi okur yazar yapmak bilimsel çabalarla çocuğa okuma ve yazma becerisi kazandırmaktır.

  • *C- MOTİVASYON (YÖNLENDİRME

    Motiv bireyi herhangi bir şeyi tercih etmeye, bir hareket yerine diğer bir hareketi seçmeye teşvik eden itici kuvvetlerdir.  “Yarış, Sadece Kazanma Umudu Olduğu Zaman Motive Edicidir.Yönlendiricidir ” KİM SANG (Wed (Actor Kim Sang.Sang-kyung to Wed . The Korea Times 13 Ağustos 20007-26 Eylül 2012 tarihinde kaynağından arşivlenmiştir. ÖĞRENCİLERİ MOTİVE EDECEK UYGULAMALAR -Öğrenmeyi adım, adım ilerletin. -Sonuçlar gibi ilerlemeyi de ödüllendirin. -Yeni kavram ve becerileri öğretirken yardımlaşma metoduna önem verin. Hatalardan çok doğrular üzerinde yoğunlaşarak bunlardan başarılar çıkarın “ Ayın öğrencisi”  buna benzer etkinliklere ve ödüllendirmeye önem verin. -Öğrenciler ilginç ve hazırlıklı öğretmenlerden öğrenmeyi tercih ederler. Verdiği bilgileri öğrenmek için istek duyarlar. Bunu unutmayın. -Öğrencilerinizi asla ceza tehdidi veya yerine getiremeyeceğiniz vaadlerle oyalamayın. -Gerçek hayatta bilgilerini nasıl kullanabileceklerini göstermek için ortamlar hazırlayın. -KABİLİYETLİ ÖĞRENCİLERİ, Onların bilgilerine başvurarak cesaretlendirmek, araştırma yapmalarını ve bilgiye ulaşacak yolları keşfetmelerini tetikler.. -Kıssalar ve kinayeli olaylardaki benzer fikirleri karmaşık ve yeni bilgileri tanımlamada yardımcı olarak kullanın. -Yetişkinler “Sıkılgan öğrenciler”  gurubunu teşkil ederler. Önce onların sorunları ile ilgilenin. -Öğrenciler onlara yardımcı olacağınıza ve değerli tavsiyelerle kendilerine yol göstereceğinize inanırlarsa öğrenmek için daha fazla motive olurlar. -Onların özel sorunları ile ilgilenin ve doğru olanı kabul etmeleri için onlara “İkna etme”   metodu ile yaklaşın.

  • Bebeklerde ve Çocuklarda Havale Sorunu.

    Bebeklerde Havale Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir? bebeklerde havale belirtileri ve acil durum müdahalesi eğitimi, söz konusu bebek yaşamı olması nedeniyle her çocuklu ailenin önceliği olmalıdır. Havale çok yüksek ateşe bağlı olarak beyin fonksiyonlarını etkileyen çok önemli bir durumdur.     Beyin, elektrikle çalışan bir organdır. Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çevirebilme özelliğine sahip olan beyin hücrelerinde  (Nöronlar) oluşan bu enerji dönüşümü ile beyin, omuriliğe, kaslara ve diğer organlara sinyaller gönderir. Vücuttaki organlar, beyinden aldıkları sinyaller doğrultusunda işlev görürler. Bu mekanizmadaki olası bozukluklar, beyin ve organlar arasındaki etkileşimi bozar. Buna bağlı olarak, farklı dengesiz davranışlar meydana gelir. Havale, çok önemli bir sağlık sorunudur ve en belirgin semptomu aşırı yüksek ateştir. Özellikle ufak bebeklerde, havale belirtileri   görüldüğünde acilen bir sağlık kuruluşuna götürülmesi gerekir. Ancak aile bu konuda eğitimliyse, ilkyardım müdahalesi evde yapılır. Durum ağırlaştığında bebeğin mutlaka hastane ortamında müşahede altına alınıp, tedavisi yapılmalıdır. Bebeklerde Havale Belirtileri Nelerdir?     Yüksek ateşle beraber kontrolsüz davranışlar görülür. Havalenin belirtileri arasında olan aşağıdaki durumlara dikkat edilmelidir. · Bebekte  bilinç kaybının başlaması. · Bebeğin gözlerinde dengesiz hareketlerin görülmesi. · Bebeğin ağzından köpüksü maddelerin gelmesi, · Bebeğin ses ve konuşma şeklinin bozulması, sıra dışı sesler çıkarması, · Dilini ısırması, idrarını tutamaması, tükürüğünü tutamaması gibi durumların görülmesi.. Havalenin Esnasında Kas Kasılması Olur Mu? Havale, ataklarında kas kasılmaları, vücudun bir tarafı bazen birden fazla kısmında şiddetli kasılmalar olabilir. Bu kasılmalar tonik/kronik Kontrolsüz) kasılmalardır. Önemle üstünde durulması gerekir. Havalenin Belirtileri İçinde Bilinç Kaybı Var Mıdır? Havale geçiren kişi o anda olanları farkına varmaz, tepki vermez, hareketleri ve davranışları bilinçli değildir. Havalede Kontrolsüz Göz Hareketleri Olur Mu? Gözleri belli bir noktaya takılı kalır, bazen gelişi güzel ve kontrolsüzce hareket eder. Göz kaymaları ve aşırı hızlı hareketler görülebilir.. Havalede Ağız köpürmesi Görülür mü? Havale halindeyken, tükürüğün miktarının artmasına bağlı olarak ağzından köpüklerin çıktığı görülebilir Havalenin Fiziksel Belirtileri Var Mıdır? Bu belirtilere ek olarak hastanın altını ıslattığı, dilini ısırdığı, ağzından tükürük aktığı gibi fiziksel belirtiler de vardır. Havale Geçiren Hastaya Nasıl Yardım Edilir? Havale geçiren hastaya yardımcı olmak, kendisine ve çevresine zarar vermesini önleyecek tedbirler almak gerekir. Kontrol kaybı yaşadığından yanında kesici nesneler varsa kaldırılmalıdır. Rahatça soluk alması sağlanmalı, ensesinin altı bir şekilde yükseltilerek  soluk borusu açık tutulmalıdır. Kusması halinde yan çevirilmelidir. Doktoruna bilgi vermek amacıyla, nöbetin başlama ve bitiş saati bir yere yazılmalıdır. Bu nöbet hastanın ilk nöbetiyse, biraz toparlanınca derhal hastaneye nakledilmelidir. Bebeklerde Havale Sebepleri Nelerdir? Havaleyi oluşturan bazı faktörler vardır, nörolojik kökenli bir bozukluk olan havale nöbetleri, genellikle çok yüksek ateşle başlar. Diğer etmenlerse şöyledir. ·     Epilepsi hastalığı, ·     Yüksek ateş. ·      Başın travmalara maruz kalması. ·      Bazı metabolik dengesizlikler. ·      Kullanılan ilaçlar. ·      Toksinler. ·      Enfeksiyonlar. ·      Nörolojik kaynaklı hastalıklar. Gibi faktörler havalenin oluşmasına ve atakların tekrarlamasına sebep olabilir. Tekrarlayan havale nöbetleri yaşayan hastalar, doktor gözetiminde olmalı ve rutin kontrollerini ihmal etmemelidir. Havale Tedavisi Nasıl Yapılır?   Hastalık, beynin normal elektrik düzenini ciddi şekilde bozar. Tedavi de esas olan, atakların kontrol altına alınması ve tekrarının önlenmesidir. Tedavi edilmediği takdirde, kötü sonuçlar verebilir. Havalenin  Farklı tedavi yöntemleri vardır. İlaç ve diyetle tedavi edilme olasılığı yanında beyin cerrahisi de uygulanabilir. Duruma göre, Vakus Sinir Stimülasyonu ve Nörolojik Rehabilitasyon yöntemleri de uygulanan yöntemler arasında zikredilmektedir.

  • ÇOCUĞUNUZU TANIYIN

    1-Yemek konusundaki tutumlarına dikkat edin. Dengeli beslenme noktasında onun zevklerine de itibar edin. Sevmediği fakat sağlığı için yararlı olacağını düşündüğünüz besinleri yedirebilmek için inatçı bir ısrar yerine o yiyecekleri severek yemelerini sağlayacak çareler bulmayı deneyin. 2 - Yavrunuza yaklaşımınızı kolaylaştırıcı ipuçlarını yakalamaya çalışın. Nelerden hoşlanıp nelerden nefret ettiğine dikkat edin ve davranışlarınızı buna göre ayarlayın. 3- Sevdiği bir şeyi vermek için bağırıp çağırmasını, tepinip ağlamasını beklemeyin. Bu davranışların  sonunda istediği verilen çocuklar bunu kullanacak ve her istediğine bu yolla     ulaşabileçeğini  düşünerek  devam edecektir. Şayet istediği şey ona verilemeyecek bir şeyse  istediği şeye "Hayır" denildiğinde bunun kesin bir hayır olduğunu anlayabilmesi için kararlı olmak ve asla verilmeyeceğini öğretmek şarttır. Verilebilecek bir şeyse ondan esirgemeyin hatta istemeden vermek olası istenmeyen davranışlarını önler. 4- "Hayır" ları çok dikkatli kullanın, sık sık "Hayır" demeyin. 5- Her hatayı görmeyin, hataların yönünü güzel davranışlara dönüştürebilme kıvraklığını yakalayın. 6- Çocuğunuzu ilgiyle dinleyin ve ona güvenin. Dinlerken göz kontağı kurmayı ihmal etmeyin. 7- Arkadaş seçiminde ona rehberlik yapın. 8- Ekip çalışmalarına katılmasını sağlayın. 9-Özel günlerde küçük hediyelerle sürprizler yapın. 10- Yakınlarını, öğretmenlerini ve büyüklerini kötülemeyin. Çocuklarınıza Kendilerini gösterebilme şansı verin. Çocuklarınıza aile içi etkinliklerde, kendi yeteneklerini gösterme fırsatı tanıyın. Size ev işlerinde yardımcı olmak istediklerinde “DUR SEN ONU YAPAMAZSIN”   “ONU BIRAK KIRARSIN” “AMAN SAKIN ELLEME DÜŞÜRÜRSÜN” gibi cesaret kırıcı ihtarlar yerine bazı şeyleri yapmalarına fırsat verin. Çocuk kaza yaptığında bağırıp çağırmadan önce kendi çocukluğunuzu hatırlayın. Bebeklikten ilk çocukluk evresine geçişte ve sonrasında ergenlikten erişkinliğe geçişte beden büyümesi genellikle orantısız olur. Elleri, kolları, ayakları, bacakları vücudun diğer bölgelerine göre daha hızlı uzadığından çocuklar el-göz koordinasyonunu sağlamakta zorluk çekebilirler; eşyaları ellerinden düşürebilirler veya çevredeki eşyalara, dolap köşelerine çarpabilirler. Bu tip sakarlıklar üzerinde çok durulmamalıdır. Dikkat edilmesi gereken, bir göz bozukluğu ya da nörolojik bir sorunu olup olmadığıdır. Yaptığınız hataları çocuğunuzla paylaşmaktan çekinmeyin. Sadece kendisinin hata yapmadığını, herkesin hata yapabileceğini düşünerek daha dikkatli olmaya gayret eder.   Çocuğa kızıp bağırmak, azarlamak onu beceriksiz, dikkatsiz ve sakar yapar. Kendisine güveni sarsılan yavrucak mahcup, sıkılgan, içine kapanık, utangaç ve kendi kendine hiçbir şey beceremeyen, daima başkalarına bağımlı bir kişi olur. Bazı ufak hataları fazla ciddiye almazsak fakat tedbiri de elden bırakmasak daha iyi olur. Ayağına bir şey takılmış ya da bir yere çarpmış veya bunun gibi başka basit nedenlerle bu gibi kazalar yapılmış olabilir. Önemli olan çocuğu iyi gözlemleyip sebebin ne olduğu  bulunmalı ve devamı geliyor mu kontrol edilmelidir.  Önemli olan bu gibi hallere göz, kulak rahatsızlıkları yahut nörolojik sorunların    sebep olup olmadığıdır. ÇOCUK EĞİTİMİNDE 20 ALTIN KURAL ŞU 10’U  YAPINIZ. 1-Çocuğuza dürüst davranın. Kendisi dürüst olmayan bir ebeveyn dürüst çocuklar yetiştiremezler. Sıkıştığınız zaman yalan söylemeyin bu onu yalancılığa teşvik eder. 2-Onlara yalan söylemeyin. Onlar hayatı önce sizden öğreneceklerine göre çok dikkatli olmak gerekir. Sizler onun için hayran oldukları bir model şahsiyetlersiniz, 3-Sabırlı olun. Sabırlı yetişkinler, sabırlı ana-babaların çocuklarıdır. 4-Mükâfatı çok., cezayı az verin 5-Nazik ve kibar olun. Hatır sorma, teşekkür etme, lütfen sözcüklerini onlardan esirgemeyin . 6-Eşinize ve aile bireylerine saygılı olun. 7-Kanatkâr olun. Siz varlıklı olsanız bile hatta yüklü bir miras bırkacak  olsanız bile onları zor hayat şartlarına hazırlıklı olarak yetiştirin. 8-Çocuğunuzun başarısını kabullenin. Her kesin kapasitesi aynı olamadığını düşünerek mükemmeliyetçi davranarak onların başarılarını küçümsemeyin. 9-Çocuğunuzun okul sorunları ile ilgilenin. Öğretmenleri ile sık sık iletişim kurun. Öğretmenleri ile bir sorun yaşarlarsa bu sorunu çocukla değil çocuğun şahit olmayacağı bir ortamda bizzat öğretmeni ile konuşarak gidermeye çalışın. Çocuğunuzun sizinle paylaşmak istediği okul hatıralarını ilgi ve alakayla dinleyin. Arada anlattıkları ile ilgili sorular sorarak   hem onu iyi dinlediğinizi hissettirin hem de diyalog alışkanlığı kazandırın. Hastalandığında doktora, problemleri varsa bir pedoloğa götürmeyi ihmal etmeyin. ŞU 10’U YAPMAYINIZ. 1-Çocuklarınıza yardım edin fakat onların sorumluğunu yüklenmeyin. Ev ödevlerinde yol gösterici olun ama onların ödevlerini siz yapmayın. Bazı durumlarda onları olayların sonucuyla baş başa bırakın, sorunlarına kendi çözüm bulmasına ortam hazırlayın. Çocuk yaşının ve gelişimi ile sorumlulukları yüklenmelidir. Aksi takdirde “kendi kendine yeterlilik duygusunu” kaybeder ve hep başkalarına bağımlı olmak zorunda kalır. 2-Gereksiz yere nazlandırmayın. Yaşıyla orantılı olan temel ihtiyaçlarını (beslenme, sağlık, giyim) giderdikten sonra bazı bahanelerle sorumluluklarından kaçmasına göz yummayın. Sağlık nedenleri ile okula gitmekten kaçan çocuklara “senin hiç bir sağlık sorunun yok bunu bahane etme” gibi ihtarlarla yerine çocuğu bir doktora götürüp, sağlık problemi olmadığına inandırmakla kendisinin ihmal edildiğini düşünmesini önleyin. 3-Çocuğunuzu harçsız bırakmayın. Bu konuda dengeli davranmak gerekir. Çok fazla para vermek onu savurgan ve doyumsuz yapacağı gibi ihtiyacından az verilen para da onu istenmeyen eylemleri yapmaya itebilir. Hafta başında verilen harçlığı bir hafta boyunca idare etmesi gerektiğini, parası bitince tekrar istemesinin kabul görmeyeceği kesin bir şekilde söylenmeli ve takibinde kararlı olmalıdır. 4-Çocuğun duygularını ve sırları ile alay etmemeli, ilgilenmeli rencide edilen çocukların strese girecekleri ve insanlara güvenini kaybedip mutsuz olacağı bilinmelidir 5-Cocuklarınızla asla tartışmaya girmeyin. Birçok olumsuz olayı aşırı tepkilerle tartışma zeminine taşımaktansa aradaki saygı sınırlarını koruyan bir sakinlikle çözüm bulma yolu tercih edilmelidir. 6-Ani reddedişlerden kaçının ve asla dövmeyin. Suç ve ceza arasındaki dengeyi sarsacak, kin ve nefret geliştirecek davranışlardan kaçının.                  7-Belirsiz olmayın. Uymaları istenen davranışları, açık açık ve kararlı bir dille anlatın. Ve takip edin. 8-Aile bireylerinin aleyhinde konuşmayın. Her kesin zaman zaman hata yapabileceğini, önemli olanın o hatadan ders alıp tekrar edilmemesi gerektiğini güzelce anlatın. 9-Güzel ahlâk esaslarının öğretin. 10-Dinî değerleri tehdit aracı olarak kullanıp onları isyan ettirmeyin. “Bak bir daha bunu yaparsan Allah seni cehenneme atar” gibi yaklaşımlarla çocuğu kin ve nefretle yüklemeyin .

  • FARKLI AİLE TUTUMLARI

    Genelde 5 türlü aile tutumu vardır . 1- Hoşgörülü aile tutumları. 2- Koruyucu aile tutumları. 3- İlgisiz aile tutumları. 4- Aşırı baskıcı aile tutumları. 5- Reddetme 1-Hoşgörülü aile tutumlar Hoşgörü her şeyi beğenmek, onaylamak değil, güzel olanı fark etmek ve teşvik etmektir. Aile ve toplum tarafından beğenilen takdir edilen davranışlarını aferin diyerek cesaretlendirmek, başını okşayıp sevmek, hatalalı davranışlarında hemen  ceza vermek yerine hatalı davranışlarının doğrusunu anlatmak ve  güzel davranışlarını ödüllendirerek teşvik etmek dengeli bir hoşgörü olarak yetelidir. Sevgi ve ilgiden yoksun büyütmek kadar aşırı sevgiye boğmak ölçüsüz hoşgörü göstermek de faydadan çok zarar getiren bir aile tutumudur. Çocukları aile içi etkinliklere ortak etmek, (sofra kurma ve kaldırma, dağıttığı oyuncaklarını toplayıp düzenlemede, küçük kardeşlerinin bakımında) sorumluluk duygusu kazanmasını ve mutlu olmasını sağlar. 2- Koruyucu Aile Tutumları Anne, baba ve aile bireylerinin çocuklarını aşırı korumaları korumaları onları lüzumundan fazla kontrol altında tutmaları ve gereksiz özen göstermeleri,  aşırı duygusallık, çabuk   kırılganlık ve   zayıf iradeli  mutsuz kişilikler oluşturur.     3- İlgisiz  Aile Tutumları 1 ve 2 numaralı tutumların tam tersi olarak uygulanan bir aile tutumudur. Bu tip ailede anne ve baba çocuklarına kayıtsızdırlar. Denetimden tamamen uzak kalan bu çocuklar sevgiden uzak itilmiş, öfkeli, olumsuz davranışları olan ve fırsat buldukça kendini ispat etmeye  çalışan yetişkinler olurlar.       4- Aşırı Baskıcı Aile Tutumları  Katı disiplin kuralları içinde, baskıcı ve aşırı otoriter bir çevrede yetişen çocuklar belki anne ve babaları yanında sessiz, uslu, nazik ve dürüst olabilirler. Fakat bu tutum onların kişiliğini zedeleyen yanlış bir tutumdur. Küskün, çekingen, sinsi ve çok kolay tesir altıda kalan, karasız, dengesiz, aşırı hassas, beden ve ruh sağlığı bozuk bireyler olurlar. Yetişkinlik dönemlerinde aşağılık duygusu içinde kıvranan, hiç bir guruba intibak edemeyen kızgın, kırgın ve asi olurlar. Suç işleyen çocukların hayatları incelendiğinde böyle tutumlar sergileyen ailelere mensup oldukları saptanmıştır.   Aile düzenini temin edecek olan vazgeçilmez kuralları tespit edip bunları onların anlayacağı bir dilde söylemek, kararlılıkla takip edip yerleşmesini temin etmek, gerektiğinde esaslardan taviz vermeden esnek olabilmek, Kuralları sık sık değiştirmemek, yasaklanan davranışların alternatiflerini göstererek bazı vazgeçilmez yasakların haricinde onları hür bırakmak doğru bir davranış olur. Mesela evin salonunda oyun oynayarak ortalığı dağıtan bir çocuğa bunu yasaklayabiliriz. Fakat oyun oynamak onun en doğal hakkı olduğunun bilinciyle davranıp kendi odasında veya evin başka bir bölümünde istediği gibi oynayabileceğini söylemek çocuğu rahatlatır.   5- REDDEDİCİ AİLE TUTUMLARI   ÇOCUKLAR kabul edildiğini anladığı ve bunu hissedip, inandığı zaman arkadaş canlısı, dengeli ve mutlu olurlar. Aksi takdirde eğitiminde nasıl bir metot uygulayacağınızı tayin edemezsiniz ve seçtiğiniz metot fayda yerine zarar verebilir. Bir hastanın tedavisinde takip edilecek yolun tayini için nasıl bir tespit çalışması yapılıp o verilere göre tedavi şekli seçilir ve şifa ondan sonra beklenirse, eğitimde de başarı ancak doğru bir ön çalışmayla olumlu sonuç verir. Yoksa tedaviden netice alınamadığı gibi Eğitimde de başarı beklenemez. Bunun için gereken gözlemlerin yapılması gereklidir. LOHUSALIKTA BEBEĞİ  REDDETME  SENDROMU Doğumla birlikte, anne ve bebek beraberliği de doğar. Daha önce hiç tadılmayan ve yaşanmayan olaylar silsilesi başlar. Bu dönemde bebek en çok annesine ihtiyaç duyar. Bunu takiben annelerde bazı korkular da ortaya çıkar; "Bebeğime yetebilir miyim? Yanlış bir şey yapar mıyım? Bu süreç hayatıma neler getirecek, neler götürecek? Sorun yaşar mıyım? Sorunlar karşısında çaresiz kalır mıyım? Bebeğime bakabilir miyim?" gibi... Bu nedenle doğum sonrası anne; sürekli bir hoşnutsuzluk, mutlu olamama, uyku ve beslenme sorunları, yoğun kızgınlık, endişe ve kaygı gibi duygusal gel git durumları yaşayabilir . Kimi annelerde ise sorunların boyutlarının büyüdüğü, bebeğini emzirmekten kaçtığı ve hatta onu reddettiği bile görülebilir.   Oysa anne-bebek arasında en sağlıklı iletişim, emzirme sırasında kurulur. Eğer annenin bebeğini emzirmekten kaçınma hali uzun sürerse, bebek de bir daha anneyi istemeyebilir. Bunun sonucunda ise anne, bebeğini zamansız dünyaya getirdiğini ve ona bakamayacağını düşünebilir. Çalışan bir kadın ise doğumla birlikte iş hayatından uzaklaştığında, kendini değersiz hissedebilir. Bu endişeler ileri yaş hamileliklerinde daha yoğun yaşanır. Eğer anne, bebeği için yetersizlik hissi duyuyorsa bu normal kabul edilebilir. Bu süre bir aydan daha uzun sürerse mutlaka bir uzmanın yardımı alınmalıdır.   KAYNAKÇA:   Dr. Şenay ÇELİK

  • Eğitimcinin Eğitimi.

    "Bana Bir Harf Öğretenin, Kulu Kölesi Olurum." ATATÜRK. Öğretmenlik para kazanmak, zengin olmak, lüks içinde bir hayat sürmek için tercih edilmiş bir meslek değildir. Öğretmenlik her şeyden önce bir ideal, gaye ve hizmet mesleğidir. Bir heyecan, yılmadan çalışma, büyük emek, toplumun ve ülkenin geleceği için fedakârlık gerektirir. “ İnsanı topluma kazandırmak, topluma güzel bir şekil vermek parayla, maaşla ve ücretle yapılamaz. Bunu yapmak için bir ömrün, bir hayatın bu topluma ve bu ülkeye adanması lazımdır.” (Dr.H.Ertuğrul.”Age. )     BİR ÖĞRETMENDE (MUALLİMDE) ARANAN VASIFLAR “Ey insanlar! And olsun ki, sizin için Allah’a ve Ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için RASULULLAH en güzel bir örnektir.”(Ahzap Suresi. 21)  Öğretmenlik İNSAN YETiŞTİRME sanatıdır. Bilindiği gibi sanat erbabına da sanatkâr denir. Her sanatkârın çalıştığı daldaki başarısı emek verdiği işinin tüm inceliklerini bilmesi ve kendi yetenekleri ile ustaca birleştirmesiyle mümkündür. Bir terzi, bir marangoz, bir çiftçi, bir doktor  düşünelim.  Üzerinde çalıştığı materyalleri ve işinin inceliklerini bilmezse, yeteri kadar ihtisas yapmamışsa bu eksiklik ilk yaptığı eserde derhal anlaşılır ve o insanda sırıtır. Bahsi geçen bütün bu uğraşılar içine katılan bilgi, emek, sanatkârane bir hüner ile mükemmelleşir. Bu sonuç ise ancak yapılacak işin eğitimini almakla mümkündür. Bu da “Mesleki Eğitim” dir. Söz konusu Öğretmenlik olunca adaylar da LİYAKAT  aranır.. .            Öğrencilerin sergileyeceği iyi veya kötü davranışları tetikleyici veya önleyici bir çok faktör vardır. Bu konuda eğitim almış bir eğitimci liyakat sahibidir. TÜM BU GÜZEL  VASIFLARI İKİ ODAKTA İNCELEYELİM 1-ÖZELODAK (Kişilik   FOMASYONU )                                                    * A-GÜZEL AHLAK   * B-GENEL KÜLTÜR   * C-ÇOCUK GELİŞİMİ       * D-ALAN BİLGİiS                        2-GENEL ODAK. (Mesleki FORMASYON )    * A-DAVRANIŞLARIN OLUŞUM    * B-YOLLARI      * C-YÖNLENDİRME-(motivasyon      *D- PLAN VE PROĞRAM      *E - METOD BİLGİSİ    *F- DİSİPLİN    *G-SINAV TEKNİĞİ

  • Bebeklerde Yüksek Ateş ve Tedavisi.

    Bebeklerde Yüksek Ateş Durumlarında Ne Yapılmalı? Bebeğin üstünde bulunana giysileri çıkarılarak serin fakat soğuk olmayan bir ortama alınmalıdır. Bebekle tatlı bir dille konuşularak sakinleşmesi sağlanmalıdır.  Yükselen ateşini düşürecek yöntemler denenmelidir. Ateşin bunlarla düşmediği görüldüğünde doktora götürülmelidir.    Bebeklerde Yüksek Ateş Görldüğünde, derhal Doktora Götürülmelidir .   Bebeklerde Yüksek Ateş Nedir?   Genel olarak insanların normal vücut ısıları 36,5 ile 37 arasıdır. Bazı durumlarda bu değerler biraz değişebilir. Telaş etmeden hastanın ateşi takip edilmelidir.       Bebeklerde Yüksek Ateş , Döküntüler   Bebeklerde Yüksek Ateş Belirtiler Nelerdir? Ateş, üşümek ve titremekle yükselir. Ateşin yükselmesiyle beraber kas ve eklem ağrıları da başlar. Böyle durumlar bebeğin havale geçirmesine sebep olabileceğinden, bebeğin dikkatlice izlenmesi gerekir. Yüksek ateşi olan bebeklere Evde Neler Yapılır?   Ancak 37,2 den yüksek olan ısı, yüksek ateş olarak kabul edilir. Öncelikle bebeğe bol sıvı verilerek, vücudun susuz kalması önlenmelidir. 39-40C derecenin üzerindeki yüksek ateşlerde, vücudun (sıvı kaybı) riski artar. Bu durumda bebeğin acil olarak bir sağlık kuruluşuna nakledilmelidir. Bebeklerde yüksek ateş durumunda neler yapılmalı, noktasında ailenin daha önceden bilgilendirilmiş olması çok önemlidir. Bu gibi durumlarda  • Bebek sık, sık emzirilmeli veya su verilerek bol sıvı alması sağlanmalıdır.  • Vücudun susuzbırakılmamalı. .• Bebeğin Ateşi düşürülmeli.    Bebeklerde Ateş Yükseldiğinde Önce Ateş Düşürülmeye Çalışılmalıdır.    Evde Yapılacak Basit Yöntemler Nelerdir? Bileklerine, kasıklarına ılık suda ıslatılmış temiz bir bezle kompres yapılır. Halk arasında sirkenin ateş düşürücü olduğu kanısı vardır. Ancak sirke kullanılması tıbben tavsiye edilmemektedir. Alnına ılık suda ıslatılmış bir bezle kompres yapılabilir. Oda sıcaklığının 21-22 C olmasına dikkat edilerek, bebeğin sıcaktan bunalması önlenebilir. Yapılan kompresler ateşi düşürmeye yetmediği hallerde, bebeği küvetine oturtup omuzlarından aşağı ılık su dökülerek duş aldırılır. Bebeği küvette oyalamak için oyuncaklarından faydalanılması denenebilir. Bebeğin doktoruna danışılarak, önereceği ateş düşürücü ilaçlar verilir. Tüm bu uygulamalar, bebeğin ateşini düşürmeğe yetmezse derhal doktora götürülmesi gerekir.    Bebeğin Ateşi Takip Edilmeli, İlk Müdahale Netice Vermezse, Derhal Doktora Götürülmelidir        • 3 aylık ve 3 aylıktan küçük olan bebeklerde yüksek ateş görüldüğünde bekletilmeden doktora        • 3 aylıktan büyük bebeklerde yüksek ateş durumlarında evde yapılan uygulamalar 2 saat içinde ateşi düşürmeye yetmediği durumlarda tetkik edilmek üzere bir hastaneye götürmesinde yar Bebeklerin Rutin Aşıları Düzenli Takip Edilmelidir.         • Bebeğin ateşi ilaç verilince düşüp sonra tekrar yükseliyor ve bu durum üç günden fazla devam ediyorsa yine doktor tetkikine ihtiyacı var demektir.         • Bebekte yüksek ateşe ek olarak, farklı belirtiler de varsa derhal doktora götürülmelidir. Örneğin: Nefes almasında problem yaşıyorsa, emmekten kaçıyor, sık kusuyorsa, cildinde döküntüler varsa ihmal edilmemelidir ·    Devamlı ağlama ve huzursuzlukla beraber ağzında kuruluk, gözünden yaş gelmeden ağlaması veya idrar miktarında azalma görülüyorsa, vücudunun susuz kalmış olabileceği düşünülerek, doktoruna danışmak yerinde olur.   Bebeklerin Banyoları Düzenli Olarak Yaptırılmalıdır.   Bebeklerde Sık, sık Yüksek Ateş Olması Nasıl Önlenir? Sağlıklı beslenmelerine, temiz havada gezdirilmelerine, gelişimleriyle orantılı egzersizlerine özen göstermelisiniz,      Bebeklerin Vitamin Ve Mineral içerkli Beslenmesine Dikkat Edilmelidir.   Günlük güneş banyolarını yaptırarak D vitamini ihtiyaçlarını tam olarak karşılamalısınız. Bebekler temiz bakım ve zamanında yapılan aşılarla koruma altına alınmalıdır.   Bebeklere, Her Gün 20 dk.lık Güneş Banyosu Yaptırılmalıdır. Vereceğiniz besin maddelerinin, vitamin ve mineral açısından doyurucu olmasına dikkat etmelisiniz. Bu koşullarda bebeklerinizin sık, sık ateşlenmelerini ve hastalanmalarını belli bir oranda minimuma indirebilirsiniz.

  • Bebeklerde Alerji Sorunu-alerji

    Bebeklerin bağışıklık sistemi vücuda giren bazı maddeleri  zararlı olarak algılar ve tepki gösterir. Bu tepkiler genellikle kaşıntı, deride çeşitli döküntüler, öksürük ve hapşırık şeklinde olur. Bu tepkilere “alerji” denir. Bebek Alerjisinde Görülen belirtiler Nelerdir? Alerjik belirtiler her bebekte aynı şekilde tepki vermez. Örneğin “Ev tozu hapşırık yapar” yahut “Kedi tüyü enfeksiyon yapar” gibi kesin ifadeler kullanılmaz. Ev tozu bir bebekte hapşırığa sebep olurken, başka bir bebekte gözlerde yanma ve yaşarma şeklinde farklı bir tepki verebilir. Bu sebeple bebeklerde görülen alerjik reaksiyonlar araştırılıp etken olan alerjik  maddeler tespit edilerek  hastalığa tanı konulur. Bazı alerjilerin  tespitinde deneme-yanılma  yolu uygulanırken,  bazıları için alerji testleri yatırmak gerekebilir. Bebeklerde oluşan alerjik rahatsızlıklar, dikkatli ebeveynlerin hemen farkına varacağı belirtilerdir. Bebeklerde genel bir huzursuzluk hali oluşur. Kusma ve ishal gibi sindirim sistemi problemleri, nefes darlığı, hapşırma ve öksürük gibi solunum yolu şikayetleri, birtakım kırmızı döküntüler, kaşıntılar yüz kısmında  şişmeler görülebilir. Bu durumda bebeğin acilen bir sağlık kuruluşuna götürülüp gerekli araştırmalara başlanması gerekir. Bebek alerjilerinde önce genetik faktörler araştırılır, anne ve babanın alerji öyküleri dinlenir. Ancak, bu faktörden bağımsız olarak gelişen alerjiler de vardır.  Bu konudaki tıbbi araştırmalar, hastanelerin “Çocuk alerji bölümlerinde” takip edilir.   Bebeklerde En Sık Rastlanan Alerji Çeşitleri Nelerdir? Astım : Alerjisi olan bebeklerde, soluk alıp verme sıkıntıları, öksürük, hışırtılı solunum yapma gibi semptomlar görülür. Saman nezlesi : Özellikle mevsim değişikliğine bağlı olarak meydana gelir. Burun tıkanıklığı ve akıntısı, hapşırık, kaşıntı ve gözlerde sulanmayla belirti verir. Geniz etinin büyümesiyle  orta kulak iltihabı, sinüzit gibi hastalıkların başlamasına  neden olur. Bu belirtiler bebeğin tedavisini gerektiren önemli bir sağlık sorunudur. Besin alerjisi: Özellikle bebeklerin ek gıdalara geçiş dönemlerinde meydana gelir.    Bebeğin yeni  gıdalara alışma süreçleri dikkatle takip edilerek etkileri takip edilmelidir. Denenecek her yeni besin maddesi ilk önce az miktarda verilmelidir. Alerji belirtileri göstermesi halinde, bir müddet için bebeğin menüsünden çıkarılmalıdır.Bu konu özellikle anneler bebeklerine inek sütü vermeye başladıkları zaman  gündeme gelir. İnek sütünün içerdiği proteinler alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Ürtiker: Bazı   alerjik maddelerin, bebeğin cildine temasıyla aktifleşen alerji türüdür. Buna halk arasında  kurdeşen de denir.  Ciltteki şiddetli kaşıntılar ve kırmızı lezyonlarla kendini belli eder. Deride enfeksiyon, deri altında ödemler oluşturur  ve  mutlaka tedavi olması gereklidir. Anafilaksi:  En ciddi alerji türlerindendir. Besin alerjileri, böcek sokmaları ve bazı ilaçların kullanılmasıyla oluşur. Hayati riskler taşıdığından acilen tanı ve tedavi gerektirir. Uzmanlar tarafından yapılması gereken testler yapılır, çıkan sonuçlar ailenin şikâyetleriyle örtüştüğü takdirde derhal tanı konarak bebeğin tedavisine tedavi başlanır. Bebek Alerjisinin Aşısı Var mıdır? Bu konu özellikle anneler bebeklerine inek sütü vermeye başladıkları zaman  gündeme gelir. İnek sütünün içerdiği proteinler alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Ürtiker: Bazı   alerjik maddelerin, bebeğin cildine temasıyla aktifleşen alerji türüdür. Buna halk arasında  kurdeşen de denir.  Ciltteki şiddetli kaşıntılar ve kırmızı lezyonlarla kendini belli eder. Deride enfeksiyon, deri altında ödemler oluşturur  ve  mutlaka tedavi olması gereklidir. Sık tekrarlayan ve kontrol edilemeyen alerjik reaksiyonlar, çeşitli testler ve aşı uygulamalarıyla tedavi edilir. Ancak  bu aşılar klinik tecrübe sahibi uzmanlar tarafından yapılmalı ve değerlendirilmelidir.

  • Bebeklerde Kusma Nedenleri-beklerde kusma

    Yeni doğan bebekler yaşamlarının ilk dönemlerinde, beslenme sonrası kusabilirler. Bu kusma ağız dolusu da olabilir. Bu yeni doğan bebekler için normal sayılır. Bebek büyüdükçe, kilo aldıkça kusması azalır ve sekiz aylık olduğunda tamamen geçebilir. Bebek henüz anne karnındayken, annesinin amnios sıvısını fazlaca yutmuş olabilir. Ayrıca süt alerjisi ve benzeri sebeplerle oluşan kusmalar yeni doğan döneminde sık rastlanan bir durumdur. Veya bebek emerken hava yutabilir, beslendikten sonra yeteri kadar gazı çıkarılmayan bebekler çok rahat kusabilirler.   Bebeklerde Kaç Tip Kusma Vardır? Bebelerde genel olarak iki tip Kusma görülür. Zorlanmasız Kusma, Zorlanmalı Kusma.   Zorlanmasız Kusma : Genel olarak bu kusma, yeni doğan döneminde görülür. Çoğu zaman hatalı beslenme kaynaklı kusmalardır. Zorlanmalı Kusma : İkinci tip kusma olan zorlanmalı kusma ise bulantı ve öğürme şeklinde başlayıp, fışkırma şeklinde görülen kusmadır. Aynı zamanda bebekde huzursuzluk, terleme gibi zorlanma belirtileri de kusmaya eşlik eder.   Bebek kusmaları, değişik sebeplerle de olabilir. Bu konu tıbbi araştırma konusu olmakla beraber, kabaca üç başlıkta toplanabilir.   1-   Yanlış Beslenme Tekniği.               Bebeklerin kusmasında standart bir ölçüm söylenemez. Bazı bebekler çok az   kusarken, bazılarında bu miktar çok fazla ve sık aralıklarla tekrarlayabilir. Bu tür kusmaların sebebi fizyolojik yapıları sebebiyle olan kusmalardır. Bebeklerde, yemek borusu ile mideyi birleştiren sfınkter henüz gelişimini tamamlayamamış olabilir. Mevcut mukus bu yolla atılıyor olabilir. Biraz daha büyük bebeklerde, beslenme sırasında emdiği süte ya da mamaya hava karışması sebebiyle yemek borusundaki besin maddesi yukarı doğru çıkabilir. Bu durum bebeğin yanlış yöntemle beslenmesi sonucu gelişen bir kusmadır. Bazen mide kapasitesini aşacak miktarda emmesi de aynı sonucu verebilir. Bebeklerin bu gibi sorunları ancak uzman doktorların gözlemleri ve muayeneleri ile netlik kazanabilir. 2-   Psikolojik Nedenler. Özellikle 0-1 yaş arası bebekler, yeni yaşamlarına alışma çabası içinde uyum problemleri yaşarlar. Anne-bebek ilişkisinde ki aksaklıklar, annenin ruhsal durumu, bebeğe gösterdiği ilginin niteliği ve niceliği bebeğin kusmasına sebep olabilir. Bu durumda olay etki-tepki şekline döner. Süreç içinde anne-bebek iletişimi geliştikçe, oluşması beklenen uyumla annenin de bebeğin de daha rahat olacakları bir uzlaşma yakalanabilir ve durum düzelebilir. Bu aksaklık genellikle ilk doğum yapan annelerin tecrübesizlik problemi olarak nitelendirilir   3-   Bebeğin Kusması Bir Hastalık Bulgusu Olabilir. Bebeklerde kusma basite alınmayacak, altındaki sebeplerin araştırılması geren önemli bir durum olabilir. Yeni doğan bebeklerin uzman bir çocuk doktoru tarafında iyi bir fiziki muayeneden geçmesi, gerektiğinde labaratuar testlerinin yapılması ve tam sağlıklı olduğuna kanaat getirildikten sonra kusması hakkında fikir yürütmenin daha doğru olacağı kesindir. . 4-   Çocuk Hekimleri Ne Öneriyor? Bebeğin kusması bazı ciddi rahatsızlıkların habercisi de olabilir. Sadece kusma sorununa çare bulmak, yeterli olmayacağına göre, kesin yanıt ancak gereken araştırmaların sonunda verilebilir.   Uzman çocuk hekimleri; “Tedaviyi gerektiren bir sorun varsa, vakit geçirmeden tedavi başlatılmalıdır” Şeklinde bir yanıtla konuyu noktalamışlardır.

  • Bebeklerde Deri Döküntüleri-

    Bebeklerde deri döküntüleri . Viral hastalıklar gurubundan olan ve özelliklerde bebeklerde çok sık rastlanan bulaşıcı bir cilt rahatsızlıklarıdır. Bünyesi sağlam olan bebeklerde, genellikle bir iki gün içinde kendiliğinden geçer. Bebekleri bundan korumak için, beden ve alt temizliğine çok dikkat etmek gerekir. Bebeklerin altı ıslak bırakılmamalı, kirli bezi alındıktan sonra ılık suda ıslatılmış bir bezle iyice temizlenmeli ve çinko içeren kremler sürülerek bezlenmelidir. Bebeklerde Deri Döküntüleri Nedir? bebeklerde deri döküntüleri,  bazı durumlarda döküntüler halinde belirti vermesine karşın farklı hastalıklardan da kaynaklanmış olabilir. Bu bakımdan doktor tarafından tanı konulmalı,  tedavi şekli bu tanı doğrultusunda yapılmalıdır. Deri döküntüsü içeren çocuk hastalıkları genellikle şu isimlerle bilinir. ·  Suçiçeği, ·  Kızamık, ·  Kızamıkçık, ·  Kızıl, ·   5.ci Hastalık, ·  6.cı hastalık   Suçiçeği Nedir? Suçiçeği Hastalığı :  1-15 yaş arası çocuklarda görülen suçiçeği, Varicella zoster adlı virüs ile bulaşır. Virüs,  vücutta iki haftalık kuluçka dönemimi geçirir ve ardından kırmızı döküntüler halinde belirtiler verir. Bebeklerde önce halsizlik ve huzursuzluk başlar, ardından yükselen ateş ve önce yüz daha sonra tüm vücudu kaplayan döküntüler olur. Oldukça kaşıntı yaparak çocuğu rahatsız eder. Suçiçeği bir haftalık bir zaman içinde, önce döküntülerin içi su toplayarak ufak kesecikler halini alır. Daha sonra yavaş, yavaş solmaya başlar ve  haftanın sonunda kaybolur. Bu hastalıktan bebeklerin korunması aşı ile olur. Zamanında periyodik aşıları ihmal edilmeyen çocuklar ya hiç suçiçeği olmaz ya da çok hafif geçirir. Hastalığın kısa sürede geçmesi, bebeğin bağışıklık sisteminin güçlü olasına bağlıdır. Bağışıklık sistemi güçlü olmayan çocuklarda bazı ağır tablolar olabilir.  Bu durumda, aşağıdaki rahatsızlıklar görülebilir.. ·  Ciltte sekonder (başka bir hastalığa bağlı olarak) enfeksiyon gelişebilir. ·  Eklem ve kemik iltihabı olabilir. ·  Daha farklı nörolojik  yan etkiler de görülebilir. ·  Bu bakımdan bebeğin basit gibi görülen bu hastalığı doktor gözetiminde geçirmesi önerilir. Doktorun tavsiye edeceği ateş düşürücüler ve kaşıntı giderici ilaçlar kullanılarak çocuklar rahatlatılmaya çalışılır.   Bebeklerde Deri Döküntüleri. Kızamık Nedir? Kızamık : Paramiksovirus  adındaki virüsün bulaşmasıyla olan bir deri döküntüsü hastalığıdır. Hastanın vücuduna girdiğinde 8-10 günlük bir kuluçka dönemi geçirir.  Döküntüler başlamadan önce bebekte ateş ve halsizlik görülebilir. Öksürük, nezleyi takiben saç diplerinden ve kulak arkasından döküntüler başlar ve kısa zamanda tüm vücudu kaplar. Döküntünün üçüncü  gününden itibaren döküntüler yavaş, yavaş solar ve geçer. Görüntüsü ile kızamık olduğu anlaşılabildiği gibi kesin tanı serelojik testler yardımıyla konur. Ateş düşürücü ilaçlar ve sıvı takviyesi ile bebeğe yardımcı olunur. Bünyesi zayıf olup hastalığın ağır seyrettiği bebeklerde, doktorun reçete ettiği A vitamini takviyesi yapılabilir. Bazı durumlarda, akciğer enfeksiyonu gibi durumlar olabilir.  Bu yönde ek tedavi başlatılır.. Kızamıkçık Nedir? Kızamıkçık : (Rubella virüsü)   Genellikle   kış aylarının sonu ve ilkbahar aylarının başında rubella virüsünün sebep olduğu bir hastalıktır. Kuluçka dönemi 14-23 gün arası olan, deri döküntüsü halinde seyreden bir hastalıktır. Hastalık hafif ateş, boğaz ağrısı, bitkinlik ve lenf  bezlerinde oluşan belirti verir. Ardından, önce yüzde başlayan ve bir gün içinde yoğunlaşarak tüm vücudu saran döküntüler halinde ilerler Bebek 12 aylık olunca yapılan aşı ile önlenmesi mümkün olan bir hastalıktır. İkinci aşı çocuk 4-5-6 yaşlarında yapılır.(kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşıları şeklinde uygulanır.) Hamile kadınların kızamık aşısı olması önerilmez. Kızamık aşısı, bebek açısından riskli görülmektedir. Ayrıca, annenin enfeksiyon hastalıklardan da korunması gerekir. Annenin enfeksiyon kapması bebeğini de etkileyerek,  mental motor gelişim geriliği ve kalp hastalıklarının oluşmasına sebep olabilmektedir. Kızıl Nedir? Kızıl : Ateşli bir boğaz enfeksiyonudur.  Bebeğin vücudunu kırmızı bir görünüm kaplar ve üzerinde küçük döküntüler olur. Kızıl 2 yaşın altındaki bebeklerde pek görülmez, ancak 5-15 yaş arasında sık görülebilen bir hastalıktır. A grubu beta hemolitik steptokokların neden olduğu, solunum yolu ve temasla bulaşır Kızıl hastalığı, virüsün vücuda girmesinden 7 gün sonra, ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ağrıları, karın ağrısı ve kusma gibi belirtilerle başlar. Yüz, avuç içi ve ayak tabanları hariç tüm vücudu kaplayan döküntüler halinde gelişir. Doktoru tarafından antibiyotik tadavisi başlatılabilir. Sonrasında  Penisilin tedavisiyle devam edilir  5. Hastalık Nedir? 5. Hastalık : Parvovirüs B 19 adındaki virüsün sebep olduğu bir deri döküntüsü hastalığıdır. Belirtiler bu hastalıkta çok geç ortaya çkar. Bu süre bazen 20 günü bulabilir. Bulaşma şekli hasta kişilerin ağzından ve burnundan çıkan partiküller vasıtayla olur. Yanaklardaki yoğun kızarıklık hastalığın karakteristik özelliğidir. Tanı konmasında önemli rol oynar. Ateş düşürücülerle ve kaşıntı ilaçlarıyla yapılacak olan tedavi yeterli olmaktadır.   6. Hastalık Nedir? 6. Hastalık : Bebeklerde   Herpes  6-7  virüsün neden olduğu bir deri döküntüsüdür. Özellikle 6-15 ay arasındaki bebeklerde görülür. 3-5 gün ateş  devam eder. Döküntüler ateşin düşmesini müteakip görülmeye başlar. Ancak bu hastalıkta çok yüksek ateş görülebilir. 39,4-41,2 ye kadar yükselen ateş bebeklerde havale riskini arttırır.  Ateş devamlı kontrol altında tutulmalıdır.          Sadece ateş düşürücüler ve sıvı takviyesi ile yetinilir. Hastalık kendi kendine 3-5 günde düzelir. Bebekleri, aşısı olan hastalıklardan korumak için aşı takvimi titizlikle takip edilmelidir.

  • ***11 AYLIK BEBEĞİN GELİŞİMİ***

    BESLENME 11  aylık bebekler , daha önceki aylarda hangi sebze ve meyveleri tüketiyorsa onları yiyebilir. Sebze ve meyvelerin mevsiminde tüketilmesi önemlidir.                                       11 aylık  bebek  beslenme açısından artık çok çeşitli gıdalara alışmıştır. 11 aylık bebekler hem anne sütü içer hem de tamamlayıcı gıdalardan tüketir. Bu dönemde aileyle birlikte sofraya oturması çok önemlidir. Ancak bu dönemde boğaza kaçabilecek besinlerden ve inek sütü, salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş etler, bal, işlenmiş- paketli- sürülebilir krema türü besinlerden uzak durulmalıdır. İnek sütü de alerji riski taşıyabilir. Bu nedenle 11 aylık bebeklere verilmemesi gerekir.   Bu süreçte Amerikan Pediatri Akademisi, 12 aylıktan küçük bebeklere sürekli meyve suyu verilmemesini önerir . Günde en fazla 100 ml kadar taze sıkılmış meyve suyu içirilebilir. 11 aylık bebeğin günlük yemek listesinde anne sütü, sebze çorbası, makarna, et, yoğurt, sebze yemekleri ve meyve gibi besinler olabilir. Çilek, bakla, patlıcan, bal gibi besinlerin alerji riski olduğu için henüz verilmemelidir. 11 aylık bebek kahvaltısı da merak edilen konulardan biridir. 11 aylık bebekler, kahvaltıda yumurtanın sarısı,  bebek ekmeği tüketebilir . Bu dönemdeki bebeklere anne sütünün yanında 3 ana, 1-2 ara öğün vermek gerekir. Ayrıca bebek ne zaman isterse emzirilmelidir. Bu arada bebeklerin midesi küçüktür o nedenle öğünlerde verilecek besin miktarı bir çay bardağını geçmemelidir. Aylık rutin kontrollerde çocuk hekimi, bebeğinizin boy ve kilosunu ölçerek size gelişim bilgisini verebilir. Kız bebekler ortalama 73 santimken, erkek bebekler de ortalama 75 santimdir. 11 aylık erkek bebek kilosu 8 ile 12 kilo arasındadır. 11 aylık kız bebek kilosu ise 7.5 ile 11 kilo arasında olur. Ancak bu değerler bebeklerde bazı durumlara göre değişkenlik gösterebilmektedir UYKU DÜZENİ   Bu dönemdeki  bebekler  artık gece boyunca kesintisiz uyuyabilir. .Hala 14 saat uykuya ihtiyaçları vardır. Bu uykunun bir kısmı gün içinde de gerçekleşebilir. Bazı bebekler bu dönemde uykusuz da olabilir. Bunun sebebi ya diş çıkarma ya da büyüme atakları olabilir. Bu dönemde bebeklerin yaklaşık 14 saat uykuya ihtiyacı vardır. Bunun ortalama 11 saati gece olur, kalan üç saat de gün içinde aralıklarla yapılır. Bazı bebekler günde sadece bir kez uyuyabilir. BEDENSEL GELİŞİM “Toprak çocukların ilk baharıdır.”   H.Ş Bebeklerin sağlıklı büyümeleri için onları çıplak ayakla toprağa basmak  konusunda cesaretlendirin. Huysuzlaşan bebeklerin bu yöntemle sakinleştiği pediyatri uzmanlarının ifadeleri ile tekrar gün yüzüne çıkmıştır.   Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sabri Hergüner, yaptığı açıklamada, çocukların gelişiminde sosyal hayat ve çeşitli aktivitelerin önemli olduğunu söyledi. Çocukların el becerilerinin artması ve kaslarının gelişmesi için boya maddesi bulunmayan hamurları önerdiklerini belirten Hergüner, annelerin yaptığı hamurların da çocuklara verilebileceğini kaydetti. Hergüner, bu tür aktivitelerin çocuğun kaşık, çatal tutma becerilerini artıracağını dile getirdi. Çocukların gelişiminde toprağın da büyük etkisi olduğunu vurgulayan Hergüner, ancak toprakla oynayan çocuğun sürekli anne gözetiminde tutulması gerektiğini, toprağın ağza alınarak yenmesi durumunda sıkıntılar yaşanabileceğini anlattı. Hergüner, “Yaz günlerinin geldiği bugünlerde çocuklar kumda, toprakta yürütülmelidir. Bu şekilde çocuğun yürümeyle ilgili olan bacak kaslarının daha iyi çalışması ve  güçlenmesi sağlanacaktır” ded Toprak ve kumun çocuğun denge mekanizmasının gelişimine de katkı sağlayabileceğine dikkati çeken Hergüner, şunları kaydetti: “ÇOCUĞUN ENERJİSİNİ DIŞARI ATMASINI KOLAYLAŞTIRIR”  “Serbest bir arazide koşan, hareket eden, oynayan çocuğun kendine olan öz güveni de artar. Çocuk bir şeyler yapabildiğini görünce mutlu olur. Çocuğun enerjisini dışarı atmasını kolaylaştırır. Çocukların toprakla oynamaları, hem bedensel hem de ruhsal gelişimlerinin yaşıtlarına göre daha hızlı olmasını sağlayabilir. Bunlar bizim önerdiğimiz şeylerdir. Özellikle öğle saatlerinden önce çocuk güneş ışığından faydalandırılarak, kemik yapısının güçlendirilmesine yardımcı olunmalıdır. ”Bebeklerin sağlıklı yetişmesi için doktorunun hazırladığı beslenme ve gelişim planlamasına harfiyen uymak gerekir. Aylık kontrollerini ve aşılarını ihmal etmemek ona yapabileceğimiz en güzel yardımlardır”. MOTOR  GELİŞİM                                   11 aylık  bebek  motor gelişimi için küçük cisimleri kovaya ya da kaplara koydurmayı denetin. Bu dönemde küpleri üst üste koydurmaya çalışmak motor gelişim için önemlidir. İç içe konulmuş değişik ebatta kaplarla oynamak zaman içinde küçük-büyük kavramını algılamasına  yardımcı olur. Basınca içine giren baloncukları çok severler.            Ses çıkaran renkli oyuncaklar, üstten basmalı oyuncaklar çok ilgisini çeker. Ç ok daha hareketli olur ve hareket etme konusunda eskisine göre daha heyecanlıdırlar.  Bu nedenle evde kazaya sebebiyet verecek nesneler hakkında dikkatli düşünülmelidir. Bu dönemde düşme riski yüksektir. Gözünüzü bebeğinizden ayırmamanız ve onu dikkatle takip etmeniz gerekebilir. Ayrıca elle nesneleri tutuşları iyice gelişmiş olurlar, ellerindeki nesneleri de fırlatabilirler. dönemde yürümeye başlayabilir, bazıları için de yürüme erkendir.   SOSYAL GELİŞİM : Bebeklerin  daha önce kazandıkları becerileri artarak devam eder. Özellikle dil gelişmesindeki ilerleyiş göz doldurur.Bir veya iki kelime söylerler, eşyaları ya da kişileri elleriyle işaret ederek iletişimde ilerleme kaydederler. . Bu ilk kelimeler  "anne" veya "baba" veya tamamen farklı bir şey olabilir - "yukarı", "hayır", "uh-oh", "ba-ba" (şişe), "merhaba" ve "güle güle" en çok tekrarladığı kelimelerdendir. Bebeğiniz, "topu al" gibi basit yönergeleri anlayabilir ve uygulayabilir.  Söylediği kelimeler daha belirgin olur. Objelere isim verir, kokuları adlandırır. Örneğin, siz yemek pişirirken kokusunu alıp mutfağa gelebilir. Bu dönem de sosyalleşme başlar ancak benmerkezci bir tutumu olabilir. Bu süreçte renkli resimli kitaplara bebeğinizle bakabilirsiniz, ona çocuk şarkıları söyleyip eylenmesini sağlayabilirsiniz. Yatağının üzerine çeşitli renkli oyuncaklar asabilirsiniz. Bebeğinizi ekrandan uzak tutmaya çalışın. Akıllı telefonlar ve TV ler onlar için çok zararlı olabilir. Gittiğimiz yerlerde bu tip olaylara çok rastlıyoruz. Günümüzde  bebekler  sessiz dursun diye ellerine  akıllı telefonlar verilip oyalansın isteyen ebeveynlere  hemen her yerde rastlamak mümkün.    11 aylık bebek dil gelişimi için de bebeğinizle sık sık sohbet edin, ona sorular sorun, yaptıklarınızı anlatın, size yanıt vermesini bekleyin. Eliyle işaret ettiği nesnelerin ismini sesli söyleyin.   Sevdikleri ve sevmedikleri şeyler konusunda güçlü bir sezgiye sahiptirler ve istediklerini elde etmek için duygularını kullanmayı öğrenmişlerdir. En sevdikleri oyuncakları elinden aldığınızda sinirlenebilirler.                              “Hayır” kelimesinin ne mana ifade ettiğini farkındadır ve bu kelimeyi duyunca elindekini bırakır. 11 aylık çocuklar, bir nesneye veya bir oyuna daha fazla odaklanabilecek daha uzun süre oyalanacaktır. Sizin sesinizin tonundan neler hissettiğinizi çok net anlayabilir. Henüz tüm kelimeler ederek size yanıt verebilir, kendi kendisine konuşuyormuş gibi yapabilir onunla bol bol konuşmaya devam etmeniz, onun dil gelişimi için çok faydalı olacaktır. Onunla farklı ses tonlarıyla konuşun. Bu dönemde bebeğiniz taklit etmekten çok hoşlanır. ayrıntılı sesleri ve yüz ifadelerini de taklit edebilir

  • ***8 AYLIK BEBEK GELİŞİMİ BESLENME ***

    BESLENME : Bebekler beslenme sıklığını kendi belirler. Günde ortalama 4 kez beslenmek isteyebilirler. Bazıları gece beslenmesi için uyanır bazıları uyanmaz Genelde bu dönemde bebekler 750 ile 900 kalori arasında alırlar. Bu kalorinin yaklaşık olarak 500'ü anne sütünden gelir. Ebeveynler meyve ve sebzeleri tanıtmaya odaklanmalı, bebeklerinin farklı tatları denemelerini sağlamaya devam etmelidir.                               Çorba olarak hazır çorba verilmesi önerilmemektedir. Pediatri hekimiyle birlikte ek gıda beslenme menüsü oluşturmak mümkündür. Yine ana öğünler anne sütü ya da formül mama; ara öğün olarak da ek gıdalar verilmelidir. 8 aylık bebeklerde kabızlık olabilir. Bu beslenmeyle ilgili olabileceği gibi bazı hastalıklar nedeniyle de gerçekleşebilmektedir. Böyle bir durum yaşandığında bebeğin hekimiyle irtibata geçmek gerekir. Bir yaş öncesinde bebeklere verilmemesi gereken bazı besinler vardır. Bunlar, bal, tuz, şeker, yumurta beyazı, kivi, çilek, kabuklu deniz ürünleri, çikolata, kakao, domates, bakla, patlıcan, konserveler, hazır çorbalar, çay, doğal olmayan meyve suları, inek sütü, salam-sosis-sucuk-pastırma gibi işlenmiş etler olarak sıralanabilir. 8 aylık bebeklerde ishal görülebilir. Bazen diş çıkarma döneminde bazen de bağırsak enfeksiyonlarında buna rastlanabilir. Eğer günde 7-8 kez sulu veya kanlı dışkılaması varsa, iştahsızsa, kusma, huzursuzluk, ateş varsa mutlaka hekimine başvurulmalıdır. Bu süreçte bebeklerin demirden zengin beslenmeleri önemlidir, çünkü demir eksikliği kansızlığa neden olabilir. Demir eksikliğinden kaynaklanan anemi bilişsel gecikmelere sebep olur. Bu nedenle bebeklerin yeterli miktarda demir aldığından emin olunmalıdır, 6-9.ay arası kan sayımı yapılmalıdır.   Günde iki-üç defa gündüz uykusu uyumalarına gece uykuları da 14-15 saate çıkabilir.  Bazı bebekler sekizinci ayda aniden uyanıp ağlayabilirler. Diş çıkarma dönemindeyse bu ağlama ataklarına sıkça rastlanır.  Bebeklerin bu dönemde ek gıdalarla birlikte anne sütü almaya devam etmesi gerekmektedir. Bu ayda besin miktarları biraz daha artacaktır. Ek gıda konusunda dikkat edilmesi gereken şeylerden birisi de besinlerin ev yapımı olmasıdır. Aylık kilo ve boy değerleri: Kız bebek kilosu 6500 ile 10.500 gram arasında  değişebilmektedir . Boyları ise 65cm, üst 75 cm boyunda oluyor. Erkek bebeklerde bu değerler 66cm- 76 cm'dir. Bebeğin boy, kilo ve baş çevresi gibi fiziksel ölçümleri yapıldıktan sonra elde edilen bilgiler, bir önceki ayda elde edilen verilerle karşılaştırılır. Ardından, bebek gelişim tablosunda bulunan değerlerle kıyaslanır. Bebeğin ne kadar büyüdüğünün açık bir göstergesi olan bu ölçümler, düzenli doktor ziyaretleri sırasın da yapılır.   MOTOR GELİŞİM 8 aylık bebekler, desteksiz oturabilir. Sırt ütü yattıklarında, tek başlarına oturma durumuna geçebilir, kendi etraflarında dönebilir, yüzüstü bırakıldığında emekleyerek veya sürünerek istedikleri hedefe ulaşabilirler. Bazı bebekler bu dönemde emeklemez ama bunun için telaş etmeye gerek yok. Bazı bebekler emeklemeden yürümeye de başlayabilir. Örneğin, koltuktan destek alarak ayağa kalkabilirler. Elleri ve ayakları genelde çok hareketlidir. Nesneleri sıkıca kavrayabilirler. Oyuncaklarını sağ ellerinden, sol ellerine geçirebilirler. Tuttukları cisimleri ağızlarına götürebilirler. Ebeveynlerin bebeklerinin hareketleri konusunda dikkatli olması gerekir zira ev kazaları bu dönemlerde sıkça yaşanabilir. Altı aydan sonra bebeklerin dişleri çıkabilir. Görme ve işitme duyuları da gelişmiştir. 8. Ay Bebeklerinin bacakları güçlenmiş olduğundan hem çok hareketlidirler hem de yürümeye çok isteklidirler. Bu dönemde bebeklerin gelişimi hızlıdır. Bu hızlı gelişim ebeveynleri mutlu eder ve şaşırtır.                                                İlk dişlerin çıkması bazı bebeklerde 14. ayı bulsa da bazılarında önceki aylarda da çıkabilir. Bu durum çoğunlukla anne ve babanın ilk dişlerini çıkardığı döneme göre farklılık gösterir. Dişi çıkan bebeklerin diş temizliği, nemli bir bezle, macun ve fırça kullanılmadan yapılmalıdır. Bebeğin gelişimine bağlı olarak ilgilediği şeyler de farklılaşır ZİHİNSEL GELİŞİM           Bebekler bu dönemde de yeni şeyler keşfetmeye meraklıdırlar. Kendileri gibi bebekleri ya da kendilerinden daha büyük çocukları görünce heyecanlanabilirler. Mama sandalyelerine oturduklarında yemek yiyeceklerini bilirler. Günlük rutinlerini kavramış olurlar.  Neden- sonuç ilişkisini de kurmaya başlarlar. Bebekler bu dönemde kendilerine bakan kişileri, Anne, baba, anneanne, babaanne veya bakıcılarını iyi tanırlar. Kendisinin görmediği, tanımadığı kişilerle kalmak istemeyebilirler. Hatta hekimlerini bile tanırlar. Bazı bebekler hekimlerini gördüklerinde farklı tepkiler verebilirler. Bu doğal ve normal bir tepkidir. Ayrıca bebeklerin yüz ifadelerinden artık mutlu, mutsuz olduğu anlaşılır. Bunun yanında bebekler karşılarındaki kişilerin yüz ifadelerinden de neyin ne olduğunu anlarlar. Karşılarındakilerin yüz ifadelerine göre tepkiler verebilirler. Anneleri yanlarında olmadığında huysuzlanabilirler, ağlayabilirler. Eğer anneler bebeklerinin yanlarından ayrılacaklarsa bunu tokken, mutluyken, enerjisi iyiyken yapmak daha doğru olur. Ev içinde bebeğin yanından ayrılmayı denendiğinde, annelerinin bir süre sonra geleceğini daha kolay anlayabilirler. Bebekler çocukları gördüğünde heyecanlanır. İhtiyacı olan bir şeyi kollarını yukarı doğru kaldırarak isteyebilir, istediği bir şeyi beden dilini kullanarak gösterebilir. Ayrıca sekiz aylık bebeklerin taklit yeteneği vardır. Annesi telefonla konuşurken o da telefonla konuşuyormuş gibi eliyle taklit edebilir   Kendisine kitap okunmasından son derece mutlu olan bebek, bu ay itibariyle kitabın içindeki büyük resimlere ilgi gösterebilir. Oyuncakların üzerindeki düğmelere basarak farklı hayvanların seslerini duymak onu heyecanlandırabilir. Hayvanların çıkardığı seslerin ebeveynleri tarafından taklit edilmesi bebeğin, hem eğlenmesine hem de bu bilgileri pekiştirmesine yardımcı olur.     SOSYAL GELİŞİMİ   Sesli ve sessiz harfleri birlikte kullanarak, "Baba", "Dada", "Dede" gibi ilk kelimelerini söyleyebilirler. “Güle güle”, “Atta”, “Bay bay” gibi kelimeleri anlar ve tepki gösterebilir. Bu süreçte yapılacak en doğru şey bebekle iletişim kurmaktır. Günlük hayatta ne yapılıyorsa bebekle paylaşılmalıdır. Örneğin, mama hazırlanıyorsa bebeğe, "Şimdi kahvaltını hazırlıyorum", "Birazdan kahvaltı edeceğiz" gibi basit cümleler kurulmalıdır ve bebeğin cevabı kitaplar bebeklere gösterilerek okunabilir. Bu da dil gelişimi için katkı sağlar   EV KAZALARI Bebekler beslenme sıklığını kendi belirler. Günde ortalama 4 kez beslenmek isteyebilirler. Bazıları gece beslenmesi için uyanır bazıları uyanmaz Genelde bu dönemde bebekler 750 ile 900 kalori arasında alırlar. Bu kalorinin yaklaşık olarak 500'ü anne sütünden gelir. Ebeveynler meyve ve sebzeleri tanıtmaya odaklanmalı, bebeklerinin farklı tatları denemelerini sağlamaya devam etmelidir                               Çorba olarak hazır çorba verilmesi önerilmemektedir. Pediatri hekimiyle birlikte ek gıda beslenme menüsü oluşturmak mümkündür. Yine ana öğünler anne sütü ya da formül mama; ara öğün olarak da ek gıdalar verilmelidir. 8 aylık bebeklerde kabızlık olabilir. Bu beslenmeyle ilgili olabileceği gibi bazı hastalıklar nedeniyle de gerçekleşebilmektedir. Böyle bir durum yaşandığında bebeğin hekimiyle irtibata geçmek gerekir. Bir yaş öncesinde bebeklere verilmemesi gereken bazı besinler vardır. Bunlar, bal, tuz, şeker, yumurta beyazı, kivi, çilek, kabuklu deniz ürünleri, çikolata, kakao, domates, bakla, patlıcan, konserveler, hazır çorbalar , çay, doğal olmayan meyve suları, inek sütü, salam-sosis-sucuk-pastırma gibi işlenmiş etler olarak sıralanabilir. 8 aylık bebeklerde ishal görülebilir. Bazen diş çıkarma döneminde bazen de bağırsak enfeksiyonlarında buna rastlanabilir. Eğer günde 7-8 kez sulu veya kanlı dışkılaması varsa, iştahsızsa, kusma, huzursuzluk, ateş varsa mutlaka hekimine başvurulmalıdır. Bu süreçte bebeklerin demirden zengin beslenmeleri önemlidir, çünkü demir eksikliği kansızlığa neden olabilir. Demir eksikliğinden kaynaklanan anemi bilişsel gecikmelere sebep olur. Bu nedenle bebeklerin yeterli miktarda demir aldığından emin olunmalıdır, 6-9.ay arası kan sayımı yapılmalıdır.   Günde iki-üç defa gündüz uykusu uyumalarına gece uykuları da 14-15 saate çıkabilir.  Bazı bebekler sekizinci ayda aniden uyanıp ağlayabilirler. Diş çıkarma dönemindeyse bu ağlama ataklarına sıkça rastlanır.  Bebeklerin bu dönemde ek gıdalarla birlikte anne sütü almaya devam etmesi gerekmektedir. Bu ayda besin miktarları biraz daha artacaktır. Ek gıda konusunda dikkat edilmesi gereken şeylerden birisi de besinlerin ev yapımı olmasıdır. Aylık kilo ve boy değerleri: Kız bebek kilosu 6500 ile 10.500 gram arasında  değişebilmektedir . Boyları ise 65cm, üst 75 cm boyunda oluyor. Erkek bebeklerde bu değerler 66cm- 76 cm'dir. Bebeğin boy, kilo ve baş çevresi gibi fiziksel ölçümleri yapıldıktan sonra elde edilen bilgiler, bir önceki ayda elde edilen verilerle karşılaştırılır. Ardından, bebek gelişim tablosunda bulunan değerlerle kıyaslanır. Bebeğin ne kadar büyüdüğünün açık bir göstergesi olan bu ölçümler, düzenli doktor ziyaretleri sırasın da yapılır MOTOR GELİŞİM 8 aylık bebekler, desteksiz oturabilir. Sırt ütü yattıklarında, tek başlarına oturma durumuna geçebilir, kendi etraflarında dönebilir, yüzüstü bırakıldığında emekleyerek veya sürünerek istedikleri hedefe ulaşabilirler. Bazı bebekler bu dönemde emeklemez ama bunun için telaş etmeye gerek yok. Bazı bebekler emeklemeden yürümeye de başlayabilir. Örneğin, koltuktan destek alarak ayağa kalkabilirler. Elleri ve ayakları genelde çok hareketlidir. Nesneleri sıkıca kavrayabilirler. Oyuncaklarını sağ ellerinden, sol ellerine geçirebilirler. Tuttukları cisimleri ağızlarına götürebilirler. Ebeveynlerin bebeklerinin hareketleri konusunda dikkatli olması gerekir zira ev kazaları bu dönemlerde sıkça yaşanabilir. Altı aydan sonra bebeklerin dişleri çıkabilir. Görme ve işitme duyuları da gelişmiştir. 8. Ay Bebeklerinin bacakları güçlenmiş olduğundan hem çok hareketlidirler hem de yürümeye çok isteklidirler. Bu dönemde bebeklerin gelişimi hızlıdır. Bu hızlı gelişim ebeveynleri mutlu eder ve şaşırtır.   EV KAZALARI                                              İlk dişlerin çıkması bazı bebeklerde 14. ayı bulsa da bazılarında önceki aylarda da çıkabilir. Bu durum çoğunlukla anne ve babanın ilk dişlerini çıkardığı döneme göre farklılık gösterir. Dişi çıkan bebeklerin diş temizliği, nemli bir bezle, macun ve fırça kullanılmadan yapılmalıdır. Bebeğin gelişimine bağlı olarak ilgilediği şeyler de farklılaşır ZİHİNSEL GELİŞİM           Bebekler bu dönemde de yeni şeyler keşfetmeye meraklıdırlar. Kendileri gibi bebekleri ya da kendilerinden daha büyük çocukları görünce heyecanlanabilirler. Mama sandalyelerine oturduklarında yemek yiyeceklerini bilirler. Günlük rutinlerini kavramış olurlar.  Neden- sonuç ilişkisini de kurmaya başlarlar. Bebekler bu dönemde kendilerine bakan kişileri, Anne, baba, anneanne, babaanne veya bakıcılarını iyi tanırlar. Kendisinin görmediği, tanımadığı kişilerle kalmak istemeyebilirler. Hatta hekimlerini bile tanırlar. Bazı bebekler hekimlerini gördüklerinde farklı tepkiler verebilirler. Bu doğal ve normal bir tepkidir. Ayrıca bebeklerin yüz ifadelerinden artık mutlu, mutsuz olduğu anlaşılır. Bunun yanında bebekler karşılarındaki kişilerin yüz ifadelerinden de neyin ne olduğunu anlarlar. Karşılarındakilerin yüz ifadelerine göre tepkiler verebilirler. Anneleri yanlarında olmadığında huysuzlanabilirler, ağlayabilirler. Eğer anneler bebeklerinin yanlarından ayrılacaklarsa bunu tokken, mutluyken, enerjisi iyiyken yapmak daha doğru olur. Ev içinde bebeğin yanından ayrılmayı denendiğinde, annelerinin bir süre sonra geleceğini daha kolay anlayabilirler. Bebekler çocukları gördüğünde heyecanlanır. İhtiyacı olan bir şeyi kollarını yukarı doğru kaldırarak isteyebilir, istediği bir şeyi beden dilini kullanarak gösterebilir. Ayrıca sekiz aylık bebeklerin taklit yeteneği vardır. Annesi telefonla konuşurken o da telefonla konuşuyormuş gibi eliyle taklit edebilir   Kendisine kitap okunmasından son derece mutlu olan bebek, bu ay itibariyle kitabın içindeki büyük resimlere ilgi gösterebilir. Oyuncakların üzerindeki düğmelere basarak farklı hayvanların seslerini duymak onu heyecanlandırabilir. Hayvanların çıkardığı seslerin ebeveynleri tarafından taklit edilmesi bebeğin, hem eğlenmesine hem de bu bilgileri pekiştirmesine yardımcı olur.     SOSYAL GELİŞİMİ   Sesli ve sessiz harfleri birlikte kullanarak, "Baba", "Dada", "Dede" gibi ilk kelimelerini söyleyebilirler. “Güle güle”, “Atta”, “Bay bay” gibi kelimeleri anlar ve tepki gösterebilir. Bu süreçte yapılacak en doğru şey bebekle iletişim kurmaktır. Günlük hayatta ne yapılıyorsa bebekle paylaşılmalıdır. Örneğin, mama hazırlanıyorsa bebeğe, "Şimdi kahvaltını hazırlıyorum", "Birazdan kahvaltı edeceğiz" gibi basit cümleler kurulmalıdır ve bebeğin cevabı kitaplar bebeklere gösterilerek okunabilir. Bu da dil gelişimi için katkı sağlar

Apartmanımızı “Evde Anaokulu”na Dönüştürmek Mümkün mü?

OYUN-DERS_

YÖNETİMLE  İLETİŞİM

Contact information

ÖĞRENCİLERİN HAFTALIK  EV SEANSLARI

​               

Günümüzde pek çok aile, 10–15 katlı, 80–100 daireli bloklarda; birden fazla bloğu olan büyük sitelerde yaşıyor. Aynı bahçeyi, aynı asansörü, aynı otoparkı kullanıyoruz… Ama çoğu zaman hem biz yetişkinler hem de çocuklarımız birbirimizden habersiz, biraz da yalnız büyüyoruz. Oysa bu kadar çok ailenin bir arada yaşaması, çocuklarımız için muhteşem bir fırsat: Evde eğitim anlayışını, sadece kendi dairemizle sınırlı bırakmayıp, tüm bloğu ve siteyi içine alan bir “öğrenme ağı”na dönüştürebiliriz.

 

Bunun en pratik ve sıcak yolu da şu:
Bir bloktaki ya da sitedeki 5–6 annenin, haftada bir gün kendi evinde “evde anaokulu etkinliği” düzenlemesi.

5–6 Anne, 1 Gün, Küçük Bir Ev… Büyük Bir Öğrenme Ortamı Hayal  Edelim:

 

Aynı sitede yaşayan, çocukları birbirine yakın yaşta olan 5–6 anne bir araya geliyor.

  • Haftada bir gün, sıra ile her annenin evinde 1–2 saatlik bir etkinlik yapılıyor.

  • O günün ev sahibi annesi, kendi çocuğu ve komşu çocukları için küçük bir “evde anaokulu” programı hazırlıyor.

Bu kadar basit bir organizasyonla aslında çocuklar için:

  • Sosyalleşme imkânı (farklı evler, farklı çocuklar, farklı kurallar)

  • Paylaşma, sıra bekleme, empati kurma fırsatı

  • Oyun yoluyla öğrenme ve akademik destek bir arada sunulmuş oluyor.

Evler küçücük gibi görünse de, doğru planlandığında büyük birer öğrenme ve gelişim platformuna dönüşebiliyor.............

EVDE   ANAOKULU   UYGULAMASI

bottom of page