top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 336 sonuç bulundu

  • ÇOCUK SAĞLIĞI ve D VİTAMİNİ

    çiğ fındık D vitamini kemik gelişimi ve hücre büyümesi için gereklidir. D vitamini eksikliği bağışıklık sisteminde çöküşe sebep olur. İltihaplı hastalıklara karşı vücutta iyileşme yavaşlar. D vitamini eksikliğinin en belirgin durumları saçların yavaş ve sağlıksız uzaması, kas ve kemiklerde zayıflamalar meydana gelmesidir. Ayrıca bağışıklık sistemi de zayıflayacağı için kanser riskinde de artış gözlemlenir. Sağlıklı Beslenme D vitamini açısından zengin olan besinler tüketilmediğinde ve güneş ışığından uzak kalındığında vücut yavaş yavaş tepki vermeye başlar. Sağlığımız için bu kadar önemli olan D vitamininin bulunduğu besinler diğer vitaminlere oranla daha azdır. Ciğer, peynir, somon, ton balığı, uskumru, süt ve portakal suyu D vitamini açısından zengin olan besinler arasındadır. Kuruyemişlerde de kaju ve fındık D vitamini takviyesi için birebirdir. Vücudumuzun ihtiyacı olan D vitamini miktarının ancak %20’sini besinlerden karşılayabiliyoruz. Zor karşılandığı için D vitamini içeren vitaminleri tüketmek ve güneş ışığından faydalanmak her zaman önemlidir. D vitamini eksikliğinde bazı değişimler ve sağlık sorunları yaşarız. D Vitamini Yetersizliğinin Belirtileri FIndık D vitamini eksikliği anında anlaşılmaz ve belirtileri zamanla ortaya çıkar. Uzun süreli, zarar verecek etkileri bulunmaktadır. Bu etkilerden kaçınmak için belli aralıklarla tetkikler yaptırılmalıdır. Kemik ağrıları, kas zayıflığı, kramplar, eklemlerde ağrı, halsizlik, depresyon, başın fazla terlemesi, soğuk algınlığı, yüksek tansiyon, mesane ve bağırsak problemleri D vitamini eksikliğinden dolayı meydana gelebilmektedir. D vitamini serotonin hormonunun salgılanmasında rol oynadığı için eksik olduğu durumlarda depresyona sebep olabilmektedir. Bu gibi durumları uzun süredir yaşadığınızı düşünüyorsanız hemen bir doktora gidip sonuçlarınıza baktırmanız sizin için faydalı olacaktır. D vitamini ihtiyacınız varsa ve yemekler dışında atıştırmalıklarla da takviye sağlamak istiyorsanız kaju ve fındık tüketebilirsiniz. Kaju ve fındığın sağlımıza faydalarına bakacak olursak; Çiğ Kaju Faydaları   Çiğ Kaju Kaju içerdiği zengin besin değerleri sayesinde insan sağlığı için önemli kuruyemişlerden biridir. D vitamini ile önemli rahatsızlıkların önlenmesine yardımcı olmaktadır. Çiğ kaju faydalarına bir bakalım. D vitamini hamilelik döneminde ortaya çıkacak rahatsızlıkların en aza indirilmesi için önemlidir. Kansızlık, bağışıklık sisteminde zayıflama ve kemiklerde güçsüzleşmeyi önler. Kaju bulundurduğu flayonollar sayesinde kanser hücreleri ile savaşır. Bakır sayesinde kolon kanserinin oluşumunu engellemekte büyük rol almaktadır. Düzenli olarak kaju tüketen kişilerde safra kesesinde taş oluşumu %25 oranında düşmektedir. Antioksidan özelliğine sahip olan magnezyum, selenyum ve bakır minerallerini içerdiği için vücudun dinç ve sağlıklı kalmasında faydalıdır. İçerdiği potasyum sayesinde yüksek tansiyona sahip kişilerin tüketebileceği kuruyemişler arasında yer almasını sağlar. Tansiyon düşürücü etkisinin yanında böbrek hastalıkları tedavisinde de yardımcı olur. Çiğ Fındık Faydaları Çiğ fındık birçok vitamin ve mineral bakımından zengin kuruyemişler arasındadır. Fındık içi Kaju gibi D vitamini yönünden zengin olan fındığın birçok faydası vardır. Sahip olduğu D vitamini sayesinde kırmızı kan hücrelerinin yapımını sağlar ve ciltte oluşan yaraların iyileşmesini hızlandırır. E vitamini yönünden de oldukça zengin olan fındık yaşlılığı geciktirici etkiye sahiptir. Antioksidan etkisi ile vücudun temizlenmesini sağlar. E vitamini kan şekerini düzenleyerek diyabetin ilerlemesini engeller. Damar sağlığını koruyarak kalp rahatsızlıkları ile karşılaşma oranını düşürür. Beyin ve sinirsel fonksiyonları düzene sokar. Hem D vitamini hem de E vitamini yaraların iyileşmesine yardımcı olur. B5 vitamini sayesinde stresle başa çıkmayı kolaylaştırır. B6 vitamini bağışıklık sistemini güçlendirir ve E vitamini gibi kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur. B9 vitamini gebelikte ihtiyaç duyulan vitaminler arasında yer almaktadır. Bundan dolayı gebelik döneminde fındık tüketimi oldukça önemlidir. Damar sertliğinin meydana gelmesi ile savaşır. Bu sayede kalp krizi riskini azaltır ve bunamayı yavaşlatır. Omega 3 bilindiği gibi kalp ve damar sağlığını korur. B9 vitamini gibi damar sertliğini oluşturacak maddeler ile savaşır. Damar içerisinde oluşacak kan pıhtılaşmasını engeller.

  • Bebeklerde Sarılık Nedir

    A.İlhan EZEL Bebeklerde Sarılık Ve Sebepleri Nedir? Yeni doğan bebeklerde sıkça görülen sarılık, bebeğin ilk 28 günlük dönemi içinde oluşur. Yeni doğan bebeklerin ortalama % 60’ı “yenidoğan sarılığı ” na yakalanır. Bu oran prematüre bebeklerde daha yüksektir. Yenidoğan sarılığı, herhangi bir hastalığın uzantısı değildir. Bazen bebek bunu kısa sürede atlatabilir, ancak bazı bebeklerin hastane ortamında yatarak tedavi görmesi gerekebilir. Genellikle bir, iki hafta süren hastalık içerdiği özellikler nedeniyle fizyolojik sarılık adıyla da bilinir. Sağırlık, öğrenme güçlüğü, gibi bazı hastalıkların oluşmasına da ortam hazırlıyabilir. Hastalık bebeklerin kanında biriken bilirubin miktarının artmasıyla oluşur ve bebeğin gözlerinin beyaz kısımları ve cildinin sararmasıyla anlaşılır. Oluşan sararmanın bacaklara ulaşması, kırmızı kan hücrelerinin parçalanmasıyla oluşan bilirubin oranının yüksek olduğunu gösterir. Mutlaka doktor kontrolü gerektiren, bir yenidoğan hastalığıdır. Kanda yükselen  bilirubinin seviyesinin düşmesi, bebeğin karaciğerinin gelişimini tamamlamasına bağlıdır. Karaciğer bu noktaya gelmeden kan temizlenemez. Her ne kadar sarılık kısa sürede atlatılmış olsa da, yüksek bilirubin seviyesi nedeniyle oluşan bazı beyin hasarı (Kernikterus-bilirubin ensefalopatisi) riskine karşı doktor tedavine devam edilmelidir. Bu tedavi doktor kontrolünde 10-15 gün sürmelidir. Taşıdığı riskler unutulmamalı, bebek iyileşti diye tedavi sonlandırılmamalıdır. Yenidoğan Sarılığı Belirtileri.   “Yenidoğan sarılığı”nın en belirgin özelliği, gözün beyaz kısmının ve yüzünün sarı renk almasıdır. İdrarının da rengi değişir ve yüksek ateşle birlikte, halsizlik, iştahsızlık başlar. Anneler, bebeğin alnına veya burnuna hafifçe bastırarak ilk muayeneyi annesi yapabilir. Bası uygulanan yerde sarı bir leke oluşması sarılığın başladığını gösterir. Bebek derhal doktora götürülmelidir.   Bebeğin kan değerleri hastalık hakkında bilgi verir.   1-      5 ile 8 mg/ aralındaki bilirubin, baş ve boyun bölgesinde, 2-      8 ile10 mg/ aralığında üst gövdede, 3-      10 ile13 mg/ aralığında alt gövde, 4-      13 ile16mg/aralığı kol ve bacaklarda 5-      20mg/aralığında eller ve ayaklar sararır.     “Yenidoğan Sarılığının Sebepleri Nelerdir? Bebek henüz doğmamışken kırmızı kan hücreleri parçalanarak bilirubinin açığa çıkmasına neden olur. Kandaki bu bilirubin bebek anne karnında olduğu müddetçe, bunu annenin karaciğeri temizler. Ancak bebek doğar doğmaz bu işlem bebeğin karaciğerine geçer. Bu durum bebekte bir alışma (adaptasyon) süreci gerektirir. Prematüre bebeklerin bilirubin seviyesi bu sebeple artar. “Yenidoğan sarılığını, bazen emdiği anne sütü  oluşurur. Anne bu konularda bilgisizse, anne sütünü kontrol edemez ve bebek yeteri kadar doymaz. Bebeğin ihtiyacından az süt alması sarılığın başlamasında ikinci sebep olur.  Emzirme önemle üzerinde durulması ve bebeğin yeterince süt emmesine bağlı olarak iyileşme gösterir.  Fakat görüntünün normale dönmesi, mevcut risklerin bittiğini göstermez. Olası risklerin önlenmesi için bebeğin doktor gözetiminde 10-15 gün izlenmesi gerekir. Diğer sebepler ise şöyle sıralanabilir. 1- Bebeğin kanında enfeksiyon olması . 2-  Anne-bebek mevcut kan uyuşmazlığı, 3-  Bebeğin karaciğerinde sorun olması, 4-  Bebekte safra kesesi problemi olması, 5-  Eksik enzimler, 6-  Orak hücre kansızlığı olması, 7-  Bebekte kan hücresi hastalıklarının olması, 8-  Pramatüre doğması Yenidoğan Sarılığının Türleri Nelerdir? 1 Normal (Fizyolojik) Sarılık . :  Bebek karaciğer gelişimi tamamlanmadan doğduysa, sarılık olur. Bu tür sarılık en çok rastlanan türü olup, doğumu müteakip oluşup 1-2 hafta içinde kendiliğinden düzelen sarılıktır. 2-      Prematüre Sarılık: Prematüre bebeklerde meydana gelen sarılık, normal doğan bebeklere göre daha ağır ve uzun tedavi gerektiren şekilde olur. Ciidi sonuçlar verebilir. 3-      Anne Sütüne Bağlı Olan Sarılık: Bazı durumlarda anne sütünden geçen sarılıktır. Anne sütündeki bazı maddeler sütte bilirubin miktarını arttırır. Bu da bebekte sarılık olarak olarak ortaya çıkar. Doğumdan 3-5 gün sonra çıkar ve 3-12 hafta kadar devam eder 4-      Emzirme Sarılığı;   Yeterli anne sütü alamayan bebeklerde buna bağlı olarak oluşan sarılık türüdür. Sık emzirm, annenin bu konuda bilgilendirilmesi ile kendiliğinden geçer. 5-      Kan Uyuşmazlığı (Rh veya AB0 problemleri) : Annenin 0 kan grubu, bebeğin ise A veya B kan grubundan olması halinde bebekte sarılık hastalığı oluşur. AB0 uyuşmazlığı diye adlandırılır. Bu tür sarılıklar bebeğin doğduğu gün oluşur. Anti-D Gamma Globulin iğnesi yardımıyla ile tedavi edilir. Bazı ağır durumlarda sarılık tedavisi, bebek için fototerapi yöntemi ile yapılır.   Yenidoğan Sarılığının Tedavi Yöntemleri Nelerdir? 1-      Işık Tedavisi (Fototerapi): Bebeğin kaç günlük olduğu, kilosunun ne kadar olduğu dikkate alınarak “ Işık Tedavis” tedavi başlatılır. Bilirubin 15 mg/dL üzerinde ise en sık uygulanan  fototerapi kaçınılmazdır. Ciltte biriken bilirubin kullanılan ışığın tesiriyle suda erir ve  idrar ile atılır. Fototerapi yöntemi ile bebek, çıplak olarak ışığın altına yatırılır, gözlenin zarar görmemesi için gözleri örtülür. Işığın etkisiyle bebeğin vücudunda su kaybı oluşur. Bunun dengelenmesi için bebek 2 saat arayla emzirilmelidir.. 2- Kan Değişimi:(Exchange Transfüzyon): Yükselen bilirubini düşürmek için Kan değişimi uygulanır. Kan bilirubini 2-25 mh/dL seviyesi üstende olduğu zaman bu yöntemle müdahale edilir. 3- Farmakolojik Ajanlar: Bazı durumlarda doktorların kararıyla bazı ilaçlarla tedavi yürütülür. Uygulamada kullanılan farmakolojik ajanlar vücuttan fazla bilirubinin atılımını hızlandırır ve yeniden üretmini engeller

  • 2 YAŞ ÇOCUK GELİŞİMİ

    BESLENME: .2 yaş çocuklarının beslenmesi artık rayına oturmuştur. Acı, baharatlı ve kızartmalar hariç yetişkinlerin yediği yemeklerden yiyebilirler. Bu önemde çocukların vitamin ihtiyacı için meyve ve sebze ağırlıklı bir menü hazırlanmasında fayda vardır. Süt ve süt ürünleri ihmal edilmemeli aşırı atıştırmalıklarla öğün atlamaları önlenmelidir. BEDENSEL GELİŞİM:   MOTOR GELİŞİM   Fiziksel aktivitelerin artış gösterdiği çocuk gelişim dönemlerinden biri de 2 yaştır. Özellikle büyük kas gruplarının aktif bir şekilde kullanıldığı bu dönemde bebeğiniz koşabilir ve istediği an durabilir. Bunlara ek olarak çömelme, elleri kullanarak yeniden ayağa kalkma ve parmak ucunda durma gibi hareketler de 2 yaş çocuğun motor gelişimini gösteren eylemlerdir. Ebeveynlerin bu süreci desteklemek adına bebeklerini teşvik etmeleri gerekir.                         El becerilerinin gelişimi örnekleri iNCEN KAS ÇALIŞMALARI                      İKİ YAŞ ÇOCUKLARDA DİNİ GELİŞİM Çocukluk   döneminin  iki ile altı yaş arası, taklit dönemidir. Çocukların, taklit ederek ve kendi cinsiyetindeki ebeveyniyle özdeşleşerek öğrendiği bir dönemdir. Çocuklar bu devrede, yakınlarının her türlü hareketlerini bilinçsiz olarak taklit eder ve tekrara başlarlar. Aile bireylerinde gördükleri ibâdetlere, dînî içerikli her türlü davranışa içten gelen duygularla   yönelirler. Onların dînî yaşantısını örnek alarak, kendileri de aynı davranışları sergilemek isterler. Sesli yayınlara karşı ilgilidirler. Konu ile ilgili masal ve hikâyeleri dinlemekten hoşlanırlar.                                    Örnek adresler. {https://youtube.com/shorts/u6kFihpSCBU?si=RpdVC785fa6X-yTe  } { https://www.youtube.com/watch?v=PBxP6ioPAcI }

  • 5-6 YAŞ KOLAY ÇIKARMA İŞLEMLERİ

    https://www.youtube.com/watch?v=tR03APCCaVY

  • 5-6 YAŞ KOLAY TOPLAMA İŞLEMLERİ

    TOPLAMA İŞLEMLERİNİ KOLAYCA ÖĞREN

  • 4+ ÇOCUKLARDA EVDE BEDEN EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI

    EVDE BEDEN EĞİTİMİ https://www.youtube.com/watch?v=K2kdAiZsmlQ 1.DE RS

  • TOHUMLAR

    Evde tükettiğimiz meyve ve sebzelerden çekirdekler çıktığını fark ettiniz mi? Aslında o çekirdekler bitkilerin tohumlarıdır. Elde ettiğimiz tohumlar, yeni bitkiler yetiştirmek için büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu tohumları kurutmadan doğrudan toprağa ekmek, çoğu zaman çimlenmelerini sağlamaz. Tohumların doğrudan ekilmek yerine önce kurutulması, sağlıklı ve başarılı bir çimlenme süreci için oldukça önemlidir. Peki neden tohumları ekmeden önce kurutuyoruz? Nemli Tohumlar Tohumlar meyve ya da sebzenin içinden çıkarıldığında, genellikle nemli ve yumuşaktır. Bu nemli ve yumuşak yapı, tohumun toprağa ekildiğinde çimlenmeden önce çürümesine veya küflenmesine yol açabileceği gibi mekroorganizmalar tarafından kolayca besin olarak kullanılmasına sebep olacaktır. Yani canlılar onları afiyetle yiyeceklerdir. Ayrıca, tohumun etrafındaki meyve artıkları toprağa zararlı mikroorganizmaların taşınmasına neden olabilir. Bu da çürümeyi hızlandırır.  Evde tükettiğimiz meyve ve sebzelerden çekirdekler çıktığını fark ettiniz mi? Aslında o çekirdekler bitkilerin tohumlarıdır. Elde ettiğimiz tohumlar, yeni bitkiler yetiştirmek için büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu tohumları kurutmadan doğrudan toprağa ekmek, çoğu zaman çimlenmelerini sağlamaz. Tohumların doğrudan ekilmek yerine önce kurutulması, sağlıklı ve başarılı bir çimlenme süreci için oldukça önemlidir. Peki neden tohumları ekmeden önce kurutuyoruz? Nemli Tohumlar Tohumlar meyve ya da sebzenin içinden çıkarıldığında, genellikle nemli ve yumuşaktır. Bu nemli ve yumuşak yapı, tohumun toprağa ekildiğinde çimlenmeden önce çürümesine veya küflenmesine yol açabileceği gibi mekroorganizmalar tarafından kolayca besin olarak kullanılmasına sebep olacaktır. Yani canlılar onları afiyetle yiyeceklerdir. Ayrıca, tohumun etrafındaki meyve artıkları toprağa zararlı mikroorganizmaların taşınmasına neden olabilir. Bu da çürümeyi hızlandırır.

  • 8-9YAŞ İTİKAT DERSLERİ

    ANA SAYFAYA DÖN https://www.etkin-ebeveynlik.online/ DİNİ EĞİTİM Altı–Yedi yaşındaki çocuklar, çevrelerindeki insanların ihtiyaçları ve beklentileriyle, kendilerine biçilen role göre davranırlar. Çevrelerine karşı düşünceli ve özverilidirler. Mantıksal düşünmeyi ve empati kurmayı öğrenmeye  başladıkları bu dönemde, ahlâkî kuralları gerekçeleriyle anlamaya başlarlar. Belirlenen kurallara ve düzene uyar, değiştirilmesine ve ihlal edilmesine karşı çıkarlar. Anne-babadan başka (öğretmen gibi) otoritelere hazır olurlar ve bu durum hoşlarına gider. Bu dönemde arkadaşlık ilşkileri gelişmiştir, anne-babadan ziyade yaşıtlarından örnek almak isterler. Ailenin onların arkadaş seçiminde iyi bir rehber olması beklenir. Eleştirilicekse şahıslar değil davranışlar olmalıdır. Bu dönem çocukların “İBADET EĞİTİMİ” ne de başlayabilecekleri uygun bir zamandır. 6 Yaş çocuklukta oyun çocuğu dönemini sonu olan “OKUL ÇOCUĞU” döneminin başlangıcıdır.. Motor ve dil gelişimi öğretim programını takip edecek düzeye gelmiştir. Sportif faliyetlerde aktif ve dinamiktir. Cinsel kimliği oluşmaya başladığı bu evrede anne ve babasına “Ben kimim” ,“Nerden geldim”, “Çocuk nasıl oluşur” gibi cinsel sorular sorabilir. Merak ve öğrenme güdüsünün doğal bir uzantısı olan bu sorular yadırganmadan olağan karşılanmalı ve çocuğa cinsel eğitim ne çok erken ne de çok geç olmamalı çocuğun gelişim düzeyine uygun olmayan bilgi sorun yaratabilir   MAHREMIYET ÖĞRETİLMELİDİR Dürüst bir cinsel eğitim saptamak için çocuğa mahrem alanları öğretilmeli. Okul çağına yaklaşmış bir çocuk evde çıplak dolaşıyorsa bu çocuğa neyin mahrem olduğunu bilgi vermek olası olmaz. Ufak yaştan itibaren çocuğun giydiği kıyafete değin dikkat edilmeli, mahremiyet duygusu aşılanmalı, sınırları öğretilmelidir ***İTİKAT DERSLERİ** *   32 FARZ   1-32 farz           Hiç şüphesiz  Allah katında din İslâm'dır. (ALÎ iMRAN SURESİ 19) Din insanları dünyada ve ahirette huzura ve mutluluğa kavşturacak olan ilâhi bir kanundur. Bizim dînimiz İslâm dînidir. İslâm dinini kabul etmiş kişiler Müslüman denir. Ve Rabbimizin razı olduğu tek din de en son gönderdiği İslâm dır. Rabbimiz aynı  Surenin 85 . ayetinde: وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْاِسْلَامِ د۪ينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُۚ وَهُوَ فِي الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ Kim Müslümanlıktan başka bir din arar, dilerse arayıp bulduğu din, asla makbule geçmez ve o, ahirette ziyana uğrayanlardandır. .Diğer dinlerin bir kısmı da Rabbimiz tarafından  o zamanın kavimlerin peygamberlerine vahyetmiştir( göndermiştir) lâkin, İslâm en son Peygamber olan Hz. Muhammed (sav) e gönderilen ilâhi kanunların en sonuncusudur. Ve tüm insanlara gönderilmiştir. İlk Peygamber olan Adem (as) a......... DAVUD (a.s)' a ZEBUR MUSA (a.s)' a TEVRAT (Musevî'lere) ÎSÂ (a.s))' a İNCİL (Hritiyan'lara) Hz.MUHAMMED (S.A.V)' e KUR'AN-I KERİM (Müslüman'lara) indirilmiştir. İSLÂM DÎNİNİN HÜKÜMLERİ ÜÇ KISIMDIR. 1- ÎMAN   = İnanmak demektir.İmanın şartı altıdır.Bu altı şarta şüphesiz inanan Müslümandır. 2- AMEL  = İnsanların yaptıkları işlere amel denir. Allah'ın (cc) katında makbul olan "SALİH AMELLER "dir 3- AHLÂK= İnsanların birbirlerine karşı davranışlarını düzenleyen hükümlerdir. En güzel ahlâk Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) in ahlâkıdır. Rabbimiz O'nu bizlere örnek olarak göndermiştir. İSLAM DÎNİNİN ÖZELLİKLERİ 1-İslâm son dindir. Hükümleri kıyamete kadar devam edecektir 2-İslâm Dîni bütün insanlara gönderilmiştir. İslâm geldikten sonra diğer dinler     kalkmıştır. 3- İslâm Dininin hükümleri bütün insanların ihtiyaçlarını en güzel bir şekilde karşılar. 4- İslâm Dini, kendinden önce Allah (cc) tarafından gönderilen diğer peygamberleri ve ilahi Kitapları tasdik eder. 5- İslâm Dîni kendinden önceki dinlerin hükümlerini yürürlükten kaldırmıştır. Artık o kitapların hükümleri ile amel edilmez. Rabbimizn emirlerini Farz dır. Yani her Müslüman ergenlik dönemine geldiğinden itibaren bu farzları yerine getirmek zorundadır ÎMAN VE ESASLAR . iMAN :  Lugatta inanmak demektir. Dinimizde ise Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) in Cebrail a.s vasıtası ile Allah (c.c) dan alıp ı hükümlere le de söylemektirrıkalpten inanıp bu inancı dil ile de söylemektir. İman  2 kısımdır.. 1- icmali iman. 2- Tafsili iman. İCMALİ İMAN:  İman esaslarına kısaca inanmaktır. Kelime-i Şehadeti inanarak söylemek icmali iman için yetelidir. Fakat bir müslüman tafsili iman sahibi de olmak zorundadır. TAFSİLİ İMAN : İman esaslarına ayrı, ayrı   inanmaktır. Buna İMANIN ŞARTLARI  denir. Toplam altı tanedir İnsanlar iman bakımından üç kısımdır MÜ'MİN:  Kelime-i Şehadeti inanarak dili ile söyleyen ve kalbi ile tasdik eder. MÜNAFIK: Kelime-i şehadeti dili ile söyleyen ama kalbi ile inanmayan kişilerdir. KAFİR: Kalbi ile inanmayan, dili ile de inanmadığını söyleyen kişilerdir.                         İman en kıymetli şeyimizdir.  Çünki insanı dünyada da ahirette de  mutlu edecek  olan sadece imandır. İman sahibi bireyler kendilerini hiçbir zaman yalnız hissetmezler. Kendilerini koruyan, gözeten bir Rabbinin varlığını bilir, O'na sığınır ve güvenir. Ettigi ibadetlerle Rabbine yaklaşır ve huzura erer. Cennet yurduna imansızların giermiyeceğini bildikleri için daha çok ibadet etmeye ve Allah (c.c ) nin rızasını kazanarak mutlu olurlar. MÜ'MİN OLAN İNSANLARIN ÖZELLİKLERİ. 1 -"Mü'min, bütün insanların emin olduğu kimsedir. Bütün müslümanların, onun dilinden ve elinden emin ve sâlim olduğu kimsedir."" H.Ş). Tüm yaşantısı ile bizlere örnek olan Peygamberimiz (sav) de bu özellik tamamıyla mevcuttu. Bu güzel sıfatın O'nda dorukta olmasından dolayı kendisinden herkes "Muhammedül emîn" diye bahsediyordu. 2 -"Mü'min ve müvahhid (olgun) bir müslüman her halde ve her zaman hayır üzerindedir." (H.Ş ).( Camiu's Sagir Mü'minlerin vasıfları .6/9150 ) İyi bir müslüman hayırlı işleri sever, kötülükten hiç hoşlanmaz. Fiilleri ve niyetleri daima hayırlı işlerdir. 3- "Hakiki mü'minkardeşlerine külfeti, zahmeti, eziyeti ve ihtiyacı az olan kimsedir." (H.Ş)    ( Camiu's Sagir   6/9153) İnsanlar her zaman birbirlerinin yardımına muhtaçtır. Fakatiyi mir mü'min kendi ihtiyaçlarını kendi temin etmeğe çalışır, gerekmedikçe kimseyi rahatsız etmek istemez. Başkalarının kendisine yardım etmesindense, kendisi başkalarına yardıma koşmayı tercih eder. 4-"Mü'min halk içinde Hak'la beraberdir." (H.Ş) 5- "Mü'min Mü'minin kardeşidir."(H:Ş) 6- Mü'min hatasını hemen tamir eder. 7- Mü'min şiddetli ve hiddetli değildir. 8- Görevini ihmal etmeden yapar. 9-Mü'minde yalan ve hıyanet bulunmaz 10- Aile efradı ile iyi geçinir. 11- Mü'min kardeşinin başına gelen musibet zamanında onu terk etmez. 12- Mü'minler eşittir.Üstünlük Allah'tan korkusu en çok olandadır. 13- Mümin kanaatkâr olur." Mü'minin vasıflarından biri de, onun çok kanaatkâr oluşu ve az bir şeyle doyuşudur." (H.Ş) ( Camiu's Sagir   6/9139) İMANIN MAKBUL OLUŞUNUN ŞARTLARI Makbul bir imanda şu üç şartın olması lâzımdır. 1- Azab halinde imân makbul değildir. Önceden îman etmeyen bir insan, ölüm anında 'iman ederse kendisine bir faydası olmaz. Mûsa (a.s) ın ikazlarına kulak vermeyen Firavun denizde boğulurken îman etmiş fakat kendisinden bu îman kabul edilmemişti. .........suresi 2- Mü'min dîni hükümlerden hiç birini inkâr edemez. Dinin bütün emirlerini kabul ettiği halde birini inkâr etse (örneğin namazı inkar etse)  imanını kaybeder. Diğer hükümler içn de durum aynıdır. 1-    Dîni hükümleri beğenmemezlik edemez. Dîni hükümlerden birini beğenmemek îmanın yok olmasına sebeptir. İMANIN ŞARTLARI                                                ÎMAN   CENNETİN ANAHTARIDIR ***ALLAHA İMAN*** Tüm canlı cansız varlıkları Allah c.c yaratmıştır. Rabbimizin seçtiği salih kulların haricinde biz O’nu bu dünya hayatında görebilmeye muktedir değiliz. İnsanların gözlerinin görebilme yeteneği sınırlıdır. Fakat sevgili Peygamberimiz her kesin öldükten sonra tekrar  dirileceği zaman Rabbini açıkça görebileceğini müjdelemiştir. Bunun için dünya hayatımızda çok iyi işler yapmamız, ibadet etmemiz ve kimseye özellikle hayvanlara hiç kötülük yapmayıp kendimizi Rabbimize sevdirmemiz gerekir. Hiçbir şeyin kendi kendine yaratılması imkânsızdır. Biz Rabbimizi yarattığı diğer varlıkları görüp onları incelersek Rabbimizi bilir, ne kadar güçlü ve her şeyi yapmaya kadir olduğunu anlarız. Biz Rabbimizi bu dünyada göremesek de Onun bizi her an gördüğünü ve duyduğunu biliriz. Rabbimizin bizimle konuşmasını Kur’an okuyarak anlarız. Çünkü Rabbimiz bize söyleyecek olduğu her şeyi orada söylemiştir.  İnsanlar nasıl sevdikleri ile mektuplaşır, mesaj gönderirse Rabbim de bizden   istediği şeyleri Elçisi olan Peygamber Efendimiz s.a.v’ e En büyük Melek olan Cebrail a.s ile göndermiştir. Rasulullah Efendimiz de Rabbimizin kendisine gönderdiği bilgileri yazıcılara yazdırarak bize ulaştırmıştır.  Yüce kitabımız Kur’an-ı Azimmüşan Rabbimizin bizimle konuşmasıdır.  Bu sebeple bizler kur’an’a çok saygı gösterir, göğsümüzün üzerinde taşırız. Biz Rabbimizi sıfatlarını ve İsimlerini öğrenerek anlarız. Allah’ın Sıfatları. 6 tane Zâti sıfatları, 8 tane Sûbûtî sıfatları vardır. Allah’ın Subutî Sıfatları   ALAH'A iman O'nun varlığına ve bir olduğuna kalben inanmakla olur. O'na gönülden bağlanmak, görüyormuş gibi ibadet etmek gerekir. Çünki   biz O'nu göremesek te O bizi her an görüyor. Bu dünya yaşantımızda var olan görme organımız bazı şeyleri görmeye yetenekli değildir. Mü'minler Allah'ı eğer bu dünyada imanın ve İslamın şartlarını kabul eder ve Rabbimizin bizden istediği ibadetlerini yapar, güzel ahlâklı olursa Ahirette O'nu apaçık görecektir. (Yunus, 10/26) “İyi ve güzel davranışlarda bulunanlara en güzel mükâfat yani cennet ile daha da fazlası (olarak Allah’ın cemalini görmek) var.” Îmanı kuvvetli olan Mü'minler için Allah'ın varlığına ve birliğinin binlerce alâmeti vardır. Yerde, gökte, denizlerde Rabbimizin eserlerine bakarak, düşünür ve tefekkür ederek bunu anlarlar. Yaratılanlardaki tasarımı görerek ve anlayarak Yaratıcıyı idrak ederler.  Örneğin: Bir insanın vucudunu incelersek nasıl ölçülü bir dengede yaratıldığını hayretle görürüz . BUNLARI VE DAHA BİNLERCE ŞEYİ YARATAN RABBİMİZİ DÜŞÜNELİM, ÇOK ÇOK ANALIM BUNLARIN HER BİRİ BİR MUCİZE.  BURAYA SIĞMAYAN DAHA NE MUCİZELER VAR   Vucudumuzun sihhatli ve sağlıklı yaşaması için hepsinin ayrı ayrı vazifesi olan bir çok organın nasıl düzenli bir işbirliği içinde çalıştığını düşünelim. Ya gökyüzünde milyonlarca yıldır bir birlerine hiç çarpmadan yörüngelerinde dönen gezegenleri düşünelim. Ağaçlar, çiçekler, böcekler, kuşlar, balıklar ve daha binlerce yaratılmış canlıların yaratıcısını idrak edebilmek sadece îman gücüyle mümkündür. İmansız bir insan olaya bu gözle bakamaz, evrenin sırları ona hiç birşey ifade edemez ve inkâr yolunu tercih eder. İHLAS SURESİ.: 1- Ey Muhammed de ki ALLAH birdir. 2- Allah samed' dir. 3- Hiç bir şeye muhtaç değildir. Her şey ona muhtaçtır. 4- O ne doğurmuş ne de doğurulmuştur. Onun hiç bir dengi yoktur. Biz Rabbimizi, sıfatlarını isimlerini(ESMA-ÜL HÜSNA ) bilerek ve yarattığı şeyleri görerek tanırız ve anlarız. ESMAÜL HÜSNA (Güzel isimleri) VE ANLAMLARI 99 TANE DE ESMA-ÜL HÜSNA (Güzel isimleri) VARDIR.   Allah (C.C):  Eşi benzeri olmayan, Tek ilah, isimlerin sultanı Er-Rahman : Tüm yaratılanlara merhamet eden Er-Rahim:    Ahirette inananlara sonsuz ihsan, ikram ve lütufta bulunan El-Melik:  Tüm evrenin sahibi, saltanatı ve mülkü sürekli olan El-Kuddüs:  Tüm eksikliklerden uzak Es-Selam:   Tüm tehlikelerden selamete çıkaran El-Mü'min:  Koruyan, Güvenilen El-Müheymin :  Her şeyi gören ve gözeten El-Aziz:  Her şeyin galibi ve izzet sahibi olan El-Cebbar:  Kudret sahibi olan   El-Basıt:  İstediğine bolluk veren El-Hafıd:  Kafirleri alçaltan Er-Rafi:  İnananları yükselten El-Mu'ız:  Aziz kılan, dilediğini yücelten  El-Müzil:  Dilediğini değersiz kılan Es-Semi:  Her şeyi duyan El-Basir:  Her şeyi gören El-Hakem :  Mutlak hakimiyete sahip olan El-Adl:  Adil olan El-Latif:  Kullarına değer veren     El-Hakk:  Hakkı gösteren El-Vekil:  Tevekkül edenlerin işlerini yoluna koyan El-Kaviyy:  Kudretli El-Metin : Güçlü olan El-Veliyy :  İnananlara dost olan El-Hamid :  Övgüye layık olan El-Muhsi :  Tüm varlıkların sayısını bilen El-Mübdi:   Yoktan var eden El-Muid:  Öldüren ve sonrasında tekrar dirilten El-Hakem :  Mutlak hakimiyete sahip olan   El-Muhyi:  Dirilten, can veren El-Mümit:  Öldüren El-Hayy:  Sonsuz hayata sahip olan El-Kayyum:  Varlıkları ayakta tutan El-Vacid:  istediğini her zaman bulan El-Macid:  Şanı yüce olan El-Vahid:  Eşi benzeri olmayan Es-Samed:  Muhtaç olunan El-Kadir:  Kudretli El-Mektedir:  Her şeye gücü yeten   El-Mukaddim:  İstediğini yükselten El-Muahhir:  Dilediğini geri bırakan El-Evvel:  Ezeli El-Ahir:  Ebedi El-Zahir:  Varlığı açık olan El-Batın:  Mahiyeti gizli olan El-Vali:  Sahip olan El-Müteali:  Yüce El-Berr:  İyiliği bol olan Et-Tevvab:  Günahları affeden   El-Mani:  İstediği bir şeye mani olan Ed-Darr:  istediğine zarar veren En-Nafi:  istediğine fayda veren En-Nur:  Alemi aydınlatan Al-Hadi:  Hidayet sahibi El-Bedi:  Benzersiz yaratan El-Baki:  Ebedi El-Varis:  Tüm her şeyin tek sahibi Er-Reşid:  Yol gösteren Es-Sabur:   Ceza vermek için acele etmeyen                                                          El-Adl:  Adil olan El-Latif:  Kullarına değer veren El-Habir:  Her şeyi bilen El-Halim:  Ceza verirken acele etmeyen El-Azim:  Yüce El-Gafur:  Affedici olan Eş-Şekur:  Az amelde bile çok sevap veren El-Aliyy:  Yüce El-Kebir:  Büyük olan El-Hafiz:  Koruyan Et-Tevvab:  Günahları affeden El-Müntekim:  İntikam alan El-Afüvv:  Affeden Er-Rauf:  Merhametli olan Malik-ül Mülk: Tüm varlıkların sahibi ola Zül-Celali vel İkram:  Celal sahibi El-Muksit: Adaletli olan El-Cami:  Mahşer günü bir araya toplayan El-Ganiyy:  Kimseye muhtaç olmayan El-Mugni:  Müstağni     El-Mukit:  Yaratılana rızkını veren El-Hasib:   Hesaba alan El-Celil:  Yüksek sıfatları olan El-Kerim:  İkram eden Er-Rakib:  Gören ve gözeten El-Mucib:  Dualarını kabul eden El-Vasi:  Rahmeti ve ilmi bol olan El-Hakim:  Hikmetli El-Vedud:  Kullarını seven El-Mecid:  Şerefi yüksek olan     El-Halık:  Yaratan El-Bari:  Kusursuz ve eksiksiz yaratan El-Musavvir:  Tüm varlıklara şekil veren El-Gaffar:  Mağfireti bol olan El-Kahhar:  Her şeye hakim olan El-Vehhab:  Karşılıksız veren El-Rezzak: Rızık veren El-Fettah: Dardan kurtaran El-Alim: Her şeyi bilen ve göre El-Kabıd: Dilediğini darlık verme gücü olan     2-MELEKLERİNE İNANMAK: Peygamber efendimiz s.a.v çocukları terbiye ederken meleklerin varlığından onlara bahsetmiştir. “Oğulcuğum, abdestini tam ve güzelce al ki ömrün uzun olsun. Koruyucu melekler de seni sevsin ve korusun.” diye nasihat etmiştir. H.ş Çocuk eğitiminde, içinde sevgi ve güven unsuru bulunan mesajlar çok etkili oldukları için sık, sık başvurulan bir yöntemdir. Bu özellikte olan bilgilerin çocuklar tarafından kabul görmesi bu yöntemin tercih edilme sebebidir. Sevgi, güven ve gerçek bir güce sığınmak tüm canlılarda olduğu gibi çocuklardada rahatlatıcı bir duygudur.Sevgi ve güven dygusu eğitimin en etkili unsurudur. Önemli olan “Gözetmen” tabirinin içine aldığ (Anne-Baba-Mürebbî-  ve Eğitmenler) in bu güveni çocuklara verebilmeleridir. Rabbimiz sayısını ancak kendisini bildiği kadar melek yaratmıştır. Ancak çeşitli görevlerle yarattığı 4 büyük melek vardır.  İsimleri ve görevleri şunlardır. 1-CEBRAİL a.s: Vahiy meleğidir. Rabbimizin emirlerini peygamberlere getirmekle vazifelidir. 2-AZRAİL a.s: Eceli gelen, kendisine Rabbimizin verdiği ömrü biten kişilerin ruhunu kabz etmekle  (ölümünü gerçekleştiren) vazifelidir. 3-İSRAFİL a.s: Kıyamet kopacağı zaman sûra üfürerek bunutüm canlılara  haber veremekle vazifelidir. 4- MİKAİL a.s: Tabiat olaylarını Rabbimizin dilediği şekilde düzenleyen melektir. Bir de diğer görevleri yapan melekler vardır. Mukarrabni melekleri . Allaha çok yakın olan  melekler. Hamele-i arş melekleri: Arşı taşıyan melekler. Rıdvan, Zebani :Cennet ve Cehennem melekleri. Kiramen katibi : Biri sağ omuzumuzd diğeri sol omuzumuzda durup amellerimizi yazan yazıcı melekler vardır. Yaptığımız iyi işleri ve ibadetlerimizi yazan melek sağda, isyanlarımızı ve kötüişlerimizi yazan ise sol yanımızdadır. Amel defterimize devamlı yaptıklarımızı kaydeden meleklerdir. Melekler yemez, içmez ve uyumazlar. İnsanlar ölünce bu defterler Rabbimize teslim edilir. Rabbimiz de iyi kullarını ödüllendirir kötü kullarını da cezalandırır Hafaza (koruyucu) Melekleri :   (İlgili Ayetler.) 1”- Muhakkak sizin üzerinizde koruyucu melekler vardır. Onlar (Allah katında) çok değerli kâtiplerdir. Bütün yaptıklarınızı bilirler” (İnfitâr, 82/10, 11, 12)2-“İnsanın önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır.” (Ra’d, 13/11)3-“Yoksa onlar bizim, gizlediklerini ve fısıldaştıklarını işitmediğimizi mi sanıyorlar! Hayır! Doğrusu onların yanındaki elçi meleklerimiz her şeyi kaydediyorlar.” (Zuhruf, 43/80)4-“İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın. Herkes beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik   edici (melek) ile gelir. Arkadaşı (melek), “İşte hep beraber olduğum şahıs burada” der. (Kaf, 50/18, 21, 23)   Çocukların dünyada ve ahirette mutlu olabilmelerinin tek yolu budur. Eğitmenlerin bu bilinçle eğitim ve öğretim vermeye çalışmaları boyun borçlarıdır ve bundan mutlaka sorulacaklardır. Allah (c.c),  peygamberlerine emirlerini Cebrail( a.s) vasıtasıyla göndermiş, onlarda kendi kavimlerine iletmişlerdir.                        AHİRETE İNANMAK   Tüm güzelliklerle bezenmiş, rengarenk kuşlar, şırıl şırıl akan dereler, saraylar köşkler, güzel yemekler,  insanın sevdiği her güzel şeyin bulunduğu ve Rabbimizin sevdiği kulları için yarattığı daha binlerce güzelliğin bulunduğu yer. Biz de O Allahın sevdiği kullardan olabilmek için yarışalım. Günahlardan ve Rabbimizin yasakladığı şeylerden kaçalım ve ibadet edip Rabbimizi çok, çok hatırlayıp analım çocuklar. 6-KADERE İNANMAK,    ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLMEK HAKTIR   KADE R : Bir Etkinlik. Evimizdeki duvar takmini alıp bakalım çocuklar. Sayfalarına teker teker bakalım. Bu gün 23.Aralık.2023 Cumartesi.  Demek yeni yılın gelmesine 8 gün kalmış. Takvimde 31. Aralık.2023 günü Yeni yıla girilecek yazıyor. Yani Yılbaşı yazıyor. Acaba 8 gün sora ne olacağını nasıl bildiler dersiniz. Açıklama: Bu iş kendi kendine olamaz değil mi. Peki nasıl oluyor da bir ay sonra, 6 ay  hangi gün olduğunu veya Bayram ne zaman oluyor anlıyabiliyoruz.  Çünkü bu takvimi hazırlayan insanlar var. Onlar bazı ölçümlerle bu özel günleri biliyorlar ve takvime yazıyorlar. Biz Onları yazanları görmüyoruz ve kim olduklarını bimiyoruz fakat yazdıklarını okuyarak hangi olay hangi güne  rastlıyor öğreniyoruz. Yani bunu araştırıp öğrenenlerin söylediklerini okuyarak  biz de öğreniyoruz. Rabbim her şeyi kendi yarattığı için geçmişi ve gelecekte neler olacağını zaten biliyor. İnsanlar gibi kimseden sorup öğrenmesine muhtaç değil.  O’nu sonsuz bilgisi ile bildiği ve bize bildirdiği veya sadece kendisinin bildiği  şeylere  “KADER” denir. Kader de var olan olayların vakti geldiğinde olmasına ise KAZA denir.   ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLMEK: Bu konu çocuklara yukardaki örnekte olduğu gibi bir etkinlikle anlatılabilir. Bu konuda mevsimlerden yararlanılabilir. Sonbahar gelince ağaçların yapraklarını dökmesi, sararıp solmaları, kış gelince kupkuru dallar haline gelip tüm hayatıyetini kaybettiğine çocukların dikkati çekilerek kuruyan ağaca her gün su da versen düzelmediği gösterilie. Zamanı gelince nasıl canlandığı ilk bahardaki canlılık ,yeşeren yapraklar, dallardan sarkan olgun meyvalar hatırlatılarak yeniden dirilme olayı seviyelerine göre anlatılabilir.

  • 2 .DERS MATEMATİK

    1-10 ARASI SAYILAR RABİA ABLAYLA BERABER BİZ DE SÖYLEYELİM.

  • 2-3 yaş çocuklar içinka oyunları

    https://www.youtube.com/watch?v=B0HaulFgbis

Apartmanımızı “Evde Anaokulu”na Dönüştürmek Mümkün mü?

OYUN-DERS_

YÖNETİMLE  İLETİŞİM

Contact information

ÖĞRENCİLERİN HAFTALIK  EV SEANSLARI

​               

Günümüzde pek çok aile, 10–15 katlı, 80–100 daireli bloklarda; birden fazla bloğu olan büyük sitelerde yaşıyor. Aynı bahçeyi, aynı asansörü, aynı otoparkı kullanıyoruz… Ama çoğu zaman hem biz yetişkinler hem de çocuklarımız birbirimizden habersiz, biraz da yalnız büyüyoruz. Oysa bu kadar çok ailenin bir arada yaşaması, çocuklarımız için muhteşem bir fırsat: Evde eğitim anlayışını, sadece kendi dairemizle sınırlı bırakmayıp, tüm bloğu ve siteyi içine alan bir “öğrenme ağı”na dönüştürebiliriz.

 

Bunun en pratik ve sıcak yolu da şu:
Bir bloktaki ya da sitedeki 5–6 annenin, haftada bir gün kendi evinde “evde anaokulu etkinliği” düzenlemesi.

5–6 Anne, 1 Gün, Küçük Bir Ev… Büyük Bir Öğrenme Ortamı Hayal  Edelim:

 

Aynı sitede yaşayan, çocukları birbirine yakın yaşta olan 5–6 anne bir araya geliyor.

  • Haftada bir gün, sıra ile her annenin evinde 1–2 saatlik bir etkinlik yapılıyor.

  • O günün ev sahibi annesi, kendi çocuğu ve komşu çocukları için küçük bir “evde anaokulu” programı hazırlıyor.

Bu kadar basit bir organizasyonla aslında çocuklar için:

  • Sosyalleşme imkânı (farklı evler, farklı çocuklar, farklı kurallar)

  • Paylaşma, sıra bekleme, empati kurma fırsatı

  • Oyun yoluyla öğrenme ve akademik destek bir arada sunulmuş oluyor.

Evler küçücük gibi görünse de, doğru planlandığında büyük birer öğrenme ve gelişim platformuna dönüşebiliyor.............

EVDE   ANAOKULU   UYGULAMASI

bottom of page