
" TÛĞBA" Okul Öncesi
Çocuk Gelişimi ve Eğitimi (Evde Eğitim"Platformu)

"Dershanemiz"; EVİMiZ" *** Rehberimiz."ANNEMİZ"
"TÛĞBA" Çocuk Gelişimi ve Eğitimi platformu, çocukların gelişim süreçlerine dair önemli bakış açıları sunarak dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu platform, ebeveynlerin ve eğitimcilerin çocukların potiyelini en iyi şekilde destekelerine yardımcı olmayı hedeflemektedir. Eğici içerikler ve uygulamalar ile çocukların öğrenme deneyimlerini zenginleştirmeyi amaçlamaktadır.
"TÛĞBA" Çocuk Gelişimi ve Eğitimi platformu, çocukların gelişim süreçlerine dair önemli bakış açıları sunarak dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu platform, ebeveynlerin ve eğitimcilerin çocukların potiyelini en iyi şekilde destekelerine yardımcı olmayı hedeflemektedir. Eğitici içerikler ve uygulamalar ile çocukların öğrenme deneyimlerini zenginleştirmeyi amaçlamaktadır.
"TÛĞBA" çocuk gelişimi ve eğitimi platformu olarak, eğitmenler öğretmenler için çeşitli blog yazılarıyla bilgi desteği sunmaktadır. Sorularınıza cevap bulmak ve deneyimlerinizi paylaşmak için iletişim gruplarımızdan yararlanabilirsiniz. Bizimle birlikte öğren ve gelişmenin keyfini çıkarın!
Vizyonumuz" Çocuk, Gelişim ve Eğitim" standartlarını yükseltmektir.
" Dershanemiz,EVİMİZ"-Rehberimiz, ANNEMİZ" Sloganıylayola çıkarak "EVDE ANAOKULU" Proemizisizdeğerliebeveynleresunmaktan mutluluk duyuyoruz.
Sizleri de aramızda görmeğiarzuluyoruz.
"TÛĞBA" Okul Öncesi Evde Eğitim Sitesi.
"TÛĞBA"Okul Öncesi Evde Eğitim


"TÛĞBA"Okul Öncesi Evde Eğitim
OKUL ÖNCESİ ÇOCUK OKUL ÖNCESİ TEMEL
GELİŞİMİ BLOG YAZILAR I EĞİTİM D ERSLERİ

İÇERİK KATEGORİLERİ



Arama Sonuçları
Boş arama ile 336 sonuç bulundu
- ETKİLİ EBEVEYNLİK NEDİR?
* Ana Sayfaya Dön https://www.etkin-ebeveynlik.o Ebeveyn, biyolojik yolla veya evlat edinme şeklinde çocuk sahibi olarak ona bakmakla yükümlü kişileri ifade eden bir kavramdır. Anne-baba, çocuğunun bedensel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişiminde, temel becerileri edinmesinde, kişiliğinin şekillenmesinde, insan ilişkilerini öğrenmesinde, dünyayı keşfetmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Çocukların büyüdükleri ortamın değer yargılarına göre ideal bireyler olmasında ailenin rolü ve bu konudaki eğitimi çok önemlidir. Anne-Babanın minicik bebeklerini fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı, duygusal, psikolojik ve sosyal gelişimleri dengeli bireyler olarak yetiştirmelerinde önemli faktörler vardır. Sevgi dolu, kesin sınırların kararlıkla uygulandığı aileler de tutarlı bir disiplin ile uyumlu, mutlu yetişkinler yetişirken bu özelliklere sahip olamayan ebeveynler elinde tam tersi sonuç alınacağı gayet açıktır. Bunun olmazsa olmaz şartı ebeveynlerin çocuk gelişimi ve eğitimi hakkında bilgilenmeleri ve ciddiyetle üzerinde durmalarıdır. Çocuğun belli bir süreç içinde bu özellikleri kazanmaları için ebeveynlerin gereken “ÇOCUK EĞİTİMİ” konusunda detaylı bir eğitim görmeleri şarttır. Çünkü bu konuda en önemli etken ailenin tutumudur. Aile bireylerinin uyumlu ve tutarlı davranışları, anne ile babanın saygı ve sevgi sınırları içinde mutlu olarak yaşamaları anne karnındayken bile bebeği olumlu etkiler. Bağrış çağrış, yüksek sesler, kavgalar bebeği huzursuz eder. Geçimsiz ve kavgalı bir yaşam içinde doğan bebeklerin ilerde sorunlu, ruhsal problemleri olan hırçın kimlikler kazandığı malumdur. Son zamanlarda ulturason eşliğinde yapılan deneylerde anne karnındaki bebeğin, dışardaki kavgalardan nasıl etkilendiği, annesinin karnında nasıl bunalıp kasıldığı görüntülenmiştir. İşte tam da bu noktada anne veya baba olacak adayların evliliğin hiç de hafife alınacak bir tarafı olmadığını iyi bilmeleri, eş seçerken çok dikkatli olmaları ve aynı zamanda kendilerini de eğitmeleri, bedenen ve ruhen sağlıklı olduklarından emin olarak karar vermeleri gereklidir. Her bakımdan sağlıklı ve düzgün kişilik sahibi bir nesil yetiştirilemeyeceği bilinmelidir. “Amerikalı “Davranış Psikolojisi – Eğitimci” WATSON Der ki. Watson Watson:(Vikipedi,) John Broadus Watson (9 Ocak 1878 – 25 Eylül 1958), psikolojide davranışçılık ekolüne yaptığı katkılarla tanınan Amerikalı psikolog
- Bebeklerde ve çocuklarda Skolyos (Omurga Eğriliği) Omurga Eğriliği Nedir?
* Ana Sayfaya Dön https://www.etkin-ebeveynlik.o Normal omurga ve skolyozlu omurga görüntüsü. Omurganın sağa veya sola eğilmesiyle meydana gelen omurga deformasyonuna Skolyoz denir Bebeklerde omurga eğriliği erken teşhis edilmelidir. . Bu eğilmeler 10 derece veya daha fazla da olabilir. Röntgende S veya C şeklinde bir görüntü verir. Çocuklarda ve gençlerde olan skolyoz idiyopatik (Sebebi meçhul) olarak adlandırılır. Skolyozun oluşumunu birçok faktör etkiler. Eğri omurga Yaş gurubunda incelenir… 0-2 Yaş arası-----Bebeklik Dönemi. 3-9 Yaş arası------Juvenil Dönem. 10-17 Yaş arası---Gençlik Dönemi- Skolyoz muayene ve röntgen yöntemiyle anlaşılır. Bazı çocuklarda ve gençlerde ufak eğrilikler görülür. Bunlar, periyodik doktor kontrolleri ile günlük normal hayatlarına aktif olarak devam ederler. Dereceleri fazla olan eğrilikler durumlarının yapısına göre tedavi yöntemleri ile tedavi olurlar. Açıları fazla olan skolyoz eğrilikleri doğal olarak akciğerleri etkiler. Bu sebeple tedavilerinde acele edilir. Uzman doktorlar ilk hedef olarak skolyozun bu derecelere gelmesini önlemeye çalışarak gerekli müdahaleleri yaparlar. Ve ilerleme bu noktaya gelmeden önlenebilir. Oluşan eğrilikler 2 şekilde sınıflandırılır ve isimlendirilirler. Majör Eğrilik 1-Majör Eğrilikler. 2-Minör Eğrilikler. Eğriliğin dik eksene göre en fazla açılanan noktasına Apeks(tepe) denir. Skolyoz, apeks hangi omur hizasında ise ona göre adlandırılırlar. Apeks boyun bölgesinde ise servikal, Bel bölgesinde ise Lomber, sırt bölgesinde ise Torakal Skolyoz şeklinde isimlendirilirler Bazı durumlarda aynı anda omurun birkaç yerinde birden oluşurlar. Mesela biri sırt diğeri belde olur, o zaman Trakolomber Skolyoz adını alır. Daha çok sırt bölgesinde görülür. Skolyoz Omurga Eğriliği Derecelendirilir. İleri derecede skolyoz Skolyoz hep olduğu yerde sabitleşip olduğu gibi kalmaz. Bazen eğrilik derecesi artar, bazen azalabilir bazen de kendiliğinden düzelir. Bazı hallerde bir biri ardına yapılan kontrollerde eğriliğin 5 derece arttığı saptanır. Bu değer 20 derece eğrilerde fazla artış kabul edilir. 3 türlü sınıflandırma vardır. 1- Kronolojik Sınıflandırma. 2- Yerleştiği yere göre Sınıflandırma. 3- Açılarına göre sınıflandırma……… Sırt eğriliği 40-45 derece olduğunda cerrahi müdahale yapılır. Skolyoz Belirtileri Nelerdir? 1- Göğüs kafesinin öne doğru çıkıntı yapması. 2- İki kürek kemiğinden birisinin diğerinden daha belirgin olması. 3- Bir kalçanın ötekinden daha çıkık olması. 4- Omurganın normal şeklinde değişiklik olması. 5- İlerleyen Skolyoz da sırt ağrıları başlar. 6- Başın vücutla aynı hizada olmaması 7- Kişini dümdüz durması halinde bile yandan sarkan kolların sarkma şekillerinin aynı olmaması. Çocukların ağır çanta taşımaları, kitap okurken, bilgisayarda oyun oynarken veya ders çalışırken yanlış oturmaları, oyun oynarken ani hareketler yapmaları veya ağır kaldırmaları omurga sağlığı hastalıklarına neden olabilir 8- Öne eğik durduğunda sırtın iki yanının aynı yükseklikte olmaması. 9- Kaburgaların önden ya da arkadan simetrik görülmemesi. Bazı enfeksiyon Vakalarında, Yaralanmalarda Skolyoz Oluşabilir. Omurgada C veya S şeklinde oluşan kavislere skolyoz denir. Omurga Eğriliği (Skolyoz) Oluşmasının Sebepler Nelerdir. Dik oturmak gerekir. Skolyoz farklı nedenlerle ortaya çıkar.Şöyle ki; 1-Gen kaynaklı skolyoz, 2-Hormo kaynaklı skolyozlar, 3 Hücrelerin yapısına bağlı akolyozlar. Bazı kere, bilhassa çocuklarda başka hastalıkların neden olduğu skolyoz eğrileri oluşabilir. Bebek annesinin karnındayken omurganın oluşması ve gelişmesi esnasında bazı konjenital etmenler. 1-Bebek henüz anne karnındayken omurganın gelişimi sırasında ortaya çıkan konjenital faktörler. 2- Genlerin oluşum aşamasında oluşan bazı değişikliklerin sebep olduğu genetik rahatsızlıklar. 3-Omurganın kazalar ve yaralanmalar. 4-Kaslara sinyal gönderen sinirlerin hasar almaları veya nöromüsküler hastalıklar. 5-Omurgada oluşan tümörler. Omurga Eğriliği (Skolyoz)da Tanı Nasıl Konur? Uzman doktor muayenesi ve hastanın tıbbi öyküsü incelenir. Kişinin, bundan sonraki tedavisini ortopedist doktorlar yapar. Skolyoz ve buna bağlı gelişen kas ve kemik hastalıkları burada tedavi edilir. Skolyoz (Omurga Eğriliği) Tedavisi Skolyoz’a Fizyoterapi Ve Egzersizin Etkisi Belli başlı tedavi yöntemleri şunlardır. 1- İzleme ve periyodik takip, 2- Korse kullanımı, 3- Egzersizler. 4- Cerrahi yöntemler. Çocuklarda Skolyoz Nedir? Bu konu ergenlik döneminin belirtileri görülmeye başlandığında dikkatle izlenerek tedaviye geç kalmadan başlanmalıdır. Çocukluk döneminde omurganın eğilme hızı ve riski daha fazla olduğundan çok iyi tedavi planı ona göre hazırlanmalıdır. Hastalığın ilerleme riski çok iyi hesaplanmalı fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamaları başlatılmalıdır. İlerleme hızı (progresyon) fazla olan çocuklara uygulanan yöntemlere, korse takmak seçeneği de ilave edilmelidir. Korse kullanım süresi hastalığın seyrine göre günde 16-23 saat kullanılmalı ve tatbik edilen tedavi planı büyümenin tamamlanmasına kadar devam ettirilmelidir. Ameliyat Sonrası Omurun Görünümü Ameliyat sonrası görüntü Bu dönemde korse kullanımı başarılı sonuç vermediği hallerde eğer eğilim 50 derecenin üstündeyse, cerrahi müdahale başlatılabilir. Derecelendirilmiş omurga eğrilikleri
- Tedavisi Olmayan Hastalıklar-mongolizm
* Ana Sayfaya Dön https://www.etkin-ebeveynlik.o Mongolizm İnsan oğlunun her hücresinde 23 çift kromozomu vardır. Bu kromozomlar ait olduğu bireyin genetik kodunu oluşturur. Kromozom sayısının 23 çiften az veya çok olması ciddi hastalıkların oluşmasına sebep olur. Örnek olarak Down Sendromunu ele alalım. Mongolizm Nedir ? Mongolizm dediğimiz ileri derece zeka geriliğine neden olan hastalık da bu katagoride mülahaza edilen bir rahatsızlıktır. Her insanın hücrelerinde normal olarak mevcut olan 23 çift kromozomun 21.sinin 2 yerine 3 olması ile bireyde Mongolizm oluşur. Bu fazlalık doğuştan olan kalp hastalıklarına, zeka geriliğine ve hormonal dengesizliklere sebep olur. Mongol doğan bebeklerin karakteristik fiziksel özellikleri vardır. Dikkat çekici özellikler hekimler tarafından hemen fark edilir ve araştırmalara hiç vakit geçirmeden başlanır. Erken Tanı Nasıl Konulur? Genel olarak her hamile kadına gebeliğinin 16. Haftasında hormon ölçümleri yapılır. Ölçümlerdeki hormon analizi mongol riskini düşündürecek oranlardaysa anne adayına amniyosentez ve kromozom analizi tavsiye edilir. Fetüsün amniyon kesesi içindeyken etrafını saran sıvıdan alınarak gereken analizler yapılır. Amniyon sıvısı 21. kromozomun yapısını saptar. Kesin tanı bu işlemden sonra konur. Risk oranı anne adayının yaşı ile de ilgilidir. 35-40 yaş arası risk faktörünün çok yüksek olduğu bir dönemdir. 16. haftada önerilen tahliller ile bebek doğmadan kesin tanı konabilir. Bu konuda bilgilendirilen aile gebeliğin devamı konusunda pozitif veya negatif kararı kendileri verir. Mongolizmin Tedavisi Var mıdır? Bu hastalığın tedavisi yoktur. Ne var ki hastalığın sebep olabileceği kalp hastalıkları ve troid bezi hastalıkları erken tanı sebebiyle tedavi edilerek bireyin hayatını daha kaliteli yaşaması sağlanabilir. Risk oranı annenin yaşı ile orantılı olarak artar. Bu sebeple konu üzerinde dikkatlice düşünülmesi gerekir.
- Otizim Nedir?-otizm
* Ana Sayfaya Dön https://www.etkin-ebeveynlik.o Otizm, belirtileri erken çocukluk dönemlerinde ortaya çıkmağa başlayan Nöro-Gelişimsel bir rahatsızlıktı. Otizm kendine has belirtileri iki şekilde gösterir. 1-Gelişim aşamalarının erken dönemlerinde belirtiler verir. 2-Bazen normal gelişim dönemlerini yaşarken birden belirginleşen değişimlerle kendini gösterir. Çocukların normal giden davranışlarında bazı aksaklıklar, konuşmada güçlük çekmesi, çevresine karşı ilgisiz olması ile dikkat çeker. Hatta önceleri tek heceli kelimeleri söylerken onları da terk ettiği, kelimeleri unuttuğu da görülür. Çocukların içinde bulundukları aylara göre karakteristik gelişim aşamaları vardır. Ebeveynlerin bu gelişim aşamalarını iyi bilip çocuklarını çok dikkatlice gözlemeleri gerekir. Rahatsız edici değişimleri zamanında doktoru ile konuşup, kontrol altına almak icap eder. Otizmin fark edilen belirtileri arasında duyusal problemlerin de olduğu görülür. Çocuğun yaşadığı duyusal problemler sebebiyle çevresi ile uyumsuzlukları artış gösterir. Hayata olan intibakı azalır. Denge problemleri, dokunma, görme, işitme hassasiyetleri artar. Otizmde görülen belirtiler arasında duyusal problemler belirgindir. Duyusal problemler bireyin çevre ile uyumunu, hayata olan adaptasyonunu azaltmaktadır. Örneğin; yüksek sese karşı duyarlılık, dokunma hassasiyeti, ışığa karşı duyarlılık, derinlik problemleri, denge ile ilgili problemler yaşantısını etkiler. Otizm Belirtileri Mevcut bozukluk genelde iki ana katagoride yoğunlaşır. 1-Sosyal etkileşim ve iletişim becerilerinde gerilik. Çevresindeki insanlarla, arkadaşlarıyla ilgilenmeme. Çağrıldığında bakmama, parmak uçlarında yürümeye çalışma, yaşının gereği olan konuşmalarında gecikme veya durma, iletişim aracı olarak konuşmayı reddetme gibi belirtiler göze çarpar. 2- Sıradan hareketleri tekrarlama, olduğu yerde dönme veya sallanma gibi hareketleri devamlı yapma. 3-Değişikliklerde agresifleşme ve tepki gösterme. Işıktan, yüksek seslerden negatif etkilenme ve aşırı tepki verme, bazı oyuncaklarına aşırı bağımlı olma. Tanı Nasıl Konulur. 6-9 ay arası bebeklerde; Gözlem çok önemlidir. Bebeğin çıkardığı sesleri akranlarının çıkardığı seslerle karşılaştırma, göz temasına ve gülümseme gibi davranışlara verdiği karşılıklar, ismini duyduğunda gösterdiği tepki, oyunlara karşı ilgisi devamlı izlenmeli ve doktoru bu konularda bilgilendirmek gerekir.
- ***ÇOCUK EĞİTİMİ AİLEDE BAŞLAR***
ANA SAYFAYA DÖN https://www.etkin-ebeveynlik.online/ (Gözetmen Ve Eğitmen İşbirliği) Rasulullah (s.a.v) Efendimiz “Kıyamet günü ben sizin çokluğunuzla övüneceğim” buyurarak Müslümanları evlenmeye ve çocuk sahibi olmaya teşvik etmiştir. Ne var ki evlenmek, bir de O’nun ölçülerinde çocuk dünyaya getirip O’nun sünnetinde yetiştirebilmek bu zamanda hiç de kolay değil. Toplumun İslâmiyet’ten kopmuş, batı özentisi ile kendi kültüründen uzaklaşmış, kendi geleneklerinden ve İslâmî yaşam tarzından soğumuş olması insanı oldukça telaşlandırmaktadır. Ana babaların evlatlarına sırtlarında bir yük gibi geldiği, Büyükleri saymanın küçükleri sevmenin sadece kelimelerde kalmış olması ile bu nasıl gerçekleşecek diye düşünmemek elde değil………… Peki, Çare Ne? Bir gün bir hanım gelir, Rasulullah Efendimize (s.a.v)bir çocuğu olduğunu ve onu İslama göre yetiştirmek istediğini söyleyerek nasihat ister. Efendimiz( s.a.v) çocuğun ne kadar olduğunu sorar. Kadın “1 yaşında Ya Rasulullah” der. Efendimizin cevabı tüm bu sorunların cevabı, ve aradığımız Çaredir. “GEÇ KALMIŞSIN “ (H.Ş) Rasûlullâh (s.a.v) şöyle buyurmuştur .“Sizden her biri şükreden bir kalp, zikreden bir dil ve ahiret için yardım edecek mü’min bir eş edinsin.” [Ahmed] Çare İslâm’ı hakkıyla öğrenip, hayata uygulamak ve bu bilinçle, salih/saliha bir eş seçmektir. İslâmî düzende bir nesil yetiştirmenin ilk adımı, içinde topluca Rabbine itaat ve ibadet edilen, Peygamberinin sünnetine tabi olunan bir yuva kurmak değil midir? Çocuk eğitimi; doğup büyüdüğü, konuşup yürüdüğü zaman değil anne karnında başlar. Çocukların anne karnında şekillenmesi demek, sadece vücudunun değil ruhunun da şekillenmesidir. Anne, karnındaki yavrusuna fizyolojik olarak bağlı olduğu gibi psikolojik olarak da bağlı olduğunu hatırından çıkarmayarak hareket etmelidir. Anne hamilelik süresince ne ile meşgulse, duygu dünyası ne ile şekillenmişse, embriyonun dünyası da onlarla şekillenir ve psikolojik karakteri oluşmaya başlar. Aynı zamanda bir anne, çocuğunun nasıl bir karaktere sahip olmasını istiyorsa, önce kendisini eğitmeli ve hamilelik döneminde o karakteri kendi benliğinde özümsemelidir. Dünyaya aciz bir varlık olarak doğan insanoğlunun yaratılışında var olan özellik ve yeteneklere rağmen onu hayatın gerçeklerine hazırlayacak bir rehbere gereksinimi vardır. Eğitilmeye ve yönderdirilmeye muhtaçtır. Mutlu çocukların arkasında mutlu ana babalar vardır. Bunları almaya istidatı olan minik yavru her şeyden habersiz olarak anne kucağına emanet edilmiştir. Bu bakımdan onun ilk öğretmeni annesidir. Şahsi yapısını biçimlendirme önce anne şefkati ile başlar. İçinde büyüyeceği toplumun dil, din, örf ve adetlerine göre şekillenmesi sosyalleşmesi için gereken koşullar ancak bilinçli ve bu konuda eğitimli bir rehber eşliğinde gerçekleşebilir. Bu da toplumumuzun bir başka sorunu olarak ilk rehber olan anneyi zorlamaktadır. Anne adayları çeyiz çimenden önce bunu düşünmeli ve konuyla ilgili eğitimi almalıdır. Hakkında bir eğitim almalıdır. Orta eğitim müfredat programına eklenmesi ve okul öğretmenlerinin periyodik olarak yapacakları veli toplantılarında bu eğitimi ana-babalara yönelik böyle bir çalışmayla hayata geçirmeleri eğitimcilerin görevidir. Nasıl hekimler bulundukları her mekânda hekimdir. Müdahele gerektiren bir olay anında “Ben şu an seyahatteyim” diyerek kayıtsız davranamaz ise eğitimci de gerektiğinde bunu yapamaz. O’da her ortamda eğitimci olduğunun bilinciyle davranmalıdır. Aksi hiç etik olmadığı kadar insanlığa da yakışmaz. “Ey îman edenler, kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyunuz” (Tahrim Sûresi. 69 .6) Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav ) “Her çocuk fıtrat üzere doğar, konuşmaya başlayıncaya kadar bu hâl böylece devam eder. Sonra anne ve babası onu Yahudi, Hristiyan ve Mecusi yapar” (H:Ş) ile çocuğun şahsi yapısı üzerinde ailenin ne derece etkili olduğuna dikkat çekilmiştir , “Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.” Hadis-i Şerifi ile : Beşikte başlaması gereken eğitimin liyakat sahibi rehberlerle devam etmesi gereken uzun soluklu bir yolculuk olduğu vurgulanmıştır. Her konuda olduğu gibi eğitimde de esas olan, ilim almanın aldığı ilmi yaymanın da bir başlangıcı ve bir sonu vardır. Anne-Baba-Öğretmen-Mürebbiye(Bakıcı)dörtlüsüyle başlayan bu yolculuğun insan oğlunda ömür boyu sürecek olan rehber arayışına verilmiş ilahi bir işarettir. Okul öncesi döneminde eğitimli bir aile elinde yetişen çocuklar ilerdeki eğitim ve öğretim yılları için gerekli temelleri atılmış, kişilik sahibi, güzel ahlaklı ve başarılı gençler olarak hayata hazırlanmış olurlar. Dünyaya aciz bir varlık olarak doğan insanoğlunun yaratılışında var olan özellik ve yeteneklere rağmen onu hayatın gerçeklerine hazırlayacak bir rehbere gereksinimi inkâr edilemez. “Çocukar anne ve baba elinde bir emanettir. Mum gibi her şekli alabilir. İyi tohum ekilirse din ve dünya saadetine erişir.” (İmam Gazali).
- Çocukları Terbiye Etmek.
* Ana Sayfaya Dön https://www.etkin-ebeveynlik.o İslâm’da çocuk nasıl terbiye edilir konusunu bir de zamanın büyük Müderrislerinden İmam Gazzali’den öğrenelim. (İhyâu’ Ulûmi’d-Din. Cild.3. 10.Beyan) 1-Bilmiş ol ki; Çocukların İslamî esaslara göre terbiye edilmesi, üzerinde önemle durulması gereken işlerden biridir. Çocuk anne ve babanın yanında ilâhi bir emanettir. Oun kalbi safî bir cevherdir. Her türlü nakış ve suretten (şekillerden) boş, iyi şeyleri de kötü şeyleri de kabul etmeye meyillidir. Eğitilmeye hazır bir vaziyettedir. “Her çocuk fıtrat (İslami esasları kabul etmeye hazır) üzerine doğar. Sonra anne-babası onu (Mûsevi ise) Yahûdî, (Îsevi ise) Hristiyan, (Ateşperest ise) Mecûsî yapar.” H:Ş (Buharî,Feyzü’l- Kadir, Sh. 243) “O hâlde (Habibim) sen yüzünü bir muvahhid olarak dine yönelt. Allah’ın insanları yaratmasında esas aldığı o fıtrat, uygun hareket et...” (Rum, 30/30) Kendisine iyilik telkin edilirse, iyi işler yaptırılırsa, çocuk iyi bir insan olarak yetişir. Dünya ve Ahirette saâdete ulaşır. Onu böyle yetiştiren anne-baba-muallim(öğretmen)-mürebbî(Bakıcı) da sevapta ortak olur. Kötü işlere itilir ve hayvânât gibi ihmal edilir, terbiyesine bakılmazsa, işi azıtır ve helâk olur. 2- Çocuğu sıyânet (koruma) onu güzel terbiye edip temizlemek, ona ahlâki faziletleri öğretmek, kötü arkadaşlarından korumak, devamlı surette zevk-u safa içinde bırakmamak, refah ve ziynet sebeplerini sevdirmemektir. Çünkü ziynet ve refaha alışınca büyüdüğü zaman, onları elde edebilmek için ömrünü onların yolunda kaybeder ve helâk olur. Bunun için daha ilk günlerinde çocuğun terbiyesine ehemmiyet verilmeli, onun terbiyesi için süt annesi olarak helâl yiyen dindar saliha bir kadın bulunmalıdır. Zira haramdan meydana gelen süttehayır olmaz. Bu gibi sütten beslenen vücut pisleşir, pisliklere ve kötü işlere meyleder. Çocuk iyiyi kötüden ayırd edebilecek seviyeye geldiği zaman (ki ekseriya bu, altı –yedi yaşlarında olur)murakabesine( Murâkabe ( Arapça : مراقبة), "gözetlemek" anlamına gelen Arapça'daki "rakabe" kökünden türetilmiş bir sufi pratiğidir. Dikkatle izlemek, ilgilenmek, gözleri açık tutmak anlamlarını da taşır) . ihtimam edilmelidir. Bu da utanma hissinin kendisinde başlaması ile belli olur. Çocuğun utanıp kendini büyüklerden sayarak bâzı işlerini terk etmesi, akıl nurunun parlamasına delâlet eder. Bu sayede bazı şeylerin çirkinliğini fark eder ve onları yapmaktan utanır. Bu fehm(anlayış) ve idrak(akıl erdirme) hali Allah’ın bir lütfudur. Aynı zamanda kalbinin temizliğini, ahlâkının îtidalini(orta oluş, Yumuşaklık) müjdeler. Bunun gibi bu hal ergenlik çağında akl-kâmin (olgunluk, Kendi yaradılış gayesini kavramış ve buna uygun hareket eden, Allah 'ın yeryüzündeki halifesi olan kamil insanın aklıdır . https://tr.wikipedia.org/ Utangaç çocuğu ihmal etmek doğru olmaz. Onun hayasından (utanma duygusu) faydalanarak terbiyesine dikkat etmek gerekir. 3-Çocuğa ilk ârız olan hâl yemek hırsıdır. Önce bu konuda terbiye edilmelidir. Meselâ sağ el ile yemesi, yemeğe besmele çekerek başlaması ve önünden yemeğe alıştırılmalıdır. Müşterek sofrada kimsenin önüne geçmemesi, herkesten önce yemeğe huşum etmemesi kendisine öğretilmelidir. Ne yemeğe ne de başkasının yemesine gözünü dikmemelidir. Yerken lokmayı iyi çiğnemesi, lokmaların birbirini takip etmemesi, yemeği eline ve elbisesine bulaştırmaması, bazen yalnız ekmek ile yetinebilmesi ve mutlaka et yemeğini zaruri görmemesi gibi hususlar öğretilmelidir. Oburluğun çirkin bir şey olduğu anlatılmalıdır. Başkasına yedirmenin sevgisi ona aşılanmalı ve sofraya gelen yemekle yetinmesi, daha iyisini aramaması gibi hususlar ona öğretilmelidir. 4-Güzel ahlâkla ilgili hareketleri takdir edilip övülmeli ve seveceği hediyelerle mükâfatlandırılarak teşvik edilmelidir. 5-Sonra okula verilir. Burada Kur’an okumayı, geçmiş haberleri ve mukarreplerin hikâye ve halleri ona öğretilir. Bu sayede çocukta iyi insanlara karşı sevgi ve muhabbet tohumları ekilmiş olur. Sofra Adabı 1- Yemekte Konuşmamak: 2- Peçete ve Kürdan Kullanmak: 3- Yemeği Yavaş Ve Sessiz Yemek: 4- Afiyet Olsun Demek: 5- Yemekle Oynamamak: 6- Ağız Şapırdatmamak: 7- Yemek Hakkında Kötü Sözler Sarf Etmemek: 6-Ayrıca çocuklara toplantılarda oturma adâbı öğretilmeli oturduğu mecliste sümkürmek. tükürmek gibi çirkin hareketlerden men etmek, başkasının yüzüne karşı esnemek konusunda uyarılmalıdır. Mecliste kimsenin önüne geçmemesi, ayak, ayak üstüne atıp saygısızlık yapmaması, laubali davranışlardan kaçınması da öğretilmelidir. Dini hükümlerden gerekli olan şeyler kendisine öğretilmeli, hırsızlık yapmak, haram yemenin kötülükleri, yalan söylemek, hainlik yapmak, edep dışı konuşmalar ve hareketler ve çirkin sözler söylemenin zararları kendisine anlatılmalıdır. 7- Çirkin ve lüzumsuz sözlerden, Lanet okuma sövüp saymak gibi fena laflardan, bunları yapanlardan uzak durması gerektiği anlatılmalıdır. Esasen küçük çocuğu terbiye etmenin usulü onu kötülerle düşüp kalkmaktan korumaktır. 8- Dersten sonra bir miktar güzel oyunlar oynayarak mektep yorgunluğunu atmasına müsaade edilmelidir. 9- Anne- babasına- hocasına ve mürebbiyesine itaat etmesi, akrabası olsun olmasın büyüklerine saygılı ve yardım edici olması onlara karşı daima edepli olması tembih edilmeli ve takip edilmelidir. 10- ALTI-Yedi yaşına gelince Taharet-Abdest-Namaz Ramazanda bazı günleri oruçlu geçirmesi istenmeli ki Ergenlik dönemine geldiğinde ibadetlere alışmış olsun ve zorlanmasın. PPP Çocuklar görerek öğrenir. PPP Peygamber Efendimiz (s.a.v) çocuklarda “ DİNÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM” konusunun sınırlarını şu şekilde belirleyerek bize yol göstermiştir. 1-İmân esaslarının öğretimi. 2-İbadet esaslarının “ “ 3-Kur’an-ı Kerim “ “ 4-Çocukların ferdî farklılıklarının dikkate alınmasının önemi.(Çocuk Psikolojisi ve Pedegoji) 5-Temel alışkanlıkların kazandırılması, sosyal gelişimlerinin gelişimi. (Çocuk Gelişimi) Peygamber Efendimiz (s.a.v) çocuk eğitiminde Îman esaslarını öğretmeye öncelik vermiştir. Efendimizin (s.a.v) in öncelikleri sıralayarak verdiği bu Eğitim- öğretim plânı, (Anne-Baba-Mürebbiye-Muallim) çocuk terbiyesinde çok önemli rolü ve sorumluluğu olan bu dört kavramı kendisinde toplayan GÖZETMEN’ler için ideal bir yol haritasıdır.
- BELLİ BAŞLI AİLE TUTUM VE DAVRANIŞLARI
ANA SAYFAYA DÖN https://www.etkin-ebeveynlik.online/ ( Etkili Ebeveyn olmak) Ebeveyn, biyolojik yolla veya evlat edinme şeklinde çocuk sahibi olarak ona bakmakla yükümlü kişileri ifade eden bir kavramdır. Çocuklarımızın Yanında Asla Tartışmamalıyız. Anne-baba, çocuğunun bedensel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişiminde, temel becerileri edinmesinde, kişiliğinin şekillenmesinde, insan ilişkilerini öğrenmesinde, dünyayı keşfetmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Çocukların büyüdükleri ortamın değer yargılarına göre ideal bireyler olmasında ailenin rolü ve bu konudaki eğitimi çok önemlidir. Anne-Babanın minicik bebeklerini fiziksel ve ruhsal açıdan sağlıklı, duygusal, psikolojik ve sosyal gelişimleri dengeli bireyler olarak yetiştirmelerinde önemli faktörler vardır. Sevgi dolu, kesin sınırların kararlıkla uygulandığı aileler de tutarlı bir disiplin ile uyumlu, mutlu yetişkinler yetişirken bu özelliklere sahip olamayan ebeveynler elinde tam tersi sonuç alınacağı gayet açıktır. Bunun olmazsa olmaz şartı ebeveynlerin çocuk gelişimi ve eğitimi hakkında bilgilenmeleri ve ciddiyetle üzerinde durmalarıdır. Çocuğun belli bir süreç içinde bu özellikleri kazanmaları için ebeveynlerin gereken “ÇOCUK EĞİTİMİ” konusunda detaylı bir eğitim görmeleri şarttır. Çünkü bu konuda en önemli etken ailenin tutumudur. Aile bireylerinin uyumlu ve tutarlı davranışları, anne ile babanın saygı ve sevgi sınırları içinde mutlu olarak yaşamaları anne karnındayken bile bebeği olumlu etkiler. Bağrış çağrış, yüksek sesler, kavgalar bebeği huzursuz eder. Geçimsiz ve kavgalı bir yaşam içinde doğan bebeklerin ilerde sorunlu , ruhsal problemleri olan hırçın kimlikler kazandığı malumdur. Son zamanlarda ulturason eşliğinde yapılan deneylerde anne karnındaki bebeğin, dışardaki kavgalardan nasıl etkilendiği , annesinin karnında nasıl bunalıp kasıldığı görüntülenmiştir. İşte tam da bu noktada anne veya baba olacak adayların evliliğin hiç de hafife alınacak bir tarafı olmadığını iyi bilmeleri, eş seçerken çok dikkatli olmaları ve aynı zamanda kendilerini de eğitmeleri, bedenen ve ruhen sağlıklı olduklarından emin olarak karar vermeleri gereklidir. Her bakımdan sağlıklı ve düzgün kişilik sahibi bir nesil yetiştirilemeyeceği bilinmelidir. “Amerikalı “Davranış Psikolojisi – Eğitimci” WATSON Der ki. Watson Watson :(Vikipedi,) John Broadus Watson (9 Ocak 1878 – 25 Eylül 1958), psikolojide davranışçılık ekolüne yaptığı katkılarla tanınan Amerikalı psikologdur .) Watson bu ifadeleri ile, seçilen eğitim plân ve proğramının gücünü vurgulamıştır
- DATÇA'DA RÜYA GİBİ BİR TATİL
ANA SAYFAYA DÖN https://www.etkin-ebeveynlik.online/ Datça, Tatil İçin Düşünülecek Yerler İçinde Cennet Gibi Bir Bölgedir.Her yıl yoğun bir Datça, Tatil İçin Düşünülecek Yerler İçinde Cennet Gibi Bir Bölgedir. Datça, koylarıyla zihinlerde yer etmiş Muğla’ ya bağlı doğa şaheseri bir yerdir. Her yıl yoğun bir turist akınına uğrayan Datça, tatil için düşünülecek yerler arasında cennet gibi bir bölgedir. Datça’da koylar, tüm sahili bir dantel zerafetinde şekillendirmiştir. Bu şahane görünümdeki koylar, mevsimin ve yörenin en güzel lezzetlerini sunan restoranlar ve eğlence yerleriyle her gün yüzlerce tatilciye hizmet vermektedir. Datça’da doğal güzellikleri, gidip görmek gerekir. Buradaki güzellikleri yazıyla anlatmak imkânsız denecek kadar zordur. Her köşesi cennetten bir parça gibidir. Datça’da yapılacak bir tatil, yıllarca özlemle anılacak hatıralar olarak akıllardan silinmeyecek sahnelerle doludur. Kargı Koyu Merkeze en yakın olan koy “Kargı Koyu” dur. Su seviyesi oldukça derin olan bu koyda yüzme bilmeyenlerin ve çocukların denize girmeleri önerilmez. Ayrıca kumsalının olmayışı ve denize iskeleden atlama zorunluluğu sebebiyle çocuklu aileler için pek uygun değildir. Dağların arasında bulunmasıyla, harika doğal güzelliğe sahip olan bu alanda konaklamak isterseniz bunun için de hazırlanmış tesislerde kalabilirsiniz. Datça, Tatil İçin Düşünülecek Yerler İçinde Cennet Gibi Bir Bölgedir. Datça’nın gezilecek yerleri ve tarihi eserleri, bir sayfaya sığdırılabilecek gibi değildir. Görmek gereken bir yerdir . Knidos Antik Kenti Datça deyince antik kentlerinden, özellikle Knidos Antik Kentinden bahsetmemek olmaz. Burada da gezilecek ve görülecek, sayılarak ifade edilemeyecek eserler bulunmaktadır. Antik Kent içindeki kalıntıları şöyle sıralayabiliriz. · Nekropolis, · Oedion. · Basamaklı Cadde. · Antik Mendirek. · Dionysos Tapınağı. · Antik Limanlar. · Dor Tapınağı. · Apallon Tapınağı. · Meclis Binası. · Korint Tapınağı. · Yuvarlak Tapınak. Buralara kadar gelirseniz, dünyanın en güzel kadını olan Afrodit’in heykelini görmeden dönmeyin deriz Datça, koylarıyla zihinlerde yer etmiş Muğla’ ya bağlı doğa şaheseri bir yerdir. Her yıl yoğun bir turist akınına uğrayan Datça, tatil için düşünülecek yerler arasında cennet gibi bir bölgedir. Datça’da koylar, tüm sahili bir dantel zerafetinde şekillendirmiştir. Bu şahane görünümdeki koylar, mevsimin ve yörenin en güzel lezzetlerini sunan restoranlar ve eğlence yerleriyle her gün yüzlerce tatilciye hizmet vermektedir. Datça’da doğal güzellikleri, gidip görmek gerekir. Buradaki güzellikleri yazıyla anlatmak imkânsız denecek kadar zordur. Her köşesi cennetten bir parça gibidir. Datça’da yapılacak bir tatil, yıllarca özlemle anılacak hatıralar olarak akıllardan silinmeyecek sahnelerle doludur. Kargı Koyu Merkeze en yakın olan koy “Kargı Koyu” dur. Su seviyesi oldukça derin olan bu koyda yüzme bilmeyenlerin ve çocukların denize girmeleri önerilmez. Ayrıca kumsalının olmayışı ve denize iskeleden atlama zorunluluğu sebebiyle çocuklu aileler için pek uygun değildir. Dağların arasında bulunmasıyla, harika doğal güzelliğe sahip olan bu alanda konaklamak isterseniz bunun için de hazırlanmış tesislerde kalabilirsiniz. Ovabükü : Datça, tüm doğal güzelliklerin bütünleştiği bu bölgedir, sahiliyle deniz sevenlerin ilgisini çeken bir yerdir. Masmavi denizi sizi serinletecek, yemyeşil güzellikleri ile size yılın yorgunluğunu unutturacak bir mekandır. Güneş, deniz, ağaçlık alanlar ve dağlık görünümü ile eksiksiz ve ideal bir tatil beldesidir. Datça’nın görülmeden geçilmeyecek yerlerinden biri Ovabüküdür. Kampları, yürüyüş platformları ile keyifli zaman geçirebileceğiniz doğanın hediyesi bir güzelliktir. Domuz Bükü Kara yoluyla ulaşımı bulunmadığı için sessiz bir tatil yapmak isteyenlerin liste başında yer alan tatil beldelerinden biri olan Domuz Bükü, haklı bir şöhrete sahiptir. Şehir hayatının kalabalığından, gürültüsünden ve kirli havasından uzaklaşıp, bol oksijeni ile insana nefes aldığını hissettiren, güneşi, denizi, yeşillikleri bu tertemiz havada harmanlayan beldede dinlendirici bir tatil yapmak size de iyi gelecektir. Tüm bu güzellikleri bir de tekne turuyla taçlandırmanız, keyifli bir tatil anısı olarak zihninize resmedilecektir. Datça’nın Tarihi Yerleri Datça, doğal güzellikleriyle olduğu kadar içinde barındırdığı tarihi eserlerle de çok beğenilen yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği yerlerden biridir. Su Değirmenleri, Kemerli Köprüleri, konakları, Camileri, Kliseleri ile tarih yazan bir geçmişi vardır. Datça Su Değirmeni: Günümüzün modern teknolojilerine ışık tutan mimari yapıları ile nostalji arayanlara hitap eden Su Değirmenleri ilgiyle gezilmektedir. Kalıntılar hak ettikleri oranda korunmamış olmalarına rağmen yapıldıkları zamanları yansıtmaları açısından ilgi görmektedir. Yağmur suyuyla beslenen dereler üzerinde yapılmışlardır. En çok bilinenleri Ilıca Su Değirmeni, Değirmen Bükü, Su Değirmenidir. Giriş ücretsiz olan bu yerler Datça’nın tarihi zenginlikleri arasındadır. Kemerli Antik Köprü Çeşmeköy’de bulunan bu antik köprü diğer birçok tarihi eser gibi yıpranmış durumdadır. Eski Yunan döneminden günümüze kadar gelmeyi başaran bu eserler, yakında yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Buraları görmek isteyenler, Çekmeköy meydanından 650-700 m kadar yürüyerek gidebilirler. Mehmet Ali Konağı (Kocaev) 19. yüzyıla ait zamanın ileri gelenlerinden Mehmet Ali Ağa’nın yaptırdığı bu bina şimdilerde otel olarak yapılandırılmış ve hizmete açılmıştır. Binanın içi buram, buram Osmanlı kokan, leziz yemekleri ile hem göze hem damak tadına hitap eden, sanatsal ve kültürel değeri yüksek bir mekândır. Ayrıca Konağın içinde dekoru tamamlayan bir de Osmanlı Hamamı bulunmaktadır. Camiler: Hızırşah Camii: İsmini aldığı köyde bulunan ve köklü bir tarihi geçmişi olan Hızırşah Camii 14.yüzyılda yapılmıştır. Aynı köyde, aynı ismi taşıyan bir de Kilise vardır. Eski adı ile Taksiorhon Kilisesidir. Datça’da bulunan tarihi eserler arasında yer almaktadır. Şu anda kültür evi olarak hizmet vermektedir. Knidos Antik Kenti. Datça’nın gezilecek yerleri ve tarihi eserleri, bir sayfaya sığdırılabilecek gibi değildir. Görmek gereken bir yerdir . Datça deyince antik kentlerinden, özellikle Knidos Antik Kentinden bahsetmemek olmaz. Burada da gezilecek ve görülecek, sayılarak ifade edilemeyecek eserler bulunmaktadır. Antik Kent içindeki kalıntıları şöyle sıralayabiliriz. · Nekropolis, · Oedion. · Basamaklı Cadde. · Antik Mendirek. · Dionysos Tapınağı. · Antik Limanlar. · Dor Tapınağı. · Apallon Tapınağı. · Meclis Binası. · Korint Tapınağı. · Yuvarlak Tapınak. Buralara kadar gelirseniz, dünyanın en güzel kadını olan Afrodit’in heykelini görmeden dönmeyin deriz Ovabükü : Datça, tüm doğal güzelliklerin bütünleştiği bu bölgedir, sahiliyle deniz sevenlerin ilgisini çeken bir yerdir. Masmavi denizi sizi serinletecek, yemyeşil güzellikleri ile size yılın yorgunluğunu unutturacak bir mekandır. Güneş, deniz, ağaçlık alanlar ve dağlık görünümü ile eksiksiz ve ideal bir tatil beldesidir. Datça’nın görülmeden geçilmeyecek yerlerinden biri Ovabüküdür. Kampları, yürüyüş platformları ile keyifli zaman geçirebileceğiniz doğanın hediyesi bir güzelliktir. Domuz Bükü Kara yoluyla ulaşımı bulunmadığı için sessiz bir tatil yapmak isteyenlerin liste başında yer alan tatil beldelerinden biri olan Domuz Bükü, haklı bir şöhrete sahiptir. Şehir hayatının kalabalığından, gürültüsünden ve kirli havasından uzaklaşıp, bol oksijeni ile insana nefes aldığını hissettiren, güneşi, denizi, yeşillikleri bu tertemiz havada harmanlayan beldede dinlendirici bir tatil yapmak size de iyi gelecektir. Tüm bu güzellikleri bir de tekne turuyla taçlandırmanız, keyifli bir tatil anısı olarak zihninize resmedilecektir. Datça’nın Tarihi Yerleri Datça, doğal güzellikleriyle olduğu kadar içinde barındırdığı tarihi eserlerle de çok beğenilen yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği yerlerden biridir. Su Değirmenleri, Kemerli Köprüleri, konakları, Camileri, Kliseleri ile tarih yazan bir geçmişi vardır. Datça Su Değirmeni: Günümüzün modern teknolojilerine ışık tutan mimari yapıları ile nostalji arayanlara hitap eden Su Değirmenleri ilgiyle gezilmektedir. Kalıntılar hak ettikleri oranda korunmamış olmalarına rağmen yapıldıkları zamanları yansıtmaları açısından ilgi görmektedir. Yağmur suyuyla beslenen dereler üzerinde yapılmışlardır. En çok bilinenleri Ilıca Su Değirmeni, Değirmen Bükü, Su Değirmenidir. Giriş ücretsiz olan bu yerler Datça’nın tarihi zenginlikleri arasındadır. Kemerli Antik Köprü Çeşmeköy’de bulunan bu antik köprü diğer birçok tarihi eser gibi yıpranmış durumdadır. Eski Yunan döneminden günümüze kadar gelmeyi başaran bu eserler, yakında yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Buraları görmek isteyenler, Çekmeköy meydanından 650-700 m kadar yürüyerek gidebilirler. Mehmet Ali Konağı (Kocaev) 19. yüzyıla ait zamanın ileri gelenlerinden Mehmet Ali Ağa’nın yaptırdığı bu bina şimdilerde otel olarak yapılandırılmış ve hizmete açılmıştır. Binanın içi buram, buram Osmanlı kokan, leziz yemekleri ile hem göze hem damak tadına hitap eden, sanatsal ve kültürel değeri yüksek bir mekândır. Ayrıca Konağın içinde dekoru tamamlayan bir de Osmanlı Hamamı bulunmaktadır. Camiler: Hızırşah Camii: İsmini aldığı köyde bulunan ve köklü bir tarihi geçmişi olan Hızırşah Camii 14.yüzyılda yapılmıştır. Aynı köyde, aynı ismi taşıyan bir de Kilise vardır. Eski adı ile Taksiorhon Kilisesidir. Datça’da bulunan tarihi eserler arasında yer almaktadır. Şu anda kültür evi olarak hizmet vermektedir. Datça’nın gezilecek yerleri ve tarihi eserleri, bir sayfaya sığdırılabilecek gibi değildir. Görmek gereken bir yerdir . Datça deyince antik kentlerinden, özellikle Knidos Antik Kentinden bahsetmemek olmaz. Burada da gezilecek ve görülecek, sayılarak ifade edilemeyecek eserler bulunmaktadır. Antik Kent içindeki kalıntıları şöyle sıralayabiliriz. · Nekropolis, · Oedion. · Basamaklı Cadde. · Antik Mendirek. · Dionysos Tapınağı. · Antik Limanlar. · Dor Tapınağı. · Apallon Tapınağı. · Meclis Binası. · Korint Tapınağı. · Yuvarlak Tapınak. Buralara kadar gelirseniz, dünyanın en güzel kadını olan Afrodit’in heykelini görmeden dönmeyin deriz
- Mersin'nin Tarihi Eserlerleri ve Doğal Güzellikleri.
ANA SAYFAYA DÖN https://www.etkin-ebeveynlik.online/ Temiz ve berrak denizi ile yerli ve yabancı turistlerin hayranlıkla tatillerini geçirdikleri mersin, bakımlı plajları ile deniz tutkunlarını cezbeden güzelliklere sahiptir. Mersin’in ilgi çeken plajları şunlardır. · Soli Sahili, Mezitli · Kızkalesi Plajı. · Yapraklı Koy, Silifke · Atayurt Plajı, Silifke · Sultankoy Halk Plajı, Erdemli · Akkum Plajı, Silifke. · Taşucu Plajı, Silifke. · Halk Plajı, Mezitli, Soli Sahili, Mezitli, Bu görkemli Sahil, Soli Antik Kentine 3 km. mesafede harika bir alandır. Deniz zemini bazı yerlerde taşlık olmasına rağmen kumsalı ince kumlardan oluşmuştur. Denizi zaman zaman dalgalı olmasına karşın, yüzmeye engel olacak boyutta değildir. Ziyaretçilere hem denizde ferahlamayı, hem de Antik kalıntıları gezme imkânı sağlar. Kızkalesi Plajı. Kızkalesi Plajı, turkuaz rengi ile çekici, temiz ve berrak deniziyle harika bir Halk Plajıdır. Kumsalı ve sığ denizi ile çocuklu aileler tarafından özellikle tercih edilen bu güzel tatil köşesi, konum olarak Mersinin sembolü Kızkalesi ile karşı karşıyadır. Plaj içerisinde günlük ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz işletmeler bulunur. Ayrıca sandalye, şemsiye gibi gereksinimlerinizi kiralama imkanınız da mevcuttur. Deniz bisikleti kullanmak isterseniz, bununla Kızkalesine çıkabilir, güzel bir deneme yapabilirsiniz. Plaja girmek ücrete tabi olmamakla beraber şemsiye, şezlong gibi ihtiyaçlarınız için ücret ödemeniz gerekecektir. Dilerseniz bunları kiralamak yerine plaja gelirken kendiniz de getirebilirsiniz. · Yapraklı Koy Plajı: · Yapraklı Koy çok enteresan özellikleri olan bir bölgedir. Denizin içindeyken, birden buz gibi bir su kütlesiyle karşılaşarak serinlemenin doruğunaçıkabilirsiniz. Bu sürpriz sizi şaşırtmasın, denizin içinde doğal olarak bulunan bir soğuk su kaynağının azizliğidir bu. Plaj iskemlesi ve bunun gibi ihtiyaçlarınızı da beraberinizde getirebilir, keyifli bir deniz sefası yapabilirsiniz.. Atayurt Plajı: Kumsalı ve sığ denizi ile çocukların çok sevdiği bir plaj olan Atayurt Plajı Mersine yakın olması sebebiyle yöre halkının müdavim olduğu bir plajdır. Ancak konumu itibariyle sineklerin fazla olması, sizi rahatsız edebilir. Bunun için Plaja giderken yanınıza bir sinek kovucu sprey almanız tavsiye olunur. Sultankoy Plajı, kalabalık şehrin gürültüsünden bıkan, sessiz sakin bir yerde kafasını dinlemek isteyen zihin yorgunları için ideal bir yerdir. Bir yandan sahile vuran dalga sesleri, diğer taraftan ağaç gölgeleri altında 5 çayı keyfi yapabilirsiniz. Sultankoy Plajındaki çay bahçelerinde hem tatil, hem piknik zevkini birlikte yaşayabilir, kafanızı dinleyebilirsiniz. Akkum Plajı, Silifke Akkum plajı size sadece deniz esintisi değil, okyanus rüzgarları getirecek, beyaz kumsalıyla güzel bir düş gibi, sizi Maldiv, Avusturalya sahillerine götürecektir. Bu güzelliklerin saymakla tükenmeyecek kadar çok olduğu Akdeniz sahillerinin bunlarla sınırlı olmadığı malumdur. Gidip görmek gerekir. Bu harikulade doğa harikalarını bir sayfaya sığdırmak mümkün olmamakla beraber diğer güzelliklere de kısaca değinelim. Akkum Plajından Beyaz bir görseli Mersin’de Gezilecek Önemli Merkezler Ve Tarihi Yerler. Mersin, eski adıyla İçel sahili, tarihi eserleriyle de yerli ve yabancı turistlere harika manzaralar sunan bir şehirdir. Bolkar Dağının uzantısı olan platolar üzerinde kurulmuş, 15485 Km, yüzölçümü ve ortalama 1.938.389 nüfusu olan bir Orta Akdeniz kentidir. Yaz mevsiminin kavurucu sıcaklarında serin günler yaşanabilecek Gözne, Mihrican, Ayva gediği gibi yaylaları doğal güzelliklere sahip bir t Mersin, Hitit, Asur, Babil, daha sonra Urartular, Lidyalılar, Persler ve Romalıların tarihine şahit olmuş bir şehirdir. Yaz mevsiminin sıcak ve nemli, kış aylarının ılık ve yağışlı geçtiği Akdeniz İkliminin hüküm sürdüğü, tarihi ve doğal güzellikleriyle ilgi çekici bir değere sahiptir. Mersin, tüm yıl boyunca ziyaretçilerini ağırlayan ve sadece yaz aylarıyla sınırlanmayan bir turizm potansiyeline sahiptir. Yazı, kıştan güzel, kışı yazdan güzel olan, Akdeniz’in gözde bölgelerinden biridir. Bu coğrafi özellikler yanında gezilecek yerlerinin çokluğu ile de göz doldurucu bir kentimiz olan Mersinde unutulmaz bir tatil geçirmek mümkündür Mersinin & Mut (Yerköprü) Şelalesi: Tabiat anıtı olarak tescillenen şelale görülmeye değer bir güzelliktir Bu şelale, Mersin’e bağlı Mut ilçesinde bulunmaktadır. Tabiat anıtı olarak tescillenen şelale görülmeye değer bir güzelliktir. Bol, bol resim çekmeye elverişli, yosun tutmuş ağaçları ile ün salmış, 15 metre derinliği ile büyüleyici bir görünüme sahiptir. Keyifli bir gün geçirilecek ideal bir ortam Mut Yerköprüsü.. & Aynalıgöl (Gilindire Mağarası) Aynalıgöl Mağrası Gilindire Mağarası, bir doğa harikası olarak yoğun ziyaretçi çeken yerlerden biridir. Aynalı göl pırıl, pırıl bir göl olmasıyla bu ismi almış, görenleri hayran bırakan bir doğa harikasıdır. Deniz seviyesinden 46 metre yüksekte olan Aynalı Göl çok eski zamanlara uzanan bir geçmişe sahiptir. Yüksek nem oranına sahip olmasıyla, bazı hastalıklar için, şifalı etkiye sahip olduğu da düşünülmektedir. Bu yönüyle sağlık turizmine de fayda sağlamaktadır. & Atatürk Evi (Müzesi): Mersin’in en ilgi çeken eserlerinden biri olan bu müze, Atatürk’ün fotoğraflarını, çeşitli belgeleri ve Anıt Kabirden getirilen bir takım kişisel eşyalarının bulunduğu iki katlı bir binadır. 1887 yılında yapılmıştır. Bina içinde sembolik bir konferans salonu da bulunmaktadır. & Mersin Marina: 1000 yat kapasiteli Mersin Marina, halkın arkadaşlarıyla, dostlarıyla yahut iş görüşmeleri için adres olarak kullandıkları, içinde çeşitli restoranların ve eğlence merkezlerinin bulunduğu bir yerdir. Her gün yüzlerce insan tarafından ziyareti edilen bu yer, coşkulu bir atmosfere sahiptir. Mersin marina yat sahiplerine ve turistlere verdikleri hizmetle tanınmış, görmeden geçilmeyecek yerlerden biridir. Mersin’de Görmeden Geçilmeyecek Diğer Yerler. . Tarsus Şelalesi Görülmeye Değer, Emsalsiz Bir Doğa Harikasdırı. & Tarsus şelalesi. & Mersin Deniz Müze.. & Silifke Kalesi. & Alahan Manastır. & Cennet Cehennem Çökükleri. & Narlıkuyu. & Kanlıdivane Ören Yeri Nehri. & Anamurium. & Göksu Nehri. & Mersin Deniz Müze.. Mersin’de keyifli tatil geçirebileceğiniz bir kentimizdir.
- 5-6 YAŞ DİN DERSİ
ANA SAYFAYA DÖN https://www.etkin-ebeveynlik.online/ Bu dönem, olumlu davranışlardan örnek almaları ve tatpik etmeleri ve benimsemeleri için en uygun zaman dilimidir. Bununla yetinmeyerek, öğrendiklerini hâfızalarında tutmaları sağlanmalı ve sorular sorarak zihinlerini çalıştırmaları öğretilmelidir. Böylece çocuklara verilmek istenen mesaj rahatlıkla verilebilmektedir. Çocukların yanında namaz kılmak, bilhassa cemaatle kılmaya özen göstermek, mescidlere götürmek, verdiği nimetlerden dolayı Allâh’a şükretmek, birlikte duâ etmek gibi ibâdetler çocukları Allâh’ ayaklaştırır. Beş-altı yaşlarından itibaren çocukların sorduğu sorular, dinlemek ve cevaplarını öğrenmek içindir. Bu da çocukların kendilerine verilen bilgileri almaya hazır olduğu mânâsına gelmektedir. Bu sebeple anne-babalar, özellikle beş-altı yaşlarında sorulan soruları önemsemeli, seviyelerine ve anlayışlarına uygun olarak yanıtlamaya çalışmalıdırlar İtikat Bilgileri İbadet Bilgileri Siyer Bilgileri Güzel Ahlak Talim Amentü(Ezber) İman ve esasları Abdest, Namaz, Oruç, Haç kısa bilgi. Peygamberler kıssaları Güzel ahlak örnekleri Ettehiyyatü Salavatlar (Ezber) Derslerle ilgili bilgileri ihtiva eden çocuklara yönelik hazırlanmış “DİNÎ EĞİTİM VE ÖĞRETİM” Setleri kullanılarak listedeki temel konular yıllık, aylık ve günlük planlarda açıklanarak uygulanır ŞİİRLER BENİM DÎNİM YÜCEDİR SEVGİLİ PEYGAMBERİM 1-Harfler (Elif-ba_ 2-Cüz çalışmaları 3-İtikat 4-İbadet 5-Güzel Ahlak TALİM ÇALIŞMALARI SUBHANALLAH ALLAHU EKBER SALLİ, BARİK DUALARI İTİKAT DERSLER -1 32 farzı her müslümanın ezberlemesi şarttır. Şimdi bunları teker teker öğrenelim. İMANIN ŞARTLARI 6 DIR 1-ALLAHA İNANMAK Bu dönem dini eğitim ve öğretime çocuklarda farkındalık uyandırmakla başlanmalıdır. Onlara etraflarında gördüğü tüm varlıkların onlara faydalı olması için Allâh’u Teâlâ tarafından yaratıldığı anlatılmalıdır. Allâh’u Teâlâ’nın iyi kullarını sevdiğinden, özellikle çocukları daha çok sevip, onları melekleri vasıtasıyla kötülüklerden koruduğundan, her zaman nimetlendirmesinden, ödüllendirmesinden ve her daim ona yakın olmasından, çocukların anne-babasını yarattığından bahsedilmeli. Bu yaştaki çocuklara, Allâh kelimesi, İslâm’ın tevhîd inancını içeren Kelime-i Tevhîd ve Kelime-i Şehâdet, yine bunun yanında İslâm’ın şartları ve îmânın şartları ezberletilebilir. Çocuklar konuşmaya başladıkları andan itibaren kendilerine öğretilen kelimeleri ezberlemede zorlanmazlar. Özellikle yakınlarının ilgisini çekmek için bol bol konuştukları bu devrede dînî nitelikli duâları, ve cümleleri zevkle tekrarlayıp okudukları görülmüştür. Çocuk şiirleri ve benzeri yayınlar öğretime yardımcı çalışmalardır. 2-MELEKLERİNE İNANMAK. Melekler nurdan yaratlmıştır. Cinsiyetleri yoktur. Yani erkek veya dişi değillerdir. Bazı hrıstiyanların çizdikleri resimlerdeki kanatları olan kızlar görünüşünde değillerdi. Peygamberler ve bazı Allh’ın dilediği kulları melekleri görmüşlerdir. 3-KİTAPLARINA İNANMAK. Kitaplara imân konusu delillere dayanan, somut kaynaklı bilgiler olduğu için çocuklar buna inanmakta zorlanmazlar. Bu bakımdan ellerine alabilecekleri ve gözleri ile gördükleri mukaddes kitaplar hakkındaki bilgilere daha çabuk inanırlar. Annelerini ve babalarının yüce kitabımıza gösterecekleri sevgi saygıyı gören çocuklarda, oluşması istenen kitaba saygı duygusunun onlarda doğal olarak oluşacağı beklenir. Rabbimizin Cebrail a.s ile peygamberlerine gönderdiği dört büyük kitap vardır ve gönderildiği peygamberlerin adları şöyledir. İlk Peygamber olan Adem (as) a......... DAVUD (a.s)' a ZEBUR MUSA (a.s)' a TEVRAT (Musevî'lere) ÎSÂ (a.s))' a İNCİL (Hritiyan'lara) Hz.MUHAMMED (S.A.V)' e KUR'AN-I KERİM (Tüm insanlara) indirilmiştir. 4-PEYGAMBERLERİNE İNANMAK Peygamberlik insanların gayreti ile olunmaz.İnsan ne kadar ibadet etse , ne kadar emirlere uysalar da bu amellerle “Allah Dostu- Evliya” olabilirler ancak Peygamber olamazlar. Peygamberler sadece Rabbimiz tafından seçilir. Peygamberler Allah’ın hem kulu hem de kulları ile kendisi arasındaki elçileridir. Onlar Rabbimizin koruması ile günahlarda uzaktır. Hiç günahları yoktur. Çok ibadet ederler ve Rabbimizin emirlerini aldıkları gibi Onun kullarına iletirler. Kur’an-ı Azimüşan’da adı geçen peygamberlerin hayatları çocukların seviyelerine göre yazılmış kitaplar takip edilerek onlara anlatılır. Okumaları için böyle bir set hediye edilerek okumaları sağlanır. Bizim Peygamberimiz Hz . Muhammed s.a.v dir. Allah’ın Selâmı O’nun ve diğer Peygamberlerin üzerine olsun. 5-AHİRETE İNANMAK. İnsanların öldükten sonra gidecekleri yere Ahiret denir. Ahiret aleminde insanlar dünyada yaptığı ve amel defterinde hiç eksiksiz kaydedilen iyi ve kötü işlerinin sonucuna göre ya mükafatlanır ya da ceza alırlar. İnsanlar dünyada yaptığı iyi veya kötü işlerin Ahirette karşılığını görecektir. Allaha itaat edenleri, iyi işler yapanları Rabbimiz çok sevecek ve çok güzel bir yer olan Cennete yerleştirecek, onlara her istediği şeyi verecek ve mutlu edecek. Kötü ve isyankar olanları da Cehennem denilen yere koyarak cezalandıracaktır. Bunlar D İBADET DERSLERİ BEN MÜSLÜMAN BİR ÇOCUĞUM ELHAMDÜLİLLAH DİNÎ KAVRAMLAR DİNÎ KAVRAMLAR ELHAMDÜLİLLAH= Allaha hamd etmek-Verdiği nimetlere Şükretmekdir. SELÂMUN ALEYKUM =Allahın Selamı ve bereketi senin üstüne olsun demektir. KUL = Rabbimizin Yarattığı Her Şey O’nun Kuludur. ÜMMET = Hz.Muhammed s.a.v i Peygamberi kabul eden ve O’na tabiî olanların topluluğuna Hz. MUHAMMED ÜMMETİ denir. İMAN = İmanın bütün şartlarına inanmak, kabul etmektir. MÜ’MİN= İman eden kişiye Mü’min denir. MÜNAFIK= İman ettiğini söyleyen fakat içinden inanmayan kişiye Münafık denir. KÂFİR = İman etmediğini açıkça kabul eden ve söyleyen kişiye Kâfir denir. FARZ= Allahın kesin emirleridir. SÜNNET = Peygamber efendimiz (a.v) yaptığı ve ümmetine tavsiye ettiği işlerdir. Rabbimiz insanların güzel işler yapmasını, kendisine şükr ederek ibadet etmelerini ister. Kullarının yapmasını istediği işlere Farz denir. Yapmalarını istemediği işlere de Haram denir. Farzlar ve Haramlar Rabbimizin kesin emirleridir. Her Müslümanın bunları öğrenmesi ve uyması şart olan İlâhi Emirlerdir. FÂSIK = Şehadet getirdiği ve inandığı halde, amel etmeyen kimselere de fâsık denmiştir. 32 FARZ Abdest hakkında kısa bilgiler Abdest almak hem temizlik hem de ibadettir. Allah temizliği çok sever ve kullarının da temiz olmasını ister. Abdest ibadet etmeye hazırlıktır. Çocukları ebeveynleri küçük yaşta abdest almaya alıştırmalıdır. Kendisi abdest alırken çocuğunu da yanına alarak önce izlemesini daha sonra onunda abdest almasını çocuğu fazla zorlamadan ve baskı yapmadan yumuşak bir lisanla istemelidir. NAMAZ KILMAK Vakit namazları FARZ dır. Her Müslümanın kılması şarttır. Nafile namazlar SÜNNET dir. Sevabı çok fazladır fakat isteyen kılmayabilir BİR GÜNDE BEŞ TANE DE NAFİLE NAMAZ VARDIR. 1-Gece Namazı ……(Teheccüd Namazı) 2-İşrak Namazı…(Güneş Doğduktan 45 dakika sonra) 3-Kuşluk Namazı…..(İşrakla Öğle Namazı arası) 4-Evvabin Namazı…..(Akşam Namazından Sonra) 5-Kabir Nur Namazı. (Yatsı Namazından Sonra) BİR GÜNDE BEŞ VAKİT NAMAZI VARDIR . 1-Sabah Namazı….(4 Rekattır) 2-Öğle Namazı……(10Rekat) 3-ikindi Namazı…...(8 Rekat) 4-Akşam Namazı….(5 Rekat) 5-Yatsı Namazı…….(13 Rekat) NAMAZIN FARZLARI En önemli ibadet namazdır. Abdestine dikkat ederek beş vakit namazını kılan insanları Allah çok sever. Allah emirlerini yapan kulları için ahirette çok güzel şeyler hazırlamıştır. Göz alıcı giysiler, çeşit çeşit yiyecekler, görkemli saraylar ve daha neler, neler. O itaat eden kullara Cennetlerde canlarının istediği her şey hiç yorulmadan verilecektir. ORUÇ TUTMAK Yılda bir defa mübarek bir ay olan Ramazan ayında Müslümanlar oruç tutarlar. Oruç, imsak vaktinden akşam ezanı vaktine kadar Allah rızası için yemek ve içmekten vaz geçmektir. Maddi durumu ve sağlığı iyi olan her müslümana ömründe bir defa hacca gitmek Kâbeyi ziyaret etmek FARZ dır. Bu emri yerine getirenlerin günahları varsa af olur ve onlara HACI denir. Çocuklar da ebeveynleri ile beraber hacca gidebilir. HACCA GİTMEK ZEKÂT VERMEK Zengin olan Müslümanların yılda bir kere malının zekatı olarak fakir insanlara vermek zorunda olduğu paradır. Her Müslüman malının 40da birini ihtiyaç sahiplerine vermesine ZEKÂT denir. Zekât vermek FARZ olan ibadetlerdendir.
- (MESLEKİ FORMASYON)
ANA SAYFAYA DÖN https://www.etkin-ebeveynlik.online/ A-DAVRANIŞLARIN OLUŞUMU Bireyin tutum ve davranışları genellikle onun şahsiyeti hakkında kabaca bir bilgi verir. Vardığımız yargı genelde bireyin hal ve hareketleri yani davranışlarına göre olmuştur. Ne var ki bu kanı her zaman isabetli olmayabilir. Onu gerçekten tanımamız zaman alabilir. Bunun için süreç içinde iyi bir gözlem yapmamız gerekebilir. Nice insanlar vardır ki çevrelerinde hissiz, duygusuz, acımasız tanınmıştır. Fakat çeşitli uyaranlar karşısındaki tutumları zamana bağlı olarak gözlemlendiğinde şaşırtıcı sonuçlar alınabilir. Objektif gözlemlerimiz sonucunda sergiledikleri sinirli, hırçın, duygusuz tepkilerinin altında sakladıkları merhametli, aşırı duygu yüklü, kırılgan kimliklerini fark edebiliriz. Yahut kibar, nazik ve duygusal görünen gözyaşları altında kin ve öfke dolu, kibir ve intikam yüklü bir kimliğin uyuduğuna da şahit olabiliriz. Bu bakımdan şahıslar hakkında acele hüküm vermek bizi yanıltabilir. Öğretmen iyi bir gözlemci olup öğrencilerinin davranışları altındaki gizli dünyasını öğrenecek çareler üretebilmeli şayet gerekiyorsa psikolojik yardım alması için yol gösterici olabilmelidir. Aile ile iletişim içinde olmalı ve gerekirse onları uyarıp motıve etmelidir. İyi ve kötü diye vasıflandırdığımız davranışların oluşumunda birçok tetikleyici ve önleyici faktör vardır. DAVRANIŞLARIN OLUŞMASINDA ETKEN OLAN FAKTÖRLER. 1-Kİşilik (Kalıtım-Öğretim) 2-İnançlar, Değer Yargıları ve Tutumlar. 3-Motivasyon .(İstekler, ihtiyaçlar, ilgiler, alışkanlıklar ve Hedefler) 1-Kişilik. (Kalıtım-Öğretim). Davranışların oluşumunda kalıtım (Ana-Babadan çocuğa aktarılan davranışlar) kimlik oluşmasında etkili bir faktördür. Babasının veya annesinin yanında yetişmediği halde onların tavır ve davranışlarının hatta mimiklerinin çocuklarında görülmesi karşılaşılan şeylerdir. 2-İnançlar, Değer Yargıları ve Tutumlar. 3-Motivasyon. (İstekler, ihtiyaçlar, ilgiler, alışkanlıklar ve Hedefler) Tutum ve davranışlar iki güçlü duygu olan “Haz ve Elem” dürtüleriyle oluşur. Canlılar kendilerine haz veren uyaranlara (Pozitif Kuvvetler) koşar, elem vericilerden “Negatif Kuvvetler” kaçar. Bu uyaranlarla kişide istek veya isteksizlik hali gerçekleşir. İşte canlıların bu iki nokta arasında davranışları oluşur ve hedefleri belirlenir. Örnek; Uykusu gelen bir kişinin hedefi uyumaktır. Davranışı da uyuyabileceği yere yöneltmektir. Yahut karanlıktan korkan kişi aydınlığı bulmayı hedefler ve aydınlık olan yere gitme davranışında bulunur. Kişiliğin oluşumunda tutum ve davranışları (bilinçli ya da bilinçsiz olarak) başlatan, hedefe yönelten etkenlere “Motiv” denir. Güdü etkeniyle oluşan sürece de“Güdülenme- Motivasyon” denir, canlıların çeşitli uyaranlar etkisiyle harekete geçmesidir. Lügat manası harekete geçirmek, faaliyete sevk etmektir. Hedefler bireyi yönlendiren önemli bir etkendir. HEDEFİ TAYİN EDEBİLMEYİ TETİKLEYEN ETKENLER. a- Biyolojik Yeterlilik b-* Kültürel Değerler c- Kendine has Tecrübeler. d- Sosyal Çevre. : e- İlgiler . f- Alışkanlıklar . a-*Biyolojik Yeterlilik . İnsanlarda bazı dış uyarılar yahut içten gelen dürtülerle harekete geçen isteklerin o doğrultudaki fiillere dönüşmesi için biyolojik yeterliğe ihtiyaç vardır. Bu yeterliliğe sahip olmayan kişilerin isteklerini tatmin edemedikleri zaman o isteklerini başka etkinliklerle tatmin etmek isteyeceklerdir. Çünkü istekler ve arzular mutlaka tatmin edilmek ihtiyacındadır. Örneğin doktor olmak isteyen fakat bunu biyolojik yahut zihinsel yetersizliği sebebiyle gerçekleştirememiş birinin sokak hayvanlarını tedavi etmek istemesi gibi. *b- Kültürel Değerler . Davranışların oluşmasında hedeflerin tayini önemli etkendir. Bu faktörde kültürel değerler devreye girer. Örneğin: Çocuklara küçük yaşlarından itibaren neyin iyi neyin kötü olduğunu kendi düşüncesine göre anlatan ebeveynler kendi kültürleri ile ilgili kavramları çocuğuna aktarır. Bu öğrendikleri kavramlar ilerde onların arzu, isteklerini etkiler. c- Kendine has Tecrübeler .* Bazen hedefler doğrultusunda oluşan davranışları etkileyen hatta tersine yönlendiren uyaranlar olabilir. Bu uyaranların sebep olacağı sapmalar gerçekleşebilir. Örneğin: Bulunduğu çevre koşulları ve kültürel etkenlerle dindar bir hayat yaşayan bireyler kendilerini kıran eleştirileri veya arkadaş yönlendirmeleri ile tamamen aksi istikamete yöneldikleri hatta tamamen inkarcı olabildikleri görülmüştür. *d-Sosyal Çevre.: Meşhur bir Ata sözü olan “Üzüm üzüme baka baka kararır” ifadesi sosyal çevrenin insan üzerindeki etkisini çok güzel açıklamaktadır. Bu konuda ebeveynlerin çocuklarının arkadaş seçimlerinde rehber olmaları çok önemlidir. *e-İlgiler: Yönlendirme de çok etkili nedenlerden biridir. . Çünkü ilgilerde heyecan ve duygular söz konusu olup yönlenmede hâkim rol oynar. İlgiler, kalıtsal yolla nesilden nesile aktarıldığı gibi çevre faktörü ile de oluşabilir. Bu olgu yerinde kullanıldığında eğitim ve öğretimde kullanılan geçerli bir metot olabilir. *f-Alışkanlıklar : Alışkanlıklar eğitim ve öğretim konusunda üzerinde çok durulan bir konudur. Çeşitli uyaranlar etkisi ile kazanılan alışkanlıklar ve buna bağlı olarak gelişen davranışlar zaman içinde çocuğun kimliği ile özdeşleşir ve uyaranlar ortadan kalksa bile alışılmış davranışlar kalıcı olur. Örneğin: Akşam yatağına yatan bir çocuk annesi ile dua etmeye alışmış ise uyaran pozisyonunda olan anne olmadığı zamanlarda da bu davranış çocukta devam eder.
- B- ÖĞRENME YOLLARI…
ANA SAYFAYA DÖN https://www.etkin-ebeveynlik.online/ Belli başlı 4 gurupta toplan mıştır. Cızzzzzz 1-ŞARTA BAĞLI ÖĞRENME: Bir bebekle bu konuyu inceleyelim. Henüz söyleneni tam anlamadığı halde bazı uyarılara. Bir iki defa sevdiği bir oyuncağı veya tatlı bir şey yahut sevip okşadığımızda davranışında değişiklik olduğunu gözleriz. O oyuncak veya diğer uyaranlar vasıtasıyla "GEL" dendiğini öğrenen bebek sonraları "GEL" çağrısına cevap vererek çağıranın yanına gelecektir. Ya da bir kaç kere elini yaktıktan sonra "Cızzzz" demenin ne olduğunu öğrenecek ve bir daha ateşe elini uzatmayacaktır. Çocuk bu yöntemle ateşin yakıcı, acı verecek bir şey olduğunu öğrenecek cızzzz dendiğinde ateşten uzaklaşacaktır. Yaşayarak öğrenecektir. Eğitim ve öğretimde bu tür şartlanmalar ödül ve ceza söz konusu olduğunda yahut duygu ve heyecana bağlı tutum ve davranışların kazanılmasında kendisinden faydalanılan bir metottur. 2-SINAMA- YANILMA İLE ÖĞRENME: Kolay bir öğrenme yolu olan bu yol bireyin tekrar, tekrar denemek suretiyle doğruyu bulma şeklidir. Pek pratik bir yol olmamasına rağmen çaresiz kalındığında başvurulan bir yöntemdir. Mesela dağ başında aracı bozulan bir kimse yola davam etmek zorundaysa ve çevresinde yardım alabileceği birileri de yoksa bu yolu denemeye mecbur kalacaktır. Sonuçta başarılı olma garantisi olmamakla beraber sıkışınca denenecek olan uğraşmalar, neticede bu öğrenme şeklini oluşturabilir. Napoleon Bonaparte "Yenile, yenile yenmeyi öğrendim" derken bu öğrenme şeklini kastetmiş olsa gerek. 3-FARKINDA OLMADAN ÖĞRENME: Çoğu kez dikkatimizi vermediğimiz, üzerinde hiç düşünmediğimiz bazı şeyleri gerektiği zaman bildiğimizi fark ederiz. İşte bazen bizi ilgilendirmediği için üzerinde durmadığımız şeyleri farkına varmadan öğreniriz. Bu durum çocuk eğitiminde önemli bir yer tutar. Büyüklerin kendi aralarındaki sohbetleri ilerde oyun oynayan çocuklarının duymadığını düşünerek sohbeti bayağı koyulaştırdıklarına şahit olmuşuzdur. Hiç olmadık bir zamanda bu sohbetlerdeki detayları çocuklarımızın ulu orta anlatmaları ebeveynleri şok ettikleri görülmüştür. Onların anlattıkları, çocuklarımızın farkına varmadan öğrendikleri sırlarımız olabilir. Eğitim ve öğretim konusunda işimize yarayacak olan bu metot bilinçli kullanılırsa çok faydalı olabilir. 4-KAVRAMA İLE ÖĞRENME: Eğitim ve öğretimde en işlerlik kazanan bir yol olması bakımından diğer öğrenme yollarından ayrı bir önemi vardır. Kavrama yolu ile öğrenmede esas olan iki veya daha fazla şey arasındaki ilginin fark edilmesidir. Özellile matematik ve benzeri bilim dallarında öğrenciyi bir sonraki aşamalara hazırlama noktasında uygulama alanı geniş bir öğrenme şeklidir. Öğrenme konuları içinde bir de "Transfer-Aktarma" olayı vardır. Bu evvelce öğrenilenlerin daha sonra öğrenilecek olan bilgilere zemin hazırlaması, onların öğrenimini hızlandırmasıdır. Aile içinde öğrenilen bilgi ve becerilerin Ana Okuluna yardımı olması gibi. Ana Okulunda kazanılan bilgilerin de ilerdeki eğitim aşamalarına yardımcı olması amaçlanmalıdır. ÇOCUKLARIN BAŞARILARI İÇİN KAZANDIRILMASI GEREKEN ALIŞKANLIKLAR. 1- Ders çalışma yollarını bilmesi. 2- Kitap okurken dikkat edilecek kuralların önceden öğretilmiş olması. 3- Dikkati bir noktada toplayabilme yeteneğini kazandırılmış olması. 4- Dersleri takip etme ve not tutma yöntemlerini öğrenmiş ve alışmış olması. 5- planlı ve programlı çalışma alışkanlığı kazanmış olması. Bütün bu alışkanlıklar öğretmenin ve ebeveynlerin rehberliğinde ve uzun çalışmalar sonucu kazanılan fakat bütün hayat boyunca lazım olacak alışkanlıklardır .

















