top of page

Türkiyenin Gizem Dolu Kentleri

Güncelleme tarihi: 18 Şub 2025

*Ana Sayfaya Dön

Hititler-Bizans, Lidya-İskender medeniyetlerine ev sahipliği yapan Anadolu topraklarımız, hala bu medeniyetlere ait kalıntıları ile ilgi çeken bölgelerimizdir. Sakladıkları sırlarla gündemden düşmeyen bu topraklar, yerli ve yabancı turislerin bakmadan geçemedikleri, bize kalan bir kültür mirası olarak ayrıcalığı olan yerlerdir. Bunlardan birkaçını sizlere tanıtmak isteriz.


Aspendos Antik Kenti – Antalya.

Aspendos
Aspendos

Aspendos, Türkiye'nin popüler turistik yerleri içinde oldukça yoğun ilgi duyulan ve ziyaret edilen bölgelerden biridir. Zamanın en hareketli ticaret merkezi olan Aspendos antik tiyatrosu ile günümüze kadar özellikleri korunmuş, Akdeniz'in adeta simgesi olmuş bir medeniyet yadigarıdır. Yapılan kazılarda bulunan gümüş sikkeler ve tarihi kalıntılar zengin ve ileri kültür seviyelerine kanıtlık etmektedir. Bu özellikleri bölgeye olan ilgi ve merakı diri tutan sebepler arasındadır.


Göbeklitepe – Şanlıurfa

Göbeklitepe
Göbeklitepe

Tarihi kalıntılar incelendiğinde, inşası Mısır Piramitlerinin yapımından daha önceye dayandığı keşfedilen Göbeklitepe, mimari özellikleri ile dünyayı hayran bırakan bir anıtsal yapıdır. 2018 yılında Unesco Miraslar listesine giren bu yapıt dünyaca merek edilen bir eserdir. 7 metre boyu ve 10 ton ağırlığı olan dikilitaşlarla zamanın sanatsal bakış açısını yansıtan ve zamanın ibadet merkezi olduğu düşünülen Göbekli tepenin 12.000 yıllık geçmişi olduğu söylenmektedir.


Kapadokya – Nevşehir

Kapadokya
Kapadokya

Kapadokya, Peribacalarıyla ün yapmış bir bölgemizdir. Kimler tarafından tasarlandığı hala öğrenilemeyen bir sistemle yapılan yeraltı kentlerinden oluşmuş ve kayaların oyulmasıyla yapılmıştır. Kat, kat odalardan, tünellerden ve havalandırma düzeneklerinden inşa edilen bu yapıtlar, günümüzde hala gizemini muhafaza etmektedir. Kapadokya ismi Hitit ve Pers medeniyetlerinde rastlanaan bir isim olup kuruluşunun 10.000 yıl öncesine dayanan bir geçmişi olduğu sanılmaktadır.


Çatalhöyük Neolitik Kenti – Konya

Çatalhöyük
Çatalhöyük

Devam eden sürekli araştırmalarla gizemi çözülmeye çalışılan Çatalhöyük Neolitik çağa uzanan bir geçmişe sahiptir. Bulunan objelerden ilk şehirleşmenin bu yörede başladığı anlaşılmaktadır. Bu kalıntılar duvar kağıtları, seramik eserler ve rölyeflerdir. 2012 yılında Uneskco Miras Listesi'ne alınmıştır. Keşfedilişi 1958 yıllarına rastlar. Araştırmalar devam etmektedir.


Nemrut Dağı – Adıyaman

Volkanik bir dağ olan, tekrar aktif hale gelme ihtimali olan ve 2150 metre yüksekliği olan Nemrut Dağı'ndaki bu alan, Komogene İmparatoru tarafından tasarlanmıştır. Doğu ve batı kültürünü birleştirerek yeni bir din ortaya çıkarmış ve ölümsüzlük hayalleri kurararak dağın zirvesine bu dev heykelleri yerleştirmiştir.

Pers ve Yunan tanrılarını tasvir eden 10 metre yüksekliğindeki bu heykeller geniş bir alan kaplamıştır. Araştırmacılar, bu dev heykellerin dağın zirvesine nasıl yerleştirildiği konusunda bir yorum yapamamaktadırlar. O zamanın teknolojisi çözülememiş ve şaşkınlık yaratmıştır. Bu alanın MÖ 1. yüzyılda yapıldığı söylenmektedir.

.

Sümela Manastırı – Trabzon

Sümela Manastırı
Sümela Manastırı

Sümela Manastırı Hristiyan inancına dayanan bir yapıt. Tabzonda bulunan bu ibadethane, vadiden 300 metre yükseklikte kayalık bir dağ yamacına yapılmış ibadet ve hac merkezidir.

MS: 365-395 yıllarında Hz. İsa ve Hz. Meryem'i rüyasında gören iki rahibin temelini attığı bir kilisedir. Daha sonra bazı ilavelerle daha donanımlı bir hale getirilmiştir. Zamanın tüm hükümdarlarının, hatta Kanuni Sulta Süleyman'ın hayranlığını kazanan bu yapıta çok fazla yardım geliyordu. Bu sebeple halk arasında hala orada büyük bir hazinenin olduğu inancı hakimdir..

Yorumlar


Add a rating

Apartmanımızı “Evde Anaokulu”na Dönüştürmek Mümkün mü?

OYUN-DERS_

YÖNETİMLE  İLETİŞİM

Contact information

ÖĞRENCİLERİN HAFTALIK  EV SEANSLARI

​               

Günümüzde pek çok aile, 10–15 katlı, 80–100 daireli bloklarda; birden fazla bloğu olan büyük sitelerde yaşıyor. Aynı bahçeyi, aynı asansörü, aynı otoparkı kullanıyoruz… Ama çoğu zaman hem biz yetişkinler hem de çocuklarımız birbirimizden habersiz, biraz da yalnız büyüyoruz. Oysa bu kadar çok ailenin bir arada yaşaması, çocuklarımız için muhteşem bir fırsat: Evde eğitim anlayışını, sadece kendi dairemizle sınırlı bırakmayıp, tüm bloğu ve siteyi içine alan bir “öğrenme ağı”na dönüştürebiliriz.

 

Bunun en pratik ve sıcak yolu da şu:
Bir bloktaki ya da sitedeki 5–6 annenin, haftada bir gün kendi evinde “evde anaokulu etkinliği” düzenlemesi.

5–6 Anne, 1 Gün, Küçük Bir Ev… Büyük Bir Öğrenme Ortamı Hayal  Edelim:

 

Aynı sitede yaşayan, çocukları birbirine yakın yaşta olan 5–6 anne bir araya geliyor.

  • Haftada bir gün, sıra ile her annenin evinde 1–2 saatlik bir etkinlik yapılıyor.

  • O günün ev sahibi annesi, kendi çocuğu ve komşu çocukları için küçük bir “evde anaokulu” programı hazırlıyor.

Bu kadar basit bir organizasyonla aslında çocuklar için:

  • Sosyalleşme imkânı (farklı evler, farklı çocuklar, farklı kurallar)

  • Paylaşma, sıra bekleme, empati kurma fırsatı

  • Oyun yoluyla öğrenme ve akademik destek bir arada sunulmuş oluyor.

Evler küçücük gibi görünse de, doğru planlandığında büyük birer öğrenme ve gelişim platformuna dönüşebiliyor.............

EVDE   ANAOKULU   UYGULAMASI

bottom of page