top of page

Mahalle Mektebine Başlama Merasimi



  • Mahalle mektebine başlama merasimi


Mahalle Mektebine Başlama Merasimi (Bed-i Besmele)Mahalle mektebine başlama merasimi ailelerin varlıklarıyla mütenasip bir şekilde yapılıyordu.Orta hâlli ailelerde çocuk giydirilip kuşatılır; erkek ise fesine, kız ise saçlarına süsler takılır, yakın akraba ile mektebe gidilir, derse başlatılarak hocaya dua ettirilirdi. Bundan sonra çocuklara birer ikişer kuruş dağıtılır, hoca ile kalfaya da mendil ucuna bağlanmış bir kaç mecidiye hediye edilirdi. Anadolu'da ise çocuklara para verilmez, simit ve şeker dağıtılırdı.Yüksek tabaka arasında “Bed-i Besmele” halk arasında da “Âmin Alayı diye isimlendirilen bu merasimler, hâli vakti yerinde aileler tarafından bir düğün kadar ciddiye alınırdı. Âmin alaylarının bazı kaynaklarda “Dua Alayı şeklinde de zikredildiği görülmektedir.Yukarıda da belirttiğimiz gibi bir çocuğun mektebe başlaması aile, mektep ve hatta mahalle için mühim bir hâdise olarak kabul edilirdi. Evde hazırlıklar yapılır, varsa sandıklardan yeni giysiler çıkarılır veya çarşıya gidilerek satın alınırdı. Yumuşak ve güzel bir minder doldurulur, sade veya imkânı olanlar tarafından mor kadife üzerine sarı sırma kılâptan işlemeli, “kâr-ı kadîm” , bir cüz kesesi çocuğun sağ omuzundan sola doğru çapraz bir şekilde boynuna asılmak için hazırlanırdı. Yine çocuk için bir elifba cüzü temin edilirdi. Bunların sarı soluk kâğıtlara basılmış olanları da bulunduğu gibi, çocuğu okumaya özendirmek için altın yaldızlı basılanları da olurdu. Bazı ailelerde elif-ba cüzlerinin müzehhep el yazmalarına da rastlanırdı ki, bunlar iyi muhafaza edilir ve nesilden nesil’ e devredilirlerdi.


Günlerine ve daha ziyade Pazartesi veya Perşembeye rastlanmasına itina edilirdi. Mektebin ilahici takımı haberdar edilir veya başka mekteplerin daha güzel sesli ilahici takımları tutulurdu. Çocuk yeni kıyafetiyle, zihin açıklığını ve hayatının yeni safhasında muvaffak olmasını sağlamak husûsunda himmetlerini istemek için ailesi tarafından evliya türbelerine ve bu arada ekseriya Eyüp Sultan'a götürülürdü. Çocuk bundan sonra da âilenin büyüklerine, yakın ve hatırlı dostlarına el öpmeye, dua almaya sevk edilir, nihâyet merasim günü gelir çatardı.Merasim günü çocuklar, o gün iça mektebe toplanırlar, önlerinde hocaları, kalfa ve bevvapları olduğu hâlde, ilahici başının idaresindeki ilâhici takımını takib ederek ve işaret edilen yerlerde “Âmin” diye bağırarak çocuğun evine gelirlerdi.Bu safhadan sonra da merasimin iki şekilde yapılabildiği görülüyor. Evinin, durumu ve hâli vakti müsait olanlar merasimi evde yaptırıyorlardı. Eve gelen mektep   çocukları, yeni başlayacak olan çocuğu alarak tekrar ilahilerle yola düzülüyorlar ve bu defa âmin alayına daha büyük bir kalabalık katılıyordu. En önde hoca ve başının üzerinde rahleyi taşıyan bevvap yürüyor, rahlenin üzerinde çocuğun minderi ile cüz kesesi bulunuyordu. Bunların yanı sıra erkek misafirler, bir faytona veya iki yanında birer kişinin yürüdüğü midilliye bindirilmiş olan çocuk, peşi sıra da bir ilahici başının idâresindeki ilahici takımı ve diğer çocuklar yürüyordu. En arkada ise kadınlar gelirdi. Âdet olduğu üzere ilahilerle şehir içinde karar dairesinde dolaşan alay tekrar eve dönerdi. Burada da ilahiler okunur ve mektep gülbankı çekildikten sonra alay sona ererdi. Bundan sonra alaya iştirak edenler minderler ve seccadelerle döşenmiş, öd ağacı ve buhurlar yakılıp havalandırılmış odada otururlar ve hocanın çocuğa ilk dersi vermesini beklerlerdi. Misafirler arasında ulemadan birisi varsa ilk dersi vermesi için hoca yerini ona terk ederdi. Minderine oturup rahlesinin üzerine elif-ba cüzünün ilk sayfasını açan çocuk eline odun, kemik, pirinç, gümüş veya altından yapılmış “hilâl” adlı çubuğu alarak hocanın vereceği işareti ve söyleyeceği sözleri beklerdi.İlk derste çocuğa elifba cüzünün en başındaki duâ kısmı ile bir kaç harf ve çok kere sadece elif harfi okutulurdu.Böylece ders sona erer, bundan sonra da:“Yarabbi ilmimi ve aklımı ve anlayışımı artır.” manasına gelen “Râbbi zidnî ilmen ve aklen ve “fehmen” veya “Rabbi yessir...” duası çocuğa tekrar ettirilirdi.


İlk ders şu şekilde yapılırdı:Hoca: Eûzubillâhi mineş-şeytâni'r-racîm.Çocuk: Eûzubillâhi mineş-şeytâni'r-racîmHoca : BismillâhirrahmânirrahîmÇocuk: BismillâhirrahmânirrahîmHoca : Rabbi yessir (Rabb'im kolaylaştır.)Çocuk: Rabbi yessirHoca : Ve la tuassir (Fakat zorlaştırma.)Çocuk: Ve la tuassirHoca : Rabbi temmim (Rabb'im tamamlattır.)Çocuk: Rabbi temmimHoca : Bilhayr (hayırla)Duayı takiben çocuk, hocasının ve diğer misafirlerin ellerini öper, bu esnada hâfız talebeler tarafından Kur'ân okunur, daha sonra hoca veya bir başkası tarafından dua edilerek merasim sona erdirilir. Bundan sonra kurulmuş olan sofraların başına geçilerek yemek ve lokma yenilirdi. En sonunda törene katılan bütün çocuklara birer, ilahicilere ikişer, ilahici başına üç kuruş; hoca, kalfa ve bevvaba münasip miktarlarda para ile mintanlık ve cübbelik kumaş verilirdi.Merasimin ikinci bir şekli daha vardı ki, bu da evin darlığı veya başka bir mahzur sebebiyle mektep de yapılanı idi. Mahalleyi dolaşan alayla mektebe gelinir, ilahiler okunduktan ve gülbank çekildikten sonra içeri girilerek merasim yapılırdı. Bu sırada davetliler ve çocuğun yakınları da hazır bulunur ve sonunda lokma yenilerek hediyeler dağıtılırdı. (Ali Birinci, “Mahalle Mektebine Başlama Merasimi ve Mektep İlâhîleri”, II. Milletlerarası Türk Folklor Kongresi Bildirileri-IV, Ankara 1982, s: 37-57)


Evet, muhterem Ebeveynler,Görüldüğü gibi, Osmanlılar, Kur'ân-ı Kerim'i minicik kalplere böyle sevdirdi. Yüreği Kur'ân ve İslâm sevgisiyle büyüyen çocuklar, dünyada vatanına, milletine, ailesine ve dinine hizmet eden şuurlu birer fert oldular; ahirette de hem kendi kurtuluşlarına vesile ameller işlediler, hem de ebeveynine “sadaka-i cariye” olacak hayırlar gönderdiler. Biz de ecdadımızın bu güzel âdetlerini yaşatarak, yavrularımızı merasimlerle ve tatlı hâtıralarla yâd edeceği şekilde Kur'ân-ı Kerim'le tanıştırmalı ve onların gönüllerinin derinliklerine bu ulvî muhabbetin tohumlarını ekmeliyiz.Kaynak: Sadakatforum

 
 
 

Yorumlar


Add a rating

Apartmanımızı “Evde Anaokulu”na Dönüştürmek Mümkün mü?

OYUN-DERS_

YÖNETİMLE  İLETİŞİM

Contact information

ÖĞRENCİLERİN HAFTALIK  EV SEANSLARI

​               

Günümüzde pek çok aile, 10–15 katlı, 80–100 daireli bloklarda; birden fazla bloğu olan büyük sitelerde yaşıyor. Aynı bahçeyi, aynı asansörü, aynı otoparkı kullanıyoruz… Ama çoğu zaman hem biz yetişkinler hem de çocuklarımız birbirimizden habersiz, biraz da yalnız büyüyoruz. Oysa bu kadar çok ailenin bir arada yaşaması, çocuklarımız için muhteşem bir fırsat: Evde eğitim anlayışını, sadece kendi dairemizle sınırlı bırakmayıp, tüm bloğu ve siteyi içine alan bir “öğrenme ağı”na dönüştürebiliriz.

 

Bunun en pratik ve sıcak yolu da şu:
Bir bloktaki ya da sitedeki 5–6 annenin, haftada bir gün kendi evinde “evde anaokulu etkinliği” düzenlemesi.

5–6 Anne, 1 Gün, Küçük Bir Ev… Büyük Bir Öğrenme Ortamı Hayal  Edelim:

 

Aynı sitede yaşayan, çocukları birbirine yakın yaşta olan 5–6 anne bir araya geliyor.

  • Haftada bir gün, sıra ile her annenin evinde 1–2 saatlik bir etkinlik yapılıyor.

  • O günün ev sahibi annesi, kendi çocuğu ve komşu çocukları için küçük bir “evde anaokulu” programı hazırlıyor.

Bu kadar basit bir organizasyonla aslında çocuklar için:

  • Sosyalleşme imkânı (farklı evler, farklı çocuklar, farklı kurallar)

  • Paylaşma, sıra bekleme, empati kurma fırsatı

  • Oyun yoluyla öğrenme ve akademik destek bir arada sunulmuş oluyor.

Evler küçücük gibi görünse de, doğru planlandığında büyük birer öğrenme ve gelişim platformuna dönüşebiliyor.............

EVDE   ANAOKULU   UYGULAMASI

bottom of page